Columbia'nın geçirdiği elim kaza

Yetkili, "Bu Columbia'nın gerçekleştirdiği 28'inci seferdi. Challenger 30 sefer yapmıştı..." diyor. Vay, vay, vay!

Haberin Devamı

Yetkili, "Bu Columbia'nın gerçekleştirdiği 28'inci seferdi. Challenger 30 sefer yapmıştı..." diyor. Vay, vay, vay!

Bu işlerden anlamam ama NASA bir risk alınmış gibi görünüyor bana. Hele hele kalkışta yakıt tankının köpük kaplamasından kopan bir parçanın kanadın seramik kaplamasına çarptığını tespit ermişler. O andan itibaren durumun ne kadar kritik olduğunu anlamaları gerekmez miydi? Yetkili konuşuyor: "O süratte tek bir yağmur damlası bile malzemeye delici tesir yapar!"

Dönmek şart mıydı? Örneğin Rusların yukarıda bir uzay istasyonu var. Oraya sığınılamaz mıydı? Sonra Ruslar ikişer ikişer astronotları dünyaya döndüremezler miydi? Columbia da uzayın derin karanlığına bırakılamaz mıydı?

Eşim Haluk'un bir gemisi Kuzey Atlantik'te battığı zaman duydum, "önden sac attı" diye izah ettiler. Yani sac levhaların kaynak yapıldığı bölgede minnacık bir çatlama olsa tonlarca suyun yaptığı bindirmeyle o minik çatlak, kocaman olup dev bir tankeri Atlantik'in buz gibi karanlığına gönderebiliyordu. Allah'tan Azor Adaları'ndan gelen bir kurtarıcı (Hayalet Gemi filmindeki ekip!), tüm mürettebatı kurtarmıştı.

Uzayda böyle bir şans yok. Ama kalkıştaki o hasarın böyle bir sonuca yol açacağını bilen yok muydu NASA'da? Hiçbir şey yokmuş gibi davranıldı. Tabii psikolojik olarak kamuoyuna belli edemezlerdi ama o kadar değerli 7 kişi yitirildi ki...

Her biri birbirinden değerli 7 mükemmel kişi beklenmedik bir biçimde aramızdan ayrıldı. 7 mükemmel yıldız! 7 tane hayal kurup, hayallerini yakalayabilen kahraman. Bilimin ilerlemesi için bu facianın unutulması gerekiyor ama nasıl? Ne güzel araştırmalar yapılıyormuş Columbia'da. O şartlar altında tümör büyümesi, kristal gelişmesi, karınca, arı ve örümceklerin hareket biçimleri, daha çok önemli deneyler yapılmış ama hepsi maalesef telef oldu... Toprakta siyah bir kül tabakası, birkaç dakika tüten duman. O kadar.... Bir baba konuşuyor: "Cenazesini kaldıramamak işte buna çok üzülüyoruz..." Tüm alâkalılara ve insanlığa başsağlığı diliyorum. Dünkü Cumhuriyet'te Turhan Selçuk un "7 Uzay Yıldızı" karikatürünü çok beğendim. Kendisini kutluyorum.


Okuyucu mektubu
Türk Telekom'dan cevap geldi!

* Şehir içi konuşma faturalarında tam detayın neden dökülrnediğînî soran bir okuyucum için aldığım cevapta, Mükerrem Ekmen ve Abdullah Gündüz beyler diyorlar ki: "Ülke genelinde 11 bin santral kullanılmaktadır. Bunların, günün teknolojilerine göre şapşal olmayan veya detay bilgisi tutmayan modellerinin yanısıra gerektiğinde şehiriçi detayı
tutabilecek özettiğe sahip olanları da vardır. Detaylarını tutabilmesi için teknik kapasitelerin artırılması çalışmalarına başlanmıştır."

* Globalleşen dünyada, çok iş yerimiz, Japonya'da doğan güneşe uygun alarak mesai dışı saatlerde iş konuşmaları yapmaları gerektiğinde, ev telefonlarını kullanma zorunda kalmakta, sizler bize detaylı fatura vermeyince de bu masrafı kendi ceplerinden
ödemektedirler, ikinci mahsur ise kentimiz, "Kim kimi aramış? Acaba neden?" gibi sorular soran ailelerle doludur. Bu kişiler, detaylı fatura gelmeyince kontrol yapamıyor. Detayı tutabilecek özelliğe sahip olan yerlerde de bu yardımın halka verilmesini rica ediyor, en kısa zamanda tesisin tüm detayları verebilecek düzeye gelmesini ümit ediyoruz. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.







DİĞER YENİ YAZILAR