Kaliforniya'deki Ermeni lobisinin ne kadar aktif olduğunu geçen yazılarımda da özellikle belirtmiştim. Bu yıl da soykırım tarihi kabul ettikleri 24 Nisan'da yapmak istedikleri etkinlikler için etraftan bağış toplamak isterken karşılaştıkları bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
24 Nisan tarihinde ABD'nin belli başlı kentlerinde, Avrupa başkentlerinde ve Kudüs'te gerçekleştirmeyi planladıkları dev organizasyonda kullanılmak üzere gerekli posterler için bir yarışma açılmış. Yarışmayı kazanan poster, İsrail'de basılacakmış ve dünya kentlerine oradan dağıtılacakmış.
Tabii bütün bu eylemleri gerçekleştirmek için önce para gerekiyor. Bağış istenen mesajda kullanılan ifade şöyle:
"Bu projeyi devam ettirmek için bayağı bir uğraş gerekmektedir."
Herhalde! Neyse, bağış talebi mesajını yolladıkları bir doktorun kendilerine cevabını bugün köşeme alıp sizlerle paylaşmak istedim:
"Ermeni diasporası milyonlarca dolarlarla afiş bastırıp, bitmek tükenmek bilmeyen Türk ve Türkiye'ye karşı sürdürülen psikolojik nefreti devam ettirmek yerine, Ermenistan'da açlıktan ölüm sınırında yaşam sürdüren Ermeni vatandaşlarına yardım etse, daha memnun olurum. Benim çocukluğum Ermeni, Rum, Hıristiyan ve Müslümanların omuz omuza ahenk içinde yaşadığı İstanbul'da geçti."
Güneşin getirdiği duygular
Her sabah 07.00-07.20 saatleri arasında arabamla giderken Açık Radyo'yu dinlemeye doyamıyorum. Öylesine güzel parçalar çalınıyor ki, birdenbire şaşırıp kalıyorsunuz. Genellikle beni alıp çok gerilere götüren parçalar oluyor bunlar. Dün sabah yine radyoyu açtım. "In the wee small hours of the morning" (Sabahın alacakaranlık saatlerinde) çalmaya başladı. Bu eseri en çok Frank Sinatra'nın yorumuyla severim. Dinlemeyeli yıllar olmuştu. Etrafıma bakındım. Henüz bakkallar açmamış, köşeye yığılmış günlük gazeteler teslim alınmamış, ne önümde giden, ne arkamdan gelen bir otomobil var. Sanki bu saatte İstanbul'da herkes uyuyor ve bir tek ben ayaktayım ve bu şarkı sadece benim kulaklarım, benim zevkim, benim mırıldanmam için çıkıyor karşıma! Şarkı şöyle devam ediyor:
Sabahın alacakaranlık saatinde
Bütün dünya derin uykudayken
Bir tek ben yatağımda uyanık
Sevdiğim, düşüncelerimde!
Bir müddet sonra çok derinlerden gelen, gene yıllardır duymadığım ancak en beğendiğim parçalardan birisi daha kulaklarımı okşuyor: "On the sunny side of the street" (Kaldırımın güneşli kenarında). Buyrun size moral depolayacak sözlerle dolu bir başka şarkı daha:
Bırak derdini kapı arkasında
Ceketini tak koluna
Şapkanı unutma
Yürüt ayaklarını
Kaldırımın güneşli kenarında
Çok keyif veren bir şarkı bence, sayesinde insan güne pozitif başlıyor. Böyle duygulu ve güzel parçalan çalan Açık Radyo'nun sesi susmasın diyorum.
Dikkat... Dikkat...
Türk adaletine güveniyoruz
Bu sabah, Ruhat Mengi'nin Ankara'da duruşması var. Sivil toplum örgütlerinin ve kadın kuruluşlarının takip edeceği bu duruşmada sadece Türk kadınını ezmeyecek yasaların çıkması için yıllardır uğraşmış bir gazetecidir Ruhat Mengi. Töre ve geleneklere önem veren zihniyetlere genel olarak isyan etmek için yazdığı bir yazıdan dolayı hakim karşısına çıkıyor. Milyarlarca liralık tazminatların söz konusu olduğu taleplerin yersizliğini düşünüyor, adalete güveniyoruz.
Ermeni lobisinin aldığı cevap
Kaliforniya'deki Ermeni lobisinin ne kadar aktif olduğunu geçen yazılarımda da özellikle belirtmiştim. Bu yıl da soykırım tarihi kabul ettikleri 24 Nisan'da yapmak istedikleri etkinlikler için etraftan bağış toplamak isterken karşılaştıkları bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum
Haberin Devamı

