Denizin daveti ve hediyeleri!

Oğlumuz Ali, Haluk ile bana yeni deniz gözlükleri getirmiş. Son derece hafif ve kullanımı kolay. Geçen gün deniz dümdüz, hava sıcak, adeta bana sesleniyor

Haberin Devamı

Oğlumuz Ali, Haluk ile bana yeni deniz gözlükleri getirmiş. Son derece hafif ve kullanımı kolay. Geçen gün deniz dümdüz, hava sıcak, adeta bana sesleniyor. "Tak şu yeni gözlüklerini de gel derinlerime!" Kim durur? Dalmak için en güzel saat öğlen vakti 13.00 ile 16.00 saatleri arasıdır. Çünkü bu saatlerde herkes öğlen yemeğine çekilir, arkadan bir de uyku... Saat 16.00'da tekrar kıyılar dolmaya başlar.

Flipperler ayağımda, yeni snorkel gözümde, kavuştum turkuaz sulanma. Ben yokken neler olmuş neler bitmiş? Kimler gelmiş kimler gitmiş? Yeni deniz çimen türleri gelmiş. Ben, yosun demesini sevmediğimden deniz çimeni ifadesini tercih ediyorum. Çimlerin üzerinde küçük dalgalarla güneşin yarattığı kat kat altın ışıklar yanıp yanıp sönüyorlar. Çimenlik, kum havuzlarıyla süslü. Dıştan baktığınızda bu bembeyaz ince kum havuzları turkuaz görünür. Kum havuzu içinde bir iki dolandıktan sonra ilerleyince tekrar çimenlerin arasındasınız ancak o da ne?

Birden bire karşınıza yusyuvarlak, çevresindekilerden daha uzun boylu, 2 metre çaplı yeni bir çimen türü daire geliyor. Vallahi bir bahçıvan olsa, bu değişik tür çimeni oraya ekerdi. Birden karşınıza çıkan Taksim Meydanı gibi!

Yüzmeye devam ediyorum. Aynı karadaki gibi ancak bonsai tarzı çam ağaçları türemiş bizim Çanakkale kıyılarında. Fıstık çamları olur ya? Hani baharda yeni filizler sürerler? O yeşilin aynı yeşili, yeni sürmüş dallarıyla minik çam ormanına geliyorum denizin içinde!

İnanılır gibi değil? Bu tür bitkileri ilk görüyorum ve bayılıyorum.

Tekrar turkuaz bir kum havuzundayım ve bugüne kadar gördüğüm en büyük istiridye ile karşı karşıyayım. Dalıp ellemeden önce üstünde köpek balığı misali dönüp duruyorum. Gözüm mü aldanıyor acaba? Elimden büyük ve kalın kabuklu. Sonunda dalıp çıkarıyorum. Kabuğu o kadar kalın ki muhakkak yüzyıl yaşlarındadır bu istiridye kalıntısı diye düşünüyorum.

İstiridyelerin kaç yıl yaşadıkları hakkında en ufak bir bilgim yok. İçine dolmuş kumları boşaltıyorum. Koleksiyonum için file torbama yerleştiriyorum. Bir, iki koyu renkli kestane, üzerlerine midye kabuğu almışlar, böylelikle gelecek fırtınadan savrulmamak için tedbirliler. Ve işte hiç beklemediğim bir maske, az ileride beni bekliyor! Taş mıdır, maden midir, bilmiyorum.

Yüzyılların birikimi sarmış her bir yanını. İhtiyar bir adam maskesi bana bakıyor. Burnu büyük ve biraz kemerli. Gözleri de büyük. Sol taraftaki hafif çekik. Alnı yuvarlak ve saç hizasında bitiyor. Burun delikleri hizasında da alt bitiyor. Modern mi modern, somut mu somut, harikulade maskeyi torbama koyuyorum. Şöminemin üzerinde yeri hazır bile. Her yıl denizin bu davetini heyecanla beklerim. Beklemeye değmez miymiş? Siz karar verin!

Okuyucu mektubu
'Geri dönüşüm kutuları' uygulaması
İstanbul'daki belediyelerin hemen hemen her semte yerleştirdiği "geri dönüşüm kutuları" gerçekten çok olumlu bir uygulama. Pet şişe, karton ve camların ayrı ayrı yerleri olması da güzel. Ne var ki, attılan kutuları toplayarak geçimini sağlayanlar, geri dönüşüm kutlarının kapaklarını açarak içindekilerin tümünü alıyorlar. Bu kutular boşuna mı yapıldı? Ne kadar masraf edildi kimbilir? (Esen Erdayı Sudaş)

Dünya bu sorunu çözmekte zorlanıyor. Evimizde bu üç değişik çöpü ayırarak toplamanız için mutfaklarımızın çok daha geniş ve boş kutuları koymaya elverişli olması gerekiyor. Yer darlığından hepimiz şikâyetçiyiz. İmkânı olanların bu ayrımı evlerinde yapıp sonra kutulara koymalarını destekliyorum. İnşallah ülkemizde hiç kimse bu tür çöp toplama işine muhtaç kalmaz da belediye kutuları meseleyi halleder. Ne zaman? Daha uzun seneler gerekir diye tahmin ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR