Columbia Üniversitesi'nin rüya gibi ilkokul projesi

Steven Spielberg ve arkadaşlarının kurduğu "DREAMWORKS" şirketinin çıkardığı her filmi izlemek benim için bir farzdır! Kurdukları hayalleri gerçekleştirmek için oluşturdukları bir şirketin sahibi olma lüksüne ermiş başarılı ve zengin kişiler bunlar

Haberin Devamı

Steven Spielberg ve arkadaşlarının kurduğu "DREAMWORKS" şirketinin çıkardığı her filmi izlemek benim için bir farzdır! Kurdukları hayalleri gerçekleştirmek için oluşturdukları bir şirketin sahibi olma lüksüne ermiş başarılı ve zengin kişiler bunlar.

Bakınız, benzer bir çalışmayı da New York'un ünlü ve saygın Columbia Üniversitesi uyguluyor.

Mark Meyer adında bir eğitimci, hayalindeki ideal müfredatı hazırlıyor. "Bağımsız bir ilkokulun yaratabileceği akademik özgürlük içinde öğrenci yetiştirmek istiyoruz" diyorlar. Kim istemez?

Bu okula devam etme şansını yakalayanlar, Columbia Üniversitesi öğretim üyelerinin çocukları ve üniversite muhitinde oturup da maddi imkânı olmayan fakir çocuklar. Civardan gelen 1700 müracaattan sadece 100'ü tombala usulü çekiliş sonucu kabul edilmiş. Toplam öğrenci sayısının 650 olması planlanıyor. Her öğretmene bugün 5, gelecek yıllar 7 öğrenci düşecek.

Okul ücreti yılda 22.000 dolar. Üniversite, öğretim görevlisi çocuk ücretlerinin yarısını, civarda yaşayan öğrencilerin ise yüzde 80'ini karşılıyor. Birinci sınıfa bu dönem başlayan 200 öğrencinin sadece 6'sı tam ücret ödüyor.

Öğretmenlerin yüzde 30'u doktora sahibi. Her öğretmen yılda 100.000 dolar maaş alacak. Bu okulun maliyeti (ilave inşaatlar dahil) yılda 12 milyon dolarmış.

Her öğrenciye uygun bir müfredat programı hazırlanacakmış. Hani konfeksiyon yerine özel terziye diktirmek gibi?!!

Doğruyu bulmak
Bütün gün bedava meşrubat, meyve suyu ve kahve dağıtılan geniş ve ferah kafeteryada konuşan Okul Başkanı Gardner Duncan, "Temiz beyaz bir sayfayla işe başlayabilmek, her öğretmenin rüyasıdır" diyor.

Müfredatı hazırlayan Meyer'in görüşüne bakınız: "Doğruyu bulmanın en iyi yolu durmadan sorgulamaktır." Tabii Sokrat bunu asırlar önce söylemişti. Ancak bir eğitim kurumunda bunu uygulayabilmek, bir rüyanın gerçekleşmesidir.

Her sınıfın bir teması varmış.

Yuvada "Ben ve Kendim", birinci sınıfta "Ben ve Ailem", ikinci sınıfta "Ben ve Toplum", üçüncü sınıfta "Ben ve Ülkem", dördüncü sınıfta "Ben ve Dünya". Bundan sonraki devrelerde kişinin toplumdaki yeri kültür ve uygarlık arası çatışmaları, adalet ve özgürlük arayışları konuları işlenecekmiş.

Bir dersin adını belirtmek istiyorum, "iyi durumda olmak" dersi. İspanyolca öğretilirken flamenko gitar ve dansı da gösterilecekmiş. Öğretim görevlilerinin üçte biri erkek.

Ben diyorum ki, iyi İngilizce bilen bir Sudanlı, bir Iraklı, bir Afganlı, bir Taylandlı, bir Çinli, bir Türk, bir Filistinli, bir İsrailli bir de Arjantinli öğretmen eğitim kadrosunda yoksa bu çalışma o kadar verimli olamaz. Amerikalı görevliler hiçbir vakit yöre insanı kadar konuların derinliğine inemez. Bizzat yaşamayan, inemez. Kitapta okuyarak, 3 aylık seyahatlerle, kapanmaz bir bilgi arası. Yörede doğup, yaşayıp, acıyıp, ağlayıp bilgi ve farkındalıkla, olabilir bu iş! Gene de iyi şanslar diliyorum. Mezun olacak çocukların hayat görüşlerini şimdiden merak ediyorum!

DİĞER YENİ YAZILAR