Bugün sizlere Los Angeles'ta oturan aziz dostlarımız Delia ile Fikret Tecimer'in başına gelmiş bir olayı anlatmak istiyorum. Delia, dün beni Büyükada'daki Büyük Kulüp'ten aradı, iyilik haberlerimizi birbirimize ilettik. Bu sabah Los Angeles'a dönüyor ama konuşmamız bana aşağıdaki çok hoş hikâyeyi hatırlattı. Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Delia ile Fikret her yaz İstanbul'a geldiklerinde Büyükada'daki Büyük Kulüp'te bir ay kalırlar. Dostlarını burada ağırlarlar, misafirliğe buradan gidip gelirler yani kısacası Büyük Kulüp bir ay boyunca bu dostlarımızın "evi" olur.
Sanırım iki-üç yıl önceydi. Bir akşam Delia ile Fikret birlikte bize yemeğe geldiler. Sarafin şaraplarının ortaklarından rahmetli Güven ve Vicdan Nil de bizdeydiler. Gece geç vakte kadar sohbet ettik. Saat tam 24'te şoför, Delia ile Fikret'i bizden aldı ve Bostancı iskelesinden 24.30'da kalkacak son vapura yetiştirdi. Hikâyeyi ertesi gün Delia'dan şöyle dinledim:
"Ayşeciğim, dün akşam için çok teşekkür ederiz. Senin şoför bizi vapura bıraktıktan sonra başımıza gelenleri dinlemeni isterim. Biz Fikret'le vapura bindik ve üst kata çıktık. Hava da oldukça sıcak biliyorsun, kimseler yoktu. Vapur iskeleden ayrıldıktan sonra ben koltuğa kıvrıldım. Hemen dalmışım."
"Sahi mi diyorsun Delia?"
"Sahi sahi. Sonra gözümü açtığımda bir de ne göreyim..."
"Eyvah, ne gördün peki?"
"Saat sabahın 3'ü. Her taraf karanlık. Karşı koltuğa da Fikret uzanmış uyumuyor mu?"
"Vapurda mısınız hâlâ?"
"Evet. ikimiz de oracıkta uyuyup kalmışız. Vapur ada seferlerini yapıp bitirmiş. Gelmiş, Bostancı'ya iskeleye bağlanmış. Biz de bir güzel uyku çekmişiz ki sorma gitsin!"
"Ay Delia, geçmiş olsun. Çok üzüldüm. Ne yaptınız sonra?"
"Hemen Fikret'i uyandırdım. O da olanları anlayınca çok şaşırdı. Kalktık, çıktık vapurdan. Nereye gideceğimizi şaşırdık birden."
"Bir otele gitseydiniz! Ne yaptınız peki ondan sonra?"
"Oteli o anda düşünemedik. Aklımıza, yazları Caddebostan'da oturan Los Angeles'tan dostlarımız Harika ile Ertürk geldi. Hemen bir taksiye atladık onlara gittik. Sabahın 4'ünde onları uyandırdık. Neyse, Harika çay yaptı. Ancak kendimize gelebildik. Otele biraz evvel gelebildik. Bir maceraydı ki sorma! Gene de sana ve Haluk'a dün gece için teşekkür etmek isteriz."
İşte böyle bir macera yaşadı dostlarımız Delia ile Fikret. Gelecek yaz muhakkak Seddülbahir'e bizi ziyarete geleceklerine dair söz verdiler. Doğrusu bugün hoş bir anı olarak hatırladığımız dostlarımızın başına gelmiş bu hikâye, o günlerde bayağı üzücü olmuştu.
Dikkat... Dikkat...
Çöp imha istasyonları mutlaka kurulmalı
Seddülbahir Köyü, bu yıl sinek ve sivrisinekten kısmen arınmış durumda. Bu sevindirici bir haber. Duyduğuma göre yörede toplanan çöpler artık Milli Park'ın bazı yerlerine boşaltılmıyormuş. Toplanan çöpler Çanakkale'ye sevkediliyor, orada imha ediliyormuş. Bu uygulamayı planlayanlara teşekkür ediyoruz. Daha temiz bir Türkiye için çöp imha istasyonlarının mutlaka kurulması gerekiyor. Bunlar çok pahalı tesisler midir? Sıra bunlara ne zaman gelecek diye merak ediyoruz doğrusu. Gene de yöremizde her yıl gittikçe artan çöpleri toplamak için Gelibolu Milli Park Müdürlüğü'nün tek kamyonu yetersiz kalıyor. Bu arkadaşlar canla başla çalışıp 10 günde bir gelerek bu kadar birikimden sonra etrafa dağılıp mikrop yuvası olan çöpleri topluyorlar. Keşke elinde ıskartaya çıkarılmış, kullanılmayan çöp kamyonu olan bir belediye, bizlere bunlardan birini gönderse de tamir edip çöp kamyonu adedimizi artırabilsek. Tabii ki bu çöp birikimi sadece yaz aylarında artıyor. Kışın sorun yok. A. Ö.
Dostlarımızın başına gelenler
Bugün sizlere Los Angeles'ta oturan aziz dostlarımız Delia ile Fikret Tecimer'in başına gelmiş bir olayı anlatmak istiyorum. Delia, dün beni Büyükada'daki Büyük Kulüp'ten aradı, iyilik haberlerimizi birbirimize ilettik
Haberin Devamı

