Çok zeki adam şu Cem Yılmaz!

Yine, Ayşe Hanım'ın işlettiği ve eşi Nami Bey'in gururla izlediği köy kahvesinde toplandık. Ayşe Hanım'ın tavşan kanı renkli çaylarıyla çiğ börekleri önümüzde tütüyor. Söze Haluk başladı

Haberin Devamı

Yine, Ayşe Hanım'ın işlettiği ve eşi Nami Bey'in gururla izlediği köy kahvesinde toplandık. Ayşe Hanım'ın tavşan kanı renkli çaylarıyla çiğ börekleri önümüzde tütüyor. Söze Haluk başladı:

"Okula giderken otobüse biniyorum. Bir gün bindim gidiyoruz. Baktım şoför son sürat gidiyor, duraklara gelince zınk diye birden bire duruyor. İçerisi karman çorman tabii! Çubuklara tutunanlar ayakta, gerisi yer döşek. Benim durağım geldi. İnerken şoföre döndüm, 'Yahu ne biçim kullanıyorsun bu otobüsü, arkada mahvoldu millet. Yavaş gitsene. Duraklarda yavaşça dursana!' dedim.

Bana ters ters baktı. Yanında da inşaatta çalıştığı belli bir vatandaş duruyor. O da bana ters bakmaya başladı. Birden şoför gürledi:

'Ehliyetimi sen mi verdin?'

Arkasından sektirmeden, işçi kılıklı vatandaş hırlamaya başladı:

'Bu memleket sizlerin yüzünden bu hale geldi zaten!' Baktım durum ikiye bir oldu, indim gittim, hiç arkama bile bakmadan."

Masanın etrafında toplananlar bir gülmeye başladılar. Hele Celal'in karısı Esin'i susturabilene aşkolsun. Ne de olsa kırsalda yaşamanın bir ayrıcalığı var. Full-force kullanılıyor. Haluk'un anlattığı sahneler Seddülbahir'de yaşanmaz tabii. Zevkini çıkartmakta haklılar!

Derken Nami Bey söze girdi:
"Bakmayın, ben yıllarca encümen üyesi oldum, önemli kararlar aldık falan filan. Benim ruhumda asıl yatan meslek tiyatrodur."

Hepimiz birden "uuuuu... aaaaaa..." diye bağırmışız!

"Yetenekli olduğunuzu nereden biliyorsunuz Nami Bey?"

"Bak şimdi bana 'Ağla' de ağlarım. O kadar yani! Bunu yapanın da sırtı yere gelmez herhalde."

"Bakın Nami Bey. Fiziğiniz müsait. Dede rollerinde falan bir dizide oynamak ister misiniz?"

Gözlerinin parladığını hissettim. "Neden olmasın?" der gibi baktı ama sustu.

"Cem Yılmaz gibi olmak zor iş" dedi birisi.

Cem Yılmaz'ın adı geçer geçmez herkes gülmeye başladı.

"En son ne demiş duydun mu Celal?"

"Ne demiş? Duymadım."

"Üstü kalın giysilerle 40 derece sıcakta dolaştığını gören basın mensupları giysilerini çıkarmasını istemişler. '70 milyonluk yüce Türk milleti henüz benim çıplak vücudumu görmeye hazır değil' demiş. Ne laf ama değil mi?"

"Çok zeki bir adam o! Hem de neyi kastediyo anlıyosun değil mi? Hani dün başbakan, hani dedi ya?"

"Evet evet demişti. Demek onu da kastediyor. Vay be! Üstüne yok şu Cem'in yahu!"

Dikkat... Dikkat...
Sayın Akgün'den açıklama geldi
AKP'li Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün beni aradılar ve saç ektirme, diş yaptırma, cem'an fiziki görünüşü değiştirme konusunda yaptıkları yenilikleri tebrik ettiğim yazıma teşekkür ettiler. "Vatandaşın, bunların masraflarının Meclis bütçesinden karşılanıp, karşılanmadığını merak ettiğini" belirttim. Sayın Aygün, "Hiç merak etmeyin Ayşe Hanım, Meclis bütçesi şahsi bakım masraflarını karşılamıyor. Bu iş için bir kliniğe tam 3 bin dolar ödedim" diye açıklamada bulundu. Ben de yeni imajının Akgün'e hayırlı ve uğurlu olmasını diledim. A. Ö.

Okuyucu mektubu
İstanbul âşığı
* Şu anda Kaliforniya'da yaşayan emekli bir tıp adamıyım. Her yıl İstanbul'a geldiğimde gördüğüm güzellik karşısında nefesim kesilir. İstanbul'a âşık biriyim. (Esin Uluğ)

* Ben sizin yerinizde olsam yılın 6 ayını İstanbul'da, 6 ayını da Kaliforniya'da geçiririm.

DİĞER YENİ YAZILAR