Celal'in harikulade karpuzlarını tatmalısınız

"Hoşgeldin Celal! Gel içeri, gel! Haluk Bey de burada. Merhaba Celal, hoşgeldin, gel otur şuraya. Biraz konuşuruz. Merhaba Haluk ağabey. Rahatsız etmeyeyim sabah sabah!"

Haberin Devamı

"Hoşgeldin Celal! Gel içeri, gel! Haluk Bey de burada."

"Merhaba Celal, hoşgeldin, gel otur şuraya. Biraz konuşuruz."

"Merhaba Haluk ağabey. Rahatsız etmeyeyim sabah sabah!"

"Ne demek rahatsızlık Celal? Eşin nasıl? Ali, Dilek, torun?"

"Hepsi iyidir vallahi, çok şükür! Sizinkiler nasıl? İyiler mi?"

"Allah'a şükür. Eee bu yıl neler ektin serana? Salatalık var mı?"

"Yok bu yıl salatalık ekmedim. Biraz dışa ektim, ondan dolayı bazıları acı çıkıyor herhalde."

"Salatalık serada yetiştiği için mi acı çıkmıyor acaba Celal?"

"Valla bilmiyorum. Tohumdan da olabilir. Bu sene seraya sadece karpuz ektim Ayşe Abla."

(Bilginiz için söylüyorum. Geçen gün Celal bize bir karpuz yollamıştı. Bıçak değer değmez volkan gibi açıldı. Tadı var ya? Hiç sormayın! İnanılmaz, şeker gibi gevrek etli, kocaman bir karpuzdu.)

"Geçen gün gönderdiğin karpuza çok teşekkürler Celal. Muhteşemdi. Ne kadar aldın? Verimli oldu mu karpuz bu sene?"

"Valla inanmayacaksın ama 500 metrekare bize 5 ton karpuz verdi bu sene. Temmuz başından beri yiyoruz, çoluk çocuk. Sattım da! Hâlâ daha da var."

"Allah bin bereket versin. Celal tohumu nereden aldın?"

"Bizim Eceabat'taki aktardan aldım. Tohum da satıyor o. Geçen gün televizyonda gördüm. Japonlar çekirdeksiz kavun yapmışlar. Bir de buzdolabına rahat sığsın diye kare karpuz üretmişler. Bunlar doğru mu Allah aşkına?"

"Doğru Celal, doğru. Çekirdeksiz karpuzu ben 15 yıl önce Amerika'da yiyordum. Bir de topatan gibi karpuzlan var onların. Çekirdeksizler öyle değil ama. Seninkiler gibi yuvarlak. Evet, karesini de yapmışlar Celal."

"Nasıl olur böyle bir şey yahu?"

"Boşver sen onu da, Celal bak yıllardır sana bir teklifte bulunuyorum, ama sen hiç oralı bile olmuyorsun?"

"Nedir be Ayşe Abla?"

"Gel şu seranda ot ve değişik salata yetiştir de zengin ol Celal. Tohumları ben sana bulurum."

"Ayşe Abla, benim sera bu kış fırtınadan paramparça oldu vallahi."

"Kaç paralık masrafı vardır ki?"

"500 milyon gerekir."

"Peki yapar mısın şu ot işini Celal? Söyle bakalım."

"Yahu yapamam be Ayşe Abla. Bilmediğim iştir. Bizler domates, salatalık, biber, patlıcan, kavun, karpuzda çok deneyimliyiz. Sen de her sene bana gelip yeni bir şey önerip duruyorsun."

"Başka ne önerdim ki?"

"İki yıl önceyi unuttun mu? Tutturdun seranda taze çiçek yetiştir diye! Yapamam be Ayşe Abla. Haydi bana müsaade. Biraz daha oturursam, kaktüs falan yetiştir diye tutturursun."

Kahkahalarla ayrıldık.

Dikkat... Dikkat...
Truva atımız yakında Türkiye'ye geliyor!
Çanakkale Valimiz Sayın Süleyman Kamçı ile geçen gün konuşma fırsatı buldum. Truva atının 20 gündür yolda olduğunu ve yakında Türkiye'ye geleceğini söyledi. Vali Bey'in verdiği bilgiye göre, Çanakkale'de yanaşabilecek doğru dürüst liman ve rıhtım olmadığı için atı getiren gemi, yükünü önce İstanbul'a boşaltacak ve parçalar halinde TIR'larla Çanakkale'ye getirilecek. Truva atı daha sonra havalimanı hangarında monte edilecek. 18 Mart Parkı'nın hazırlanması bir yıl süreceği için güzel atımız bu zaman zarfında Çanakkale Valiliği önüne konacak. Ben ve okuyucularım bu haberlere çok seviniyor ve Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu'ya bir kez daha teşekkür ediyoruz. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR