"Tekstil ihracata nasıl gidiyor Mehmet? İşler iyi mi kötü mü?"
"Vallahi Ayşe Abla, kör topal gidiyor işte, kör topal gidiyor!"
"Neden?"
"Enflasyon artınca dolar düşünce başka ne olabilir ki? Avrupalı'ya Türkiye'nin özel durumunu kabul ettiremiyoruz. Adam, ben euro'ya bakarım diyor"
"En rahat kimlerle çalışıyorsunuz?"
"En rahat Kuzey Avrupa ülkeleriyle çalışıyoruz. Danimarka'ya ihracatımız çok. Rahat adamlar. Musevi veya İtalyanlar gibi değiller."
"Ne fark var?"
"Musevi ile çalışınca adam, daha fazla nereden, nasıl kâr edebilirime bakıyor. Bunu elde edebilmek için de devamlı kurcalıyor. Onlarla konuşurken çok uyanık, yavaş konuşan, düşündükten sonra konuşan iş adamı olman gerekiyor. En ufak bir hatana veya dil sürçmene bile yapışabiliyorlar.
İngiltere'ye de ihracat yapıyoruz ama onlara verilen mallar metal detektörden geçmek zorunda."
"Neden?"
"Birkaç yıl önce bir hanım, küçük oğluna tişört almış. Penyenin içinde kırık iğne parçası varmış. Çocuğa batmış, damarda yürümüş, bir kanalı tıkamış ve firma, o bayana çok ama çok büyük bir tazminat ödemek zorunda kalmış. O gün bugündür İngiltere ve Amerika'ya yapılan tekstil ürün ihracatlarında metal detektörden geçiriliyor ithal mallar.
Aynı durum Almanya, Fransa, Belçika için gerekli değil mesela."
"Türkiye'ye rakip ülkeler var mı?"
"Hem de nasıl var! Bangladeş, Pakistan ve tabii korkulu rüyamız Çin!"
"Nasıl yani?"
"Amerika Çin'e, Most Favored Nation (En fazla tercih edilen ülke) statüsü verdi ya? Çin imal ettiği her malı, vergisiz, rüsumsuz, Amerikan pazarına sokabiliyor. Ya AB'de bugün Çin'e uyguladığı kotaları kaldırırsa diye düşünüyoruz ve ödümüz kopuyor. Çünkü Çin'le rekabet etmemiz olanaksız. Sadece biz değil, hiçbir ülke Çin'in düşük maliyetinde üretim yapamaz."
"Bu bana neyi anımsattı bilir misiniz? Terlemeden, uğraşmadan sürprizlere yer bırakmadan dünya platformunda para kazanamazsınız. Hiçbir iş yalapşap olamaz. Ben yapüm oldu da gerilerde kaldı artık. Sistematik, detaylı, çağdaş ve doğru çalışma Türk sanayiini dünya platformuna çıkarabilir."
Okuyucu mektubu
Nüfus planlaması için güzel bir öneri!
* Çoğaldıkça fakirleşiyor, fakirleştikçe çoğalıyoruz. Bu durumda şöyle bir teşvik uygulamamız gerekir. Devlet, resmî nikahla evlenmiş, bir çocuk doğurmuş her aileye ayda 100 milyon destek versin. İkinci çocuk doğarsa bu yardımı geri çeksin. Böylece fakir ailelere o tek çocuğu iyi yetiştirme konusunda yardım edildiği gibi yasal olmayan evlilikler de en aza iner. (Fevzi Altun/Tokat)
* Önerilerinizi uygulayacak zihniyet hükümette var mı dersiniz? Hatta bu durumu bile bile, inadına inadına oy avcılığı için, menfaat için, kandırmak için, halka "daha çok doğurun" diye tavsiyede bulunan, en azından Necmettin Erbakan'ın söylediklerini hatırlıyorum. Sayın Erbakan, siz Fevzi Altun kadar düşünemiyor muydunuz acaba? Ne dersiniz? Aklın yolu bir değil midir? Allah "aklını kullanmayana 'pislikler' yağar" demiyor mu? Teşekkürler.
Dünya platformuna yalapşap işlerle çıkamazsınız
"Tekstil ihracata nasıl gidiyor Mehmet? İşler iyi mi kötü mü?" "Vallahi Ayşe Abla, kör topal gidiyor işte, kör topal gidiyor!"
Haberin Devamı

