Ertuğrul Özkök Bey'in "Parmalat İsyanı" haksızdır!

Boşver Ayşe. Alınma" diye kendime kaç kere tekrar etsem de duruma alınmış bulunuyorum!

Haberin Devamı

Boşver Ayşe. Alınma" diye kendime kaç kere tekrar etsem de duruma alınmış bulunuyorum! Ertuğrul Özkök Bey iki gündür "Hürriyet" gazetesindeki köşesinde, Türk medyasında köşe yazarlarının yolsuzlukları yazamadıklarına değinirken İtalya'daki PARMALAT skandalına gönderme yapıyor. Bunları yazamıyorsanız bari PARMALAT'ı yazıp durumunuzu idare edin demeye getiriyor.

Ben bu köşede PARMALAT konusunu yazdım. Ve Ertuğrul Bey'in neden böyle bir bağlantı kurduğunu anlayabildiğimi de söyleyemem. Çünkü meselenin esası aynıdır.

PARMALAT konusunu yazarken çok dikkat etmiştim. İşadamlanmızın, "uyuşturucu bağımlısı" gibi bitmeyen bir hırs içinde her işe nefes almadan el atmalarını eleştirmiştim. Sözde İtalyan Calisto Tanzi'yi eleştiriyordum ama çok hınzır bir biçimde planladığım yazımdaki son cümleler şöyleydi:

"Sonra da koyun faturaları BİZLERİN ÖNÜNE! İnsan deli oluyor, DELİ!"

Bardak taştıktan sonra bile içine su doldurmaya ısrarla devam eden kişilik bozukluğuna ilk olarak Büyük İskender'de rastlamıştım. "Haydi al orduyu, çık Makedonya'dan, Seddülbahir köyü üzerinden geç karşıya. Gir Anadolu'ya, kurtar Pers tahakkümü altındaki halkları" diye bir talimatla yola çıkan bu kumandan, rotayı nerede şaşırmıştı? Haydiii ver elini Hindistan!

Ordu bitap ama bir nehri geçip yola devam etmek hırsı içinde kavruluyor İskender. En nihayet üst kumandanı geliyor ve diyor ki: "Buraya kadar İskender. Yetti gayri. Askerler yıllardır ailesinden uzak. Bu nehri geçmiyorlar artık!" Ancak böyle geri dönüp Mısır ve İskenderiye kentine gelip Hakkın rahmetine kavuşuyor.

Öldükten sonra yanındaki planlara bir bakıyorlar ki, Mısır'dan Kuzey Afrika'ya, Cebelitarık'tan İspanya'ya geçip tüm Avrupa'yı fethetme hırsı içinde kavrulup dururmuş Büyük İskender!

Benzer hırsa Asil Nadir'in kapıldığı kulağıma gelmişti. Halis Toprak'ı dinlerken aynı duyguları yaşamıştım. Calisto Tanzi de benzer duygulara kapılmış. Bu hırs yüzünden, durmadan Niyagara Şelalesi gibi üzerlerine akan paranın 500 misli yeni yatırımlara girme tribine kapılan bu iş adamları, yükseleceklerine çukura düştüklerini geç anlıyorlar.

Bu durumdan kurtulup eski GÜNEŞLİ günlerine (bu güzel oturdu!) dönmek için bankadaki paraları başka şirketlerine, şirketlerdeki paralarını başka işletmelerine, ilerideki muhtemel kazançlarını bugünlere kaydırarak, hortumlayarak, yasadışı işlere bulaşmayı çok olağan ve normal kabul ediyorlar.

Eeee bir de muhasebe şirketleri buluyorlar, ileriye matuf kârları muhakkak kazanılmış gibi kayda geçiren, (Örneğin Enron, 2015-2020 yılları arasındaki muhtemel kârlarını bugünden hesaba dahil etmişti. Bunu yapan muhasebe şirketi de Arthur Andersen'di!) yolsuzluğa göz yuman bir adalet sistemini de eklersek, durum bu boyutlara tabii ki gelir!

PARMALAT, şimdi hesap veriyor. Bizim gibi bir masaya oturup, "Bunları borç kabul edelim, 20 yılda taksitle geri öderim" önerileri konuşulmuyor. Neşter Operasyonu çok önemlidir ve ilerideki benzer uygulamaları önleyecektir. "Sistemin temizlenmesi" şarttır. Medya mensupları birbirlerini eleştirebilirler ama yiğidin hakkını da teslim etmeleri gereken yerler vardır! Alındım doğrusu!

Okuyucu mektubu
Bu çocuklarımıza kitap yollayalım!
Ağrı'dan Fen Bilgisi Öğretmeni İbrahim Akyüz (0533 711 74 72) şu sözlerle sizlerden yardım istiyor: "Taşlıçay Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda 520 öğrenci okuyor ve kütüphane yok. Mehmet Akif Ersoy'un hayatını yaz desek, bakıp öğrenecekleri hiçbir kaynak yok. Sizin vasıtasınızla düşünceli ve yardımsever vatandaşlara seslenmek istiyoruz. Lütfen bize yardım etsinler. Kitap ve ansiklopedi göndersinler." Ben de hepinize, "Lütfen çabuk olun, yardım edin" diyorum. A.Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR