Ege Cansen'in yaptığı harikulade hesap dökümü

Cumartesi günü Sayın Ege Cansen'in, "Sık ümüğünü, al parayı" başlıklı yazısını büyük bir keyifle okudum

Haberin Devamı

Cumartesi günü Sayın Ege Cansen'in, "Sık ümüğünü, al parayı" başlıklı yazısını büyük bir keyifle okudum.

Sade vatandaşın değerlendirmesini çok güzel tespit edip, yok olan 43,6 milyar doların halkımızın gözünde nasıl geri alınma beklentisinde olduğunu açıklamış, "Lavazye" kanununa uygun olarak da bunun gerçekleşmemesi için vatandaşın hiçbir neden görmediğini gözler önüne sermiş.

"Madem ki ortada 43,6 milyar dolar AKTARMA var, öyleyse patronlar buna eşit miktarda servet edinmişlerdir. Sıkalım bu patronların ümüğünü, kusturalım yuttukları paracıkları."

Yazısında kazın ayağının tam da böyle olmadığını belirten Ege Cansen'in değerlendirmelerinde aşağıdaki bölüm de dikkatimi çekiyor.

"En büyük hünerleri, özellikle kamu bankalarından kredi alıp, gayri iktisadi yatırımlar yapmak olan egosu hormonlu ŞARLATAN işadamlarının, bu kadar parayı batırırken şahsen haksız servetler edindiklerinden hiç şüphem yok. Yaşantıları meydanda."

Tango yapmak için iki kişiye ihtiyaç olduğundan, ben bir de bu "egosu hormonlu şarlatan işadamlarına" bu kadar parayı verenlerin hiç mi kabahati yok diye sormak istiyorum?

Özel veya devlet bankası, yetkililer her ipini koparıp önüne oturan şarlatan işadamına istenen krediyi derhal nasıl verir?

Bu para muhakkak kâr edebilip, borcunu ödeyebilecek bir şirkete verilmemeli midir? Yatırım yapılacak iş kolunun uzmanı kadrolar doğru değerlendirmeler için bankalarda mevcut mudur?

Fizibilite raporları gerçekleri mi yansıtır, yoksa yutturmaca, şişirmece midir?

Hiç unutmuyorum, bir tek defa Halis Toprak'ın bir televizyon kanalındaki konuşmasını dinledim. Hatırladığım kadarıyla şöyle dedi:

"Hükümet bize dedi ki: Anadolu'nun kalkınmasında fayda görülen yörelerine yatırım yapan işadamlarımıza yatırdıkları kadar parayı da devlet verecektir.

Ben de bunu duyunca, 30 küsur (şu rakama bakınız!!!) yöreye yatırım yapmaya başladım. Zannettim ki, yatırdığım kadar parayı devlet bana verecek. Ben bunları yaptıktan sonra devletten paramı istemeye gittim. Bana, 'Paramız yok. Veremeyiz' dediler. Ben de mecburen kendi bankama gidip bu parayı çektim..."

Hani, Nasrettin Hoca demiş ya: "Hırsızın hiç mi kabahati yok?" Şahsen ben parayı alana olduğu kadar verene de bakarım. Bu kişilerin de "egoları hormonlu" değil midir? Şarlatanlığın kitabını yazamazlar mı? Bunları tespit etmek zor mu? Kendisinin ve aile fertlerinin banka hesapları, gayrimenkul varlıkları gözden geçirilemez mi? Vatandaşın kanını köpürtmeye devam eden bu duruma biraz merhem sürülemez mi?

DİĞER YENİ YAZILAR