Bu yazıyı kaleme aldığım anda Başbakanımız Sayın Erdoğan ve yanındaki değerli bakanlarımız gene bir Avrupa seyahatine çıkmış bulunuyorlar. Havalimanında Sayın Başbakanımız verdiği beyanatta demişler ki: "Türkiye'nin AB'ye girme kararlığında hiçbir değişiklik olmadığını tekrar vurgulamak için bu çok önemli seyahate çıkıyoruz."
Diğer taraftan Bitlis 11 Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sayın Turan Dönmezer ile telefonda konuşuyorum:
"Sayın müdürüm, yörenin eğitim sorunlarını öğrenmek istedim. Belki bir kampanya başlatıp yardımcı olabiliriz."
"Çok teşekkürler Ayşe Hanım. Şartlar gerçekten yardıma muhtaç. Derslik, yol, su, elektrik için çok uğraş verilmesi gereken zorluklarla karşı karşıyayız. Merkez ve ilçelerimizde durumlar iyidir ancak bazı köylerimiz var ki gerçekten şartlar çetin."
"Efendim yıllar önce Sayın Turgut Özal, 'Ülkede elektriksiz bir nokta kalmamıştır' demişti. Biz de inanmıştık. Elektriksiz köylerimiz mi var demek istiyorsunuz?"
"Var maalesef Ayşe Hanım. Bazılarında su yok. Bazılarında yol şartları çok çetin. Bakanlığımız yatılı bölge okulları vasıtasıyla öğrencilerimize yardım etmeye çalışıyoruz ama yeterli olamayan yöreler var. Bilgisayarlar var. Öğretmenlerimiz de kurslardan geçtiler. Merkez ve ilçelerde sorunlar az ama sadece Bitlis'in takriben 200 kadar köyünde şartlar bayağı zor."
"Köyler küçük mü?"
"10 hanelik köylerimiz var. Dağınık yerleşim alanlarıdır bunlar. Şu anda tüm dertleri toparlayıp anlatabilmek o kadar zor ki! 'Haydi Kızlar Okula' projesiyle 1760 kız çocuğumuz okula başlamıştır. Eğitimdeki dönüşüm hızlı olamıyor. Oysa eğitim şartlan iyidir. Sınıflar 30 öğrenci altındadır. İkili eğitim yoktur. Teknoloji gönderilmiştir. Ancak elektrik, su ve yol yoksa..."
"En çok hangi alanda yardıma ihtiyaç var efendim?"
"Birçok, birçok ama temelden başlamak gerekirse birçok köyün tuvaleti ve tuvalet alışkanlığı yoktur. İlk bu halledilmelidir."
"Yani şu anda Bitlis'in birçok köyünde vatandaşlar ağacın kenarına mı eğilip ihtiyaçlarını görmektedirler?"
"Aynen öyledir Ayşe Hanım."
Şu anda Fransa'nın başkenti Paris'teki Elysee Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Chirac'ın Türkiye'nin AB'ye katılmasında çok aceleci olmamalarının sebeplerini sayarken belki de kibarlığından, Türk vatandaşlarının belli bir kesiminin hâlâ milattan önceki şartlardan da uzak bir tarihe yakın durumları yaşadıklarını, ihtiyaçlarını ağaç kenarlarına eğilerek yaptıklarını, temizliklerini de yapraklara emanet ettiklerini söyleyemeyecektir.
Ben de istiyorum ki, "leb demeden leblebiyi anlayan" bir Başbakanımız ve hükümetim olsun, arka bahçemizde böyle temel ihtiyaçlarımızı gidermeden, AB ülkelerine ziyaretlerimizin turistik bir hava değişiminden ileri gidemeyeceğini anlayan danışmanlara sahip olsunlar ve boşu boşuna masraf yapmasınlar! Bir tek şu Fransa seyahati masrafından acaba kaç köydeki öğretmen lojmanı onarılırdı?
Sevgili okuyucular. El ele vermeliyiz. Devletten bir şey bekleyemeyeceğimizi taaaaaaaa Osmanlı zamanından beri öğrenmiş olmalıyız. Bugün, güneşli bir plaj kenarında ayağını kuma gömen kim varsa bize yardım borçludur ve etmelidir. El ele verip bu çok sevdiğimiz ülkemizi bizler kalkındırmalıyız.
Okuyucu mektubu
Bir hukukçuya danışmaksınız
Emekli ikra miyemizle bir daire almaya niyetlendik fakat muhatap olduğumuz emlak komisyoncusu ve avukat ağabeyi bizden yaklaşık 3 milyar ve % 40 faiz istiyorlar. Biz emekli maaşımızla bunu nasıl ödeyebiliriz? (Rıza Dirican)
Emlak komisyoncuları satmaya aracı oldukları gayrimenkul için (anlaşmaya göre) % 1 ile % 3 arasında komisyon alırlar. Bu durumu bilmiyor muydunuz? Bu ödeme gecikirse % 40 faiz uygulaması konusunu bir hukukçuya danışmaksınız.
Bunu okuyan her biriniz bana görüş bildiriniz lütfen
Bu yazıyı kaleme aldığım anda Başbakanımız Sayın Erdoğan ve yanındaki değerli bakanlarımız gene bir Avrupa seyahatine çıkmış bulunuyorlar
Haberin Devamı

