Çin'deki yaşam şartları!

Çin'in kırsal kesiminde durumlar o kadar bozuk, şartlar o kadar felâket ki şaşar kalırsınız. Fukaralık, son bir yıl içinde 150 milyon kişinin büyük kentlere akın etmesiyle sonuçlanmış

Haberin Devamı

Çin'in kırsal kesiminde durumlar o kadar bozuk, şartlar o kadar felâket ki şaşar kalırsınız. Fukaralık, son bir yıl içinde 150 milyon kişinin büyük kentlere akın etmesiyle sonuçlanmış. Çin'de şıp diye kente gelemiyorsunuz. Kaydınız yapılıyor. Bir numara veriliyor. İş kapıları size kapalı. Tam bir ikinci sınıf vatandaş muamelesiyle karşı karşıyasınız.
Son iki sene boyunca kentte yaşayan nüfusun geliri, kırsal kesimde yaşayanların gelirinin tam 4 katı olmuş (Bu oran size düşük gelmesin. Çok göreceli durumlar var Çin'de).

Ender de olsa başarı hikâyeleri de var. Köyde balıkçılıkla uğraşan bir Çinli, şimdi bir balık çiftliği sahibi. Şöyle diyor: "Köyde hep açtık. Günde iki öğün yemek yiyebiliyorduk. Şimdi dört öğün yiyoruz. Benim ahşap sandalım vardı şimdi ise motorum var. Ev aldık. Çocuklarımız okula gidiyor, otomobilimiz de var."

Kente gelenler
Herkes bu balıkçı kadar şanslı değil. Kırsaldan kente gelenler, belediye ve devletten hiç yardım görmedikleri için kendi mahallelerini kendileri inşa ediyorlar. Çocuklarını gönderdikleri okulları kendileri yapıyorlar.

Kırsaldan gelenlerin çocuklarını devlet okulları almıyor. Özelleri ise ödeyebilmek mümkün değil. Yabancı sermayenin kurmuş olduğu fabrikalarda iş bulmak için kuyruğa girenler o kadar çok ki... Doğru düzgün bir iş eğitimi verilmediği için eli, kolu, bacağı kopmuş birçok Çinli, ortalıkta görünmemeleri için özel
bölgelerde yaşamaya mecbur bırakılıyorlar.

Kolu kopmuş bir işçi konuşuyor: "Pamuk makinesini siliyordum, birden işlettiler. Kolum koptu. Hastaneye gittim, beni almadılar. Devlet bana yardım etmedi. Kimseyi dava da edemedim. İşimden de oldum. Artık bu mahallede yaşamak zorundayım."

Bacağı kopmuş bir başka işçi anlatmaya başlıyor: "Sözde sendika var. Bunun yarı parası devletten, yarısı işçilerden gelir. Ne zaman bir kaza durumuyla gitsek, hep devletin tarafını tutarlar. Sakatlananları hemen işten atıp kovuyorlar zaten.

Maaşlar düşük, sigorta yok. işten atılsanız kapıda bekleyen koca bir kuyruk var. Orta sınıfın cebinde para yok. Buralara kocaman dükkânlar kurulsa ne olur? Mal alacak paraları yok ki!"

Bir anne konuşuyor: "Anne babalar çocuklarına daha iyi bir istikbal için durmadan çalışıyorlar. Fabrika işçisi olmasınlar istiyorlar. Ama nasıl?"

Kentlere yoğun göç var. "Çin bir süper güçtür" diyenlere cevabımız şudur diyorlar: "Çinliler kendi paralarıyla kurdukları fabrikalarda kendi işlerinde çalışırlarsa belki dünyayı titreten bir süper güç olabilirler. Yabancı yatırımcıyla hiçbir zaman..."

Özetlediğim bilgileri öğrendiğimde şaşırdım. Basın ve medya kuruluşları çok az bölgeye girebiliyorlarmış. Çin'deki yabancı yatırımcının, o zavallı halkı nasıl suiistimal ettiğini gördüm.

İnsan Hakları Mahkemesi buralara gidip, durum tespiti yapmıyor mu? Yapsa ne olur? Ceza mı keser? Kesse bile kim takar? Yabancı sermaye memnun, Çin hükümeti memnun! Geçenlerde Çin başkanının ABD ziyaretini hatırladım birden. Pek şık giyinmişti beyefendi. Hep gülüyordu yüzü.

Dikkat... Dikkat...
Remzi Bey'in yakın ilgisine teşekkürler
5 Ocak Pazartesi günü, Kocaeli'de görev yapan ODTÜ mezunu okuyucum C. Kaya'nın Anadolu liselerine atamasının yapılmadığını belirten şikâyetine yer vermiştim. C. Kaya, mesajında mükemmel derecede İngilizce bildiğini ve daha önce bir Anadolu lisesinde görev yaptığını belirtmişti. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Personel Genel Müdürü Remzi Kaya Bey, beni arayarak bu konuda araştırma başlattığını, netice alınca bilgi vereceğini belirtti. Remzi Bey'in yakın ilgisine teşekkür ediyor, açıklamalarını bekliyoruz. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR