Bülent Eczacıbaşı'nın daveti üzerine 16 Mart Salı günü, birkaç gazeteci arkadaşla birlikte öğlen yemeğinde buluştuk ve Prof. Dr. Murat Tuzcu ile tanıştık. Prof. Tuzcu'yu başarılı çalışmalarından dolayı Türkiye'de tanıyan çok olsa da ben yine de kendisinin Cleveland Clinic'te "Girişimsel Kardiyoloji ve Intravaskuler Ultrasonografi Laboratuvar Başkanı" olduğunun altını çizmek istiyorum.
Prof. Tuzcu, konusuna son derece hakim, kardiyolojiye ilaveten her türlü sağlık sorusunu, tıp terminolojisinden uzak biçimde cevaplandırma yeteneğine sahip bir üp adamıdır. Dünyanın en önemli sağlık kurumunda bilgi ve yeteneğiyle hak ettiği yüksek mertebeye, başarılı çalışmalarıyla gelmiş bir meslek adamı. Siz de farketmişsinizdir, medya sağlık konularını yansıtırken neredeyse her gün, yeni bir bulgunun ortaya çıktığını, bu bilginin ışığında, örneğin fazla süt içmenin, hatta su içmenin bile zararlı olduğu haberlerini manşet yapabilmektedir.
Prof. Tuzcu, bu uygulamanın yanlışlığına dikkat çekerek, bu raportörlerin sağlık sektörü deneyimine sahip olmalarının önemini vurguladıktan sonra, "Böyle bir bilgi, gelişigüzel biçimde medyada yer bulmamalıdır. Yeni bulgu, kim tarafından hangi ortamda takdim edilmiştir? Nerede neşredilmiştir? Buna karşın hangi uzmanlar ne gibi değerlendirmeler yapmışlardır? Benzer araştırmalar yapıldıktan sonra sağlam verilerle bu tür bilgilerin halka sunulması gerekir" diye konuştu.
Şeker ve tansiyon rahatsızlıklarına karşı koyabilmek için üç hususun altını çizen Prof. Tuzcu, "Sigara bırakılacak. Hareketsizlik son bulacak. Dengeli beslenilecek. Bu üç altın kuralı uygulayan kişiler uzun yaşama ihtimalini yakalamak için üzerlerine düşen görevi yerine getirmişler demektir" dedi.
Kendisine sorularımdan birisi şu oldu: "Vücut metabolizmamız kışın börekli, pilavlı besinleri yememizi teşvik ediyor fakat havalar ısınınca bir salatalık ve domatesle idare etmemizi mümkün kılıyor. Kışın beliren bu güdülerimiz, bizleri şişmanlatıyorsa, nedir bu doğanın bizleri içine sürüklediği savaş? Vücut metabolizmamıza niçin güvenemiyoruz?"
Dr. Tuzcu, "İtidal çok önemlidir. Bir de kendinizi, yemeye yemeye, yağsız yemek yeme alışkanlığına sokabilirsiniz" dedi. Gerçek cevap ise kalabalık masada tanışma fırsatı bulamadığım beyefendiden geldi: "Ayşe Hanım, bazı bünyeler iyi imal edilmiş otomobiller gibidir. Yersiniz de yakarsınız da! Bazıları ise genetik olarak daha kalitesiz otomobillerdir. Gözünüzün yaşına hiç bakmadan yediklerinizi derhal depolar. Bu bir genetik kalite meselesidir."
Karşımda oturan, filinta gibi ince Bülent Eczacıbaşı'nın fütursuzca bol bol yemek ve üstüne de kahkahalarla çikolata yediğine dikkat etmiştim.
İçimden derin bir lahavle çekip, tabağımdaki nefis fınnda armudu yarım bıraktım. İşte o anda benim otomobilimin rektifiye edilmeye ihtiyacı olduğunu anladım!! Prof. Tuzcu'ya başarılarının devamını dilediğimi söyleyip, Bülent Bey'e bu eğitici davet için teşekkür ettim. Çıkarken karşılaştığım bizim gazeteden sevgili Murat Birsel'e asap bozukluğumdan, "Günaydın Murat. Ay pardon, iyi akşamlar Murat" diyerek öğlen vakti salondan aynldım.
Okuyucu mektubu
"Öğrenci affı bekliyoruz"
■ Hükümet hiç bu konuya değinmedi. Bu, TBMM için bir yasal sorumluluk değil, bir teamül niteliğindedir. Bu bekleyiş ne bana, ne aileme, ne de topluma faydalıdır. Öğrenci affı acaba ne zaman çıkacak? Bekliyoruz. (Demircan K.)
* Ben köşemde bu konuya daha önce değindim. Yetkililer, "öğrenci affı şu tarihte çıkacak " veya "Öğrenci affını şu şu sebeplerden dolayı hemen çıkartamıyoruz" desinler yeter. Binlerce öğrenci ve aileleri böyle bir mesaj bekliyorlar.
Dikkat...
Haydi bakalım!
Erzurum Yenişehir'deki Mustafa Kemal İlköğretim Okulu' nun kitap ve ansiklopediye ihtiyacı var. Uygun kitaplarınızı bu yavrulanmızdan esirgemeyin. Telefon: (0 442) 316 70 59 (0 535) 964 21 51
Eczacıbaşı Tıp Günü!
Bülent Eczacıbaşı'nın daveti üzerine 16 Mart Salı günü, birkaç gazeteci arkadaşla birlikte öğlen yemeğinde buluştuk ve Prof. Dr. Murat Tuzcu ile tanıştık
Haberin Devamı

