Cem Karaca'nın ardından

Güle güle Cem Karaca! İster televizyon programında olsun, ister dost meclisinde, Cem bir konuyu ele alıp konuşmaya başlayınca hiç kimse dinlememezlik edemezdi

Haberin Devamı

Güle güle Cem Karaca! İster televizyon programında olsun, ister dost meclisinde, Cem bir konuyu ele alıp konuşmaya başlayınca hiç kimse dinlememezlik edemezdi. Temele inebilen, cafcaf ve süsü elinin tersiyle kenara itebilen, sentezini katıksız yapabilen bir sanatçıydı Cem.

1989'da ilk olarak, tek kanal TRT 1'de başlattığım ve sonra özel kanallarda devam ettiğim programlarıma konuk ettiğim Cem Karaca, inandığı doğruları şeffaf ve yalın biçimde öylesine haykırırdı ki, denetçilerin tüyleri diken diken olur, beyinleri endişeler içerisinde kıvranmaya başlar, "Yok Ayşe Hanım, çok açık konuşuyor. Bunu yayınlamayalım" derlerdi.

Cem ile çektiğim ancak ekrana gelirken sansüre uğramış çok programım olmuştur. Çünkü tüm sakınca duyanlara rağmen ben Cem'i konuk ederdim. Çünkü palavradan uzak, merkeze güm diye inebilen gerekçeleriyle düşüncelerini sağlam bir şekilde destekleyebilme yeteneği vardı bu sanatçı düşünürümüzün.

Bu televizyondaki sansür gerçeğini de kendisinden daha iyi bilen hiç kimse yoktu. Çekim esnasında veya sonrasında telefonla beni arar, "Bakın Ayşe, bu söylediklerimi kesmeyin sakın" der ama izlediği zaman kesildiğini görür, çok ama çok üzülürdü. Ben de hiçbir özür belirtemez, benim dışımdaki güçlerin bu ayıklamayı vazife edindiklerini anlatırdım. Bilirdi tabii. Gene de şikâyeti bana olurdu! Reyting ölçülerine hiç yenilmemiştir Cem Karaca ama sansür makasına daima uğramıştır.

2002 yazında Cem ve İlkin, Ekrem Ataer, ben ve Haluk, Gümülcine Kiraz Festivali'nde beraber olmuştuk. Olağanüstü keyifli bir zaman dilimiydi. Trakya'da yaşamakta olan Türk asıllı halkın, kendisini nasıl kucakladığına, nasıl saygıyla selamladığına, tıpkı Türkiye'deki hayranları gibi nasıl beğenerek dinlediğine şahit olmuştum. Cem Karaca, yaşamın kendisini zorlayarak ittiği kulvarlarda damıttığı fikirlerini gecenin geç saatlerinde sofraya sermeye başlar, dinlemesine doyum olmazdı.

Olağanüstü bir ses
Ben Cem'in eşi İlkin'e de biraz saygıyla değinmek istiyorum. O zarif, doğallık dolu, candan kişiliğiyle İlkin, Cem'in yanında olması gereken insandı. Onu en iyi anlayan, koruyan, kollayan, anaç ve aynı zamanda akıl ve fikir sahibi olup bunları en iyi biçimde ifade edebilen bir kadındı.

Cem'in üzerine kanatlarını bir kartal gibi germiş, doğru ve hak yolunda, haksızlıklara isyanda, ruhen ve fizikman onu daima düşünen ve sakınan bir eşti. Ne mutlu böyle bir beraberliği yakalayabilmiş olanlara! Biraz da Cem'in giyim tarzından bahsetmek istiyorum. Her gördüğüm etkinlikte, bana defalarca konuk olduğu programlarda, kendine has giysilerine bakıp hayran olmamak elde değildi. Değişik türde şapkalarına yeleklerini, çizmelerini fevkalâde yakışır biçimde giyer, uzun boyuyla çok uzaklardan bile görülse, "Aaaa, Cem Karaca da burada" dedirtirdi.

Olağanüstü bir ses tonu ve yorumu vardı Cem Karaca'nın. Onu taklit edenler çok olmuştur ama nafile! "Namus belasına, verdiğimiz CAN BİZİM!"

Kalıbımı basarım ki bu son iki kelimeyi duyacak her Türk vatandaşının içini bir ürperti alır. Bu ürpertinin sebebi, Cem'in yorumu, ses tonu ve söylediği söze olan gerçek inancıdır. Cem'in maddi varlığı, büyük birikimleri olmadı hiç. O hep bir yürek, düşünce ve inanç adamıydı. Geldi dünyaya, attı derin bir mühür ve hepimizin buluşacağı mekâna 'tık' diye duran kalbiyle, kendisine yakışır biçimde göçtü gitti. Cem Karaca gibi bir sanatçıya sahip olduğu için Türk halkı çok gururludur!

Dikkat... Dikkat...
Türkiye Sakatlar Derneği'nden bir duyuru
Türkiye Sakatlar Derneği; Superonline ve ANT Eğitim Danışmanlık desteğiyle devam eden windows, internet ve frontpage kursu başvurularının başladığını duyurdu. Bilgi için 0212 -521 49 12 nolu telefondan Nuray Hanım'ı arayabilirsiniz. Ücretsiz olan kurslara katılabilmek için sakatlık raporu yeterlidir.

DİĞER YENİ YAZILAR