Haftada bir Çanakkale'ye "Alınteri" feribotları ile inip, genel alışveriş yapar tekrar köye döneriz.
Dönüş feribotunda son model bordo bir jipin yanına yerleştim. Uzak yollardan gelmemiş gibi tertemiz ve pırıl pırıldı. Direksiyonda bir bey vardı. Yanında oturan kişiyi, kapıyı açıp inince tanıdım.
"Efendim, iyi yolculuklar dilerim, Sayın Hasan Fehmi Güneş!"
"Ooohhhh Ayşe Hanım. Ben de size dilerim efendim. İyi yolculuklar temenni ediyorum!"
Bu sözün üzerine 7 dakikalık geçişi geçiştirmek için Sayın Güneş, manzaranın çok hoş göründüğü üst kata çıktılar.
7 dakika sonra jiplerine geri dönerken benim yanıma geldiler.
"Yolculuk nereye Ayşe Hanım?"
"Efendim biz yolcu değiliz. Bir köyde otururuz. Alışveriş yaptık dönüyoruz."
"Biliyor musunuz, ben de bir köye yerleşmek istiyorum. Acaba başarabilir miyim?"
"Tabii başarırsınız, fevkalade bir seçim olur."
"Ben de bu yüzden Ayvacık'taydım. Ayvacık'ı bilir misiniz?"
Yıllar önce Ayvacık kıyısında bir arsa almak istemiştik. Her şey tamamdı ancak emlakçının son sözü benim derhal frene basmama sebep olmuştu. "Tabii bu arazinin tapusu ve inşaat izni yoktur. Tıpkı kıyı boyunca yapılmış her inşaat gibi. Bu yörede hiç birisinin tapusu yoktur, ileride belki verilir. Ama şu anda yoktur. Bilseniz burada kimlerin vilları var, kimlerin! Hiç birinin de inşaat izni ve tapusu yoktur!"
Geri geldiğimde Hasan Bey'i sorduğu sorunun cevabını bekler buldum ve bastım kahkahayı. Nasıl gülüyorum, nasıl gülüyorum hayret edersiniz. Aynı, Hasan Fehmi Güneş Bey'in hayret ettiği gibi.
"Ne oldu Hasan Bey? Yoksa son çıkan yasalardan faydalanmak mı istiyorsunuz?"
"Yooooo. Yok öyle bir şey." "İnşaat izinleri verilecek de!" "Ayşe Hanım, ben bu arsayı yıllar önce almıştım. Hem de o zamandan beri inşaat izni var." "Güzel öyleyse, mükemmel." "Bakarsınız sizinle komşuluk yaparız."
"Hay, hay! Yaparız Hasan Bey, yaparız! Şimdilik iyi yolculuklar diliyorum."
"Ben de size Ayşe Hanım. Hoşçakalınız!"
Okuyucu mektubu
Kader konusundaki yorumlarımız farklı
* Geçtiğimiz günlerdeki bir yazınızda, Biricik Suden'in başına gelen kazayla ilgili olarak, "Kader değil, nazar hiç değil" diyorsunuz. Söylediğiniz birçok düşüncenize katılıyorum, evet, Alanson'un yaptığı şımarıklıktır. Ancak bence durum ne olursa olsun o kaza Biricik Hanım'ın kaderindeydi. İnsanlar başlarına gelenlere üzülmemelî ancak sebebiyet veren konumdaysa pişmanlık duyup daha sonrası için ders almalıdırlar, (Kerem Sezer)
* Sizinle kader konusunda sanırım yorum farkımız var. Kişi kaderini olumlu kılmak için elinden gelen her mantıklı işi yapar ve ona rağmen bir olayla karşılaşırsa buna kader diyebilirsiniz. Bu durumda Biricik Haram, gecenin o saatinde köpeğini isteyen eşine dönüp, "Bu saatte sokaklara çıkıp köpeği alıp gelemem. Mantığım ve aklım buna elvermiyor" deyip dışarı fırlamasaydı bu kaza meydana gelmeyecekti. Biricik Hanım, aklını devreye sokmadığı ve duygularına yenildiği için böyle hareket ederek kazaya sebep oldu. Kur'an, aklımızı kullanmamızı bu sebeple emretmektedir. Teşekkürler.
Çanakkale Boğazı'nda bir sohbet
Haftada bir Çanakkale'ye "Alınteri" feribotları ile inip, genel alışveriş yapar tekrar köye döneriz. Dönüş feribotunda son model bordo bir jipin yanına yerleştim
Haberin Devamı

