Doktorlar hastalarına açıklamada bulunmalı

Saçlarının kıvırcıklığını yok etmek için arkadan sıkıca bir tokayla at kuyruğu misali bağlamıştı. Beni görünce elindeki çantasını hemen koluna doğru kaydırdı ve dirseğimden tuttu

Haberin Devamı

Saçlarının kıvırcıklığını yok etmek için arkadan sıkıca bir tokayla at kuyruğu misali bağlamıştı. Beni görünce elindeki çantasını hemen koluna doğru kaydırdı ve dirseğimden tuttu.

"Ahhhh Ayşe Hanım ahhh! Allah ne büyük? Tam görmek istediğim insansınız. Önüme çıkıverdiniz."

"Merhaba! Bir derdiniz mi var?"

"Hem de nasıl? Anlatabilir miyim? Vaktiniz var mı?"

"Dinliyorum."

Diğer yayaların yolunu kapatmayalım diye duvara doğru yaklaştık.

"Benim 8 aylık bebeğim var."

"Allah bağışlasın."

"Teşekkür ederim. Bundan 20 gün önce vücudunda kırmızı lekeler çıkmaya başladı. Alerji mi malerji mi diye meraklandık. Baktık kolay geçmiyor. Doktora götürdük."

"İyi yapmışsınız."

"İstanbul'un en büyük hastanelerinden birine götürdüm. Bir doktor baktı ve 'ürtiker' dedi. İlaç verdi. Ama hemen geçmedi. Bir komşum var. Onun Sabriye teyzesinin halasının komşusu meşhur bir profesör varmış. Ona götürdük. Yanında da genç doktorlar vardı. Profesör kalın sesliydi ve bana hiçbir şey söyletmiyordu.

Yanındaki genç doktorlara gösterdi bebeğimi. 'Nesi var?' diye sordu. Genç doktorlar, 'ürtiker' dediler. Hatalılarmış. Bana döndü, 'Bu mantar hastalığıdır. Hemen şu merhemi sür. Ürtiker ilaçlarını atın' gibi bir şeyler söyledi. Aslında korktum. Hiçbir şey soramadım. Neden böyle korkutucu oluyor profesörler? Neden hiçbir açıklama yapmıyorlar?"

"Sonra ne oldu?"

"Gittik, bu merhemi aldık. Bebeğin her tarafına sürdük. Sabah bir de baktık ki, Allah kimseye vermesin Ayşe Hanım, kırmızı noktalar bebeğimin bütün vücudunu sarmış. Hem de daha çok büyümüşler. Bir korktum bir korktum. Bebeği kaptığım gibi gene profesöre gittik. Gene genç doktorlar yanındaydı. Bebeğin halini görünce, 'Bu ürtikermiş. Merhemi kes eski ilaçları kullan' dedi. Ne biçim işler bunlar Ayşe Hanım? Hem bizleri korkutuyorlar, hem bir şey soramıyoruz, hem de her şeyin doğrusunu onlar bilirmiş gibi havalara giriyorlar. Bakın ben profesör hatasını yaşadım. Bebeğim de yaşadı."

"Çok geçmiş olsun! Şimdi iyi mi bari bebeğiniz?"

"Allah'a şükürler olsun! Yavaş yavaş geçiyor. Ama 10-15 gün ne çektiğimizi bir Allah bilir bir de biz. Doktorlar bizlere neden açıklama yapmazlar Ayşe Hanım?"

"Herhalde, 'anlamazsınız' diye endişeleniyorlar. Ne de olsa tıbbi kelimeler kullanıyorlar. Bir de bakmaları gereken çok hasta var. Hepsiyle uzun uzun meşgul olsalar başka hastaların hakkını yiyecekler. Stresli iş yani. Şimdi daha güvendiğin bir doktor buldun mu?"

"Bulduk bulduk. Allah'a şükür. Hem de bizim mahalledeymiş bu doktor. Bir daha büyük hastanelere gitmek mi? Allah korusun."

"Büyük söyleme. İnşallah ihtiyacın olmaz. Ama bir yönden haklısın. Doktorlar, çok bilgisi olmayan vatandaşlara da mütevazı biçimde yaklaşmalılar. Hastalığın seyrini onların anlayabileceği biçimde anlatmalılar. Tekrar geçmiş olsun. Bebeğini öp benim için."

Okuyucu mektubu
"Tam bir çevre felâketi yaşıyoruz"
Finiki-Demre arasındaki eski güzel bitki örtüsünden eser kalmadı. 3 aydır yol çalışmaları yapılıyor. Çıkan molozlar falezlere, denize ve mücevher güzelliğindeki koylara dökülüyor. Tam bir çevre felâketi yaşanıyor. Pek çok reklam filmine ve tanıtımlara konu olan burası artık anılarda kaldı. Yetkililer işin farkında değiller mi? (Ünal Rodoplu)

* Dikkat çektiğiniz için teşekkürler. Tehlikeli otoyollardan kurtulmamız gerektiğini bilen bir kişi olarak gelişmiş ülkelerin bu işleri nasıl yaptığına bir bakılmasını rica ediyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR