BBC World kanalında geçenlerde Tim Sebastian harikulade bir söyleşi gerçekleştirdi. Sonunu yakalayabildiğim bu konuşmayı sizlerle paylaşmak istedim. Konuk, Baba Bush'un Körfez Savaşı danışmanı Scowcroft.
"Soğuk Savaş zamanında Saddam. kitle imha silahları varmış gibi mi hareket etti dersiniz?"
"Bu tipik bir, derme-çatma, üçüncü dünya siyaset şeklidir."
"Gizli haber alma örgütleri, yanlış haber mi aktardılar? Aynı bilgi Fransa ve Almanya'da da vardı ama bu hükümetler derhal kollarını sıvayıp Irak'a saldırmak istemediler. Oysa ABD bunu yaptı? CIA mı hatalı, siyasiler mi?"
"Gizli bilgiler, takip edilecek siyasi istikametlerin oturduğu zeminlerdir."
"Ama Povvell, Birleşmiş Milletler'de, 'Ben size gerçekleri söylüyorum' dedi. ABD, inanırlılığını yitirmedi mi?"
"Bak Sebastian, hiç kimse yalan söylemedi. Bu bir yorum meselesidir. Seçilen kelimeler farkı belirler. Sen bir kelime kullanırsın, karşı taraf bunu nasıl algılar? Onu hiç bilemezsin. Algılama hatası olabilir."
"Cheney'in söylediklerini hatırlıyorum. 'YAPILABİLİR (doable) diye yaptık' dedi. Kayıtlarda var bu."
"Hiç yapılmamış daha ne kadar YAPILABİLİR var sen biliyor musun? Bak, Ortadoğu bütün o petrol zenginliğine rağmen çok düşük bir kalkınma hızına sahip. Bölgenin demokratikleştirilmesinde, Irak' a girmek birinci adımdır.
Hükümetin en sözü dinlenir danışmanlarından birisi tarihçi Bernard Lewis'dir!"
"Sizi dinlemediler mi?"
"Dinlediler. Dinlediler ama hiç aldırmadılar."
"Irak'ta bir devlet kurulabilmesi için şimdi ABD'nin Birleşmiş Milletler'e ihtiyacı var. BM bu işi becerebilir mi?"
"Zor soru. Peki! Onlar yapamazsa kim yapabilir? Şu anda Irak'ta devlet, tümüyle çökmüş durumda. Birleşmiş Milletler şemsiyesini kullanmaktan başka çare yoktur. Çünkü BM, toplu dünya sesine en fazla yaklaşabilmiş bir kurumdur. Başta dinlemeyen ABD, şimdi dinliyor BM'yi."
"ABD, değerlerini kaybediyor değil mi? Guantanamo'da nasıl bir hukuk sistemi işliyor? Kimse avukat tutamıyor. Adalet yerini bulacak mı?"
"Özel durumlarda, özel kurumlar oluşur. Lincoln zamanında, iç harp devam ederken de oldu benzer uygulamalar. Bak sana bir şey söyleyeyim. Bu 11 Eylül çok derin bir şok yarattı ABD üzerinde. Bunu hiç akıllardan çıkartmayınız. Çok şeyin müsebbibi 11 Eylül'dür."
"Konuğum olduğunuz için çok teşekkür ederim."
"O zevk bana ait. Ben teşekkür ederim."
Okuyucu mektubu
Kızılay'ın binayı size vermesini isteriz ama...
■ Kasımpaşa Cezayirli Hasan Paşa İlköğretim Okulu'nun hemen yanında Kızılay'a ait bir bina var. Uzun zamandır kullanılmıyor. Bu bina okula dahil edilirse küçücük sınıflarda 50 öğrencinin 3 kişilik sıralara tıkışmasına son verilecek. Müracaatımızı yaptık ama sonuç alamadık. Beyoğlu Kaymakamlığı da başvurdu ancak onlar da bir şey elde edemedi. Kızılay, Nuh diyor peygamber demiyor. Lütfen bu mesajımızı duyurun. (Bülent Ağırgün)
* Şimdi burada biraz duralım Sayın Bülent Ağırgün. Benim tahminim bu binayı bir hayırsever Kızılay'a bağışlamıştır. Niçin? Kızılay'ın kullanımı için. Peki, Kızılay kullanamıyorsa veya bunun için gerekli maddi gücü bugün yoksa, Kızılay "Unut onu gitsin" mi der yoksa "buna ihtiyacımız yok; satalım, parasını değerlendirelim" mi der? Siz okul olarak binayı istediğinizde Kızılay'a bu gayrimenkulun değerini herhalde takdim etmeyeceksiniz. Bu gibi durumları çağdaş kurumlar nasıl halleder bilmiyorum. Ya Kızılay "Dört yıl sonra o binaya Kan Merkezi kuracağız" derse? Durum sanki sanıldığı kadar basit değil. Bir tarafta kullanılmadığı için harabe haline gelen bir mülk ve yanında bunun her metrekaresine şiddetle ihtiyaç duyan bir kurum. Mümkünse Kızılay'ın binayı sizlere vermesini tabii ki isteriz ama vermezse de onları anlayabiliriz.
Çok ilginç bir söyleşi
BBC World kanalında geçenlerde Tim Sebastian harikulade bir söyleşi gerçekleştirdi. Sonunu yakalayabildiğim bu konuşmayı sizlerle paylaşmak istedim
Haberin Devamı

