Çok az ülke, Irak Krizi'nin tüm cephelerini biliyor. Bilgiler yavaş yavaş yüzeye çıkıyor. Fransa, Rusya ve Çin'i ele alalım. Dün öğreniyorum ki Fransa'da Total-Elf, Rusya'nın ismini şu anda hatırlamadığım büyük petrol firması, Çin'in petrol şirketleri...
Irak'la anlaşmalar yapmışlar bile! Fransa, 8 milyar pound'luk bir anlaşmanın 4 milyarını ödemiş durumda! Buyrunuz! Tabii ki bu ülkeler yapmış oldukları anlaşmaların, muhtemel bir harpten sonra oluşabilecek yeni Irak yönetimince saygı görüp görmeyeceğini bilmedikleri için Amerika ve müttefiklerinin bu yaklaşımına karşı çıkmaktalar. Ben de zannetmiştim ki "insanlık namına, suçsuz insanların ölmesi ihtimallerine" imkân tanımamak için Birleşmiş Milletler'in İkinci Kararnamesi'ne karşılık başka bir teklifte bulunuyorlar! Meğer durum hiç de öyle değilmiş! Aynı biçimde Türkiye Cumhuriyeti'nin gerekli tezkereyi TBMM'den çıkarma zorluğunun ucunda, ne gibi dikenli yolların ve düşüncelerin bulunduğunu da diğer dünya ülkeleri bilmiyorlardır.
Daha dün Talabani ve Barzani'nin "Muhalefet" grubunda Türk askerlerinin kuzeyden girmesine itirazlarını tam olarak duyduk. Bundan haberimiz yoktu. Hatta bu iki kişinin Ankara'ya gidip gelmelerinde koordinasyonlu bir çalışma yürütüldüğünü sanıyorduk. Buyrunuz!
ABD ve müttefikleri Saddam'ı devirdikten sonra Irak'ın nasıl idare edileceği hakkında bir formül geliştirmişler mi? Bunu da daha sonralan öğreneceğimiz endişesiyle sarsılıyoruz. Kimbilir daha bilmediğimiz neler neler var?
Irak sorunu tam bir dokuz başlı canavar!
Şu anda Tony Blair'in konuşmasını dinliyorum. Hazırlanan İkinci Kararnameyi, Birleşmiş Milletler'de henüz oylamaya koymamaya karar verdiklerini belirtiyor. Yani Saddam'a bir şans daha veriliyor!
"On iki yıldır bu oyunu Saddam bizimle oynuyor. Kitle imha silahlarını saklamaya devam ediyor. Katil bir rejim olduğunu biliyoruz. 'Rejim önemli değildir' diyenlere cevabımız şudur:
Bu düşünce tarzındaki bir adamın ileride daha fazla tehlike arz edeceğini anlamıyor musunuz?"
Bir parlamenterin şöyle bir sorusu geliyor: "Saddam iktidardan uzaklaştırıldıktan sonra ülkenin bir Amerikan generalinin idaresine bırakılması düşünülüyormuş. Birleşmiş Milletler'in idaresine geçmesi daha doğru değil mi?" Blair, buna karşılık diyor ki: "Henüz Saddam'in gidişinden sonra nasıl bir idarenin başa geterileceği hususunda karar verilmedi." Buyrunuz!
Biyolojik ve kimyasal silah denetçilerinin başı Dr. Blix'in son raporu önümüzdeki cuma günü verilecek. İşte Saddam'a verilen bir şans daha!
Bilen bilir, geçen yıl yaz mevsiminde ben Saddam Hüseyin'e bir teklif yapmış, idareyi genç bir Iraklıya bırakmasını önermiş ve bize balık yemeğe davet etmiştim! Korkarım gelişmeler öyle bir duruma gelecek, Saddam Hüseyin diyecek ki, "Ahhh! Keşke Ayşe Özgün'ün davetini kabul etseydim de halkımı ve kendimi bu duruma getirmeseydim!" Evet, Irak meselesi Dokuz başlı canavar!
Dikkat... Dikkat...
Kutluyorum!
NTV'de Mithat Bereket'in "Anahtar" programını CNN'de de M. Ali Birand'ın "Irak Kurultayı" programlarını zevkle izledim. İki ekibi de kutluyorum.
THY hakkında
Dün Ruhat Mengi'nin Türk Hava Yolları pilotları ve havalimanlarının emniyeti konusunda yazdıkları bence Pandora'nın kutusunu açmıştır. Bu tehlikeler karşısında ben de yetkililerden bir açıklama bekliyorum.
Dokuz başlı bir canavar!
Çok az ülke, Irak Krizi'nin tüm cephelerini biliyor. Bilgiler yavaş yavaş yüzeye çıkıyor. Fransa, Rusya ve Çin'i ele alalım. Dün öğreniyorum ki Fransa'da Total-Elf, Rusya'nın ismini şu anda hatırlamadığım büyük petrol firması, Çin'in petrol şirketleri...
Haberin Devamı

