Dinle beni kızım "Frida!"

Hafta sonu "Frida" filmini seyrettik. Bir gerçek yaşam öyküsü. Renkler ve sinematografi muhteşemdi. Gözümün önünden girmeyen bir otobüs kazası, dans sahneleri, siyah-beyazdan renkliye girip çıkışlar gerçekten etkileyici

Haberin Devamı

Hafta sonu "Frida" filmini seyrettik. Bir gerçek yaşam öyküsü. Renkler ve sinematografi muhteşemdi. Gözümün önünden girmeyen bir otobüs kazası, dans sahneleri, siyah-beyazdan renkliye girip çıkışlar gerçekten etkileyici.

Müzik, özenle yaratılmış. Kostümler zevkle hazırlanmış, renk armonisi gözetilmişti. Oyunculuk en üst düzeyde... Antonio Banderas hariç yarım yamalak rol kesen bir tek kişi yoktu!

New York sahneleri mükemmel işlenmiş, kendi iş hayatımda yönetim kurulu başkanlığımı yapan David Rockefeller'in gençlik dönemi çok iyi yansıtılmıştı.

(Yolunuz düşüp New York'a gittiğinizde Rockefeller Center'ın kapısından girince lütfen tavana bakınız. Burada yerküreyi ellerinin üzerinde tutan Atlas'ın bej ve kahverenginin tonlarıyla boyanmış bir resmine rastlayacaksınız. Gözünüzü bu resme dikip, koskoca salonun hangi ucuna yürürseniz yürüyünüz Atlas'ın dönerek sizi takip ettiğini farkedeceksiniz. Sanırım bunu Diego yapmış.) Gelelim Frida kızımız, Salma Hayek'e. Tutkulu bir oyun sergileniyor. Lezbiyen ilişkilere girmekten hoşlandığı gibi (yanılmıyorsam bir sahnede Josephine Baker ile de görülüyor) meşhur Trotsky ile sevişerek yaşlı beyefendiye moral vermekten çekinmeyen, vurulduğu adamı zamanla değiştirebileceğine inanma saflığı sergileyen ressam kızımız Frida'ya!

Kadının ruhunu tanıyan, nabzına göre şerbet vermekte usta, tüm hanımları mutlu etmek için adeta gökten zembille indirilmiş Diego'yu nasıl değiştirirsin be güzelim? Kız kardeşin, falan! Değiştiremeyeceğini farkedince neden üzülürsün be şekerim? Kendini, şahsiyetini, nelere sevinip nelere üzüleceğini analiz etmeden, senin karakterine hiç uymayacak Diego'ya nasıl böyle bırakırsın kendini be kızcağızım? Diego'ları hiç mi tanımazsın be güzelim? Bir iki kaşık alınıp daha az acılılara katlanman için sofrada ilerlemen gerektiğini söyleyen beynin yok mudur senin?

Ama hep heyecan, hep macera, durmadan ısrar ediyorsan atıl güzelim ama o vakit de isyan etme! Yıkılma! Beynimizi kullanmadan, ısrarla duygularımıza esir olacaksak, evet heyecanlara dalarız, bir buçuk hoşlanıp, doksan sekizbuçuk üzülürüz ama olsun, "O benim seçimimdi!" deyip mahvolmayız. Kitabını okumuş bir kişi bana dedi ki: "Gerçek yaşamında Frida'yı çok daha fazla üzmüşler, filme aksetmemiş." Buyrunuz. Bak Hillary ablana. Daha çok var ama açıklarsam skandallar kopar. Boşver. Bak kitap ve filmlere konu olup ebedileştin Frida kızım. Kaç ressama nasip olur?

Frida'yı, yukarıda anlattığım türde filmleri sevenler izlesin derim.


Okuyucu mektubu
Sosyoloji, 'ruh doyuran' bir meslek dalıdır
Mehmet Maraşlı İnönü Ün. Sos. Blm. / Malatya

* Liselerde felsefe, sosyoloji, psikoloji ve mantık dersleri yadsınamayacak kadar önemlidir. Bireyin kendisini, toplumu tanıması, eleştirel ve bilinçli yurttaş olabilmesi, sosyal etik sorumluluk taşıması İçin bu derslerin işlevsel hale getirilmesi şarttır. Sosyologların atanma sahaları kısıtlıdır ve artırılmalıdır. Her okulda bir kaç sosyolog bulunmalıdır.

* Çok uzun mesajınızı kısa olarak aldım. Söyledîklerinae yüzde yüz katılıyorum. Üzülerek söylüyorum ki sosyologların iş sahaları, gelişmiş ülkelerde de maalesef kısıtlıdır ve mali acıdan cazip değildir. Ama sosyoloji, 'ruh doyuran' bir meslek dalıdır, insan ilişkilerinde çok önemlidir. Bence harikulade bir meslektir ve gerektiğinde başka meslek dallarına geçmek için kullanılabilecek çok faydalı bir altyapıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR