Bugün sünnet konusuna girmeme müsaade ediniz. Sünnet merasimini çocuğunun mürüvvetini görmek olarak kabul edilen aileler ülkemizde çoğunluktadır. Hatta maddeten çok darda olan bir ailenin, borç harç altı milyar lira harcayarak oğlunu sünnet ettirdiğini bilirim.
"Neden basit bir işlem yapmıyorsunuz?" diye sorduğumda, "Aaaa olur mu hiç? Köy halkı ne der? Sünnet düğünü geleneğimizdir. Davul, zurna gelecek, kıyafet alınacak, arabalarla öttüre öttüre konvoy dolaşacak, dolmalar pişecek, mevlit okunacak, sen ne diyorsun?" diye beni ayıplayanları hatırlıyorum.
Anadolu'nun tüm köşelerinde, geleneksel olarak erkek çocuklarımızın sünnetini 6 veya 7 yaşlarına geldiklerinde yaparız. Okula sünnetli başlayabilen çocuklar, henüz sünnet olmamış arkadaşları arasında kendilerini belki biraz daha deneyimli hissedebilirler ve bu hoş bir duygu da olabilir. Buna karşın çocuklarının sünnetini 9 hatta 10 yaşlarına kadar geciktiren aileler de bilirim.
Bilim adamlarından öğrendiğimize göre sünnet anı, çocuklarımız için travmatik bir dönem olarak kabul edilirmiş. Doğrusu şaşmam!
Bu sebepten dolayı aynı bilim adamları, sünnet işleminin çocuğun beyin gelişimi daha tam serpilmeden, bilinç yerli yerine oturmadan yapılmasının çok daha uygun bir devir olacağını savunuyor ve öneriyorlar. Örneğin çocuğun doğumundan bir hafta sonra onlar için uygun bir zaman dilimiymiş.
Geçenlerde Beşiktaş'ta oturan bir aileyle tanıştım. Oğullarını 7 yaşındayken sünnet ettirmişler. Ettirmişler ama hem çocuk hem de tüm aile, kelimenin tam anlamıyla bitmişler!
"Ayşe Hanım sünnetçiyi bir görecektiniz. İşini mi tam bilmiyordu, yoksa o gün işleri mi ters gidiyordu bilemiyorum artık. Tek bildiğim şey sünneti bir türlü bitiremedi. Bir kanama, bir kanama! Durdurabilene aşkolsun. Sünnetçi orayı itiyor kan durmuyor, burayı bastırıyor kesilmiyor. Tam bir perişanlık yaşıyorduk. Ne siz sorun ne biz söyleyelim."
"Peki sonra ne oldu?"
"Ne olacak? Çağırdık ambulansı, attık çocuğu içine. Tabii evladım da avaz avaz bağırıyor. Tuttuk hastanenin yolunu. Trafik de tıkalı. Bir taraftan oğlum bas bas bağırır, diğer taraftan ambulansın sireni ciyak ciyak öter, inanamazsınız yaşadıklarımıza. Kâbus geçiriyor gibiydik. Acile aldılar. Doktorlar sardı etrafımızı. Meğer sünnetçi bir damarı kesmiş, bayağı dikiş gerekliymiş. Öyle bastırmayla falan duracak bir kan değilmiş. İki doktor birden girdiler ameliyathaneye. Oğlum nasıl ağlıyor? Anlatamam size."
"Tabii siz de mahvoldunuz?"
"Sanki bana yapılıyor işlem, ona değil. O şekilde yani! Neyse bitti, oğlan çıktı, sustu, uyudu. Atlattık. Ama bir de bana ve eşime sorun."
Bu tür deneyimlerin ülkemiz çapında az ve istisnai durumlar olduğunu sanmayız. Bunun için ben de diyorum ki, bilim adamlarının söyledikleri doğrudur. Erkek bebeği olanlar sünneti erkenden yaptırsınlar ve bu travmayı hep birlikte yaşamasınlar.
Okuyucu mektubu
Köy kütüphanesinin kitapları gönderildi
* Geçenlerde köşenizde okuduğum çağrıda, Adana'daki bir köy kütüphanesi için kitaba ihtiyaç olduğunu belirtiyordunuz. İstenen kitaplar, görev yapmış olduğum TEV Celalettin Buluğ öğrencileri tarafından düzenlenen bir kampanyada toplanmış ve MNG kargo ile ücretsiz olarak adresine teslim edilmiştir. Bilgi vermek istedim. (Elif Çevirgen)
* Yardım elini uzatan herkese buradan sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. Bu ve bunun gibi sivil toplum işbirliği ve etkinliğiyle ülkemiz kalkınacaktır. Bundan hiç şüphem yok. Kimsenin de olmasın. Bu anlamlı kampanya için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
Çocuklarınızı deneyimli sünnetçilere teslim edin
Bugün sünnet konusuna girmeme müsaade ediniz. Sünnet merasimini çocuğunun mürüvvetini görmek olarak kabul edilen aileler ülkemizde çoğunluktadır. Hatta maddeten çok darda olan bir ailenin, borç harç altı milyar lira harcayarak oğlunu sünnet ettirdiğini bilirim
Haberin Devamı

