Bugünlerde içim içime sığmıyor

Lapa lapa kar yağdıran uzun bir kış mevsiminin geride kaldığını geçen sabah fark ettim. Daha güneş yükselmemişti ama İstanbul Boğazı'nın kıyılarını sis basmıştı ve sıcaklık, "sabret geliyorum, dur geliyorum!" diye bas bas bağırıyordu

Haberin Devamı

Lapa lapa kar yağdıran uzun bir kış mevsiminin geride kaldığını geçen sabah fark ettim. Daha güneş yükselmemişti ama İstanbul Boğazı'nın kıyılarını sis basmıştı ve sıcaklık, "sabret geliyorum, dur geliyorum!" diye bas bas bağırıyordu. Bazı dostlarım soğuktan hoşlanır. Ben sıcacık yaz aylarına vurgunum.

Henüz Seddülbahir köyümün kıyılarında dolaşamadım. Ama gözüm gibi biliyorum ki Saroz, Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi aylar boyunca bana eskimiş tahta parçalan, süngerler, eflatun deniz kestaneleri getirmek için yarışıp durdular. Var mı böyle bir uğraş? Var mı böyle bir cömertlik? Meyve ağaçlan çiçeklerini patlattılar. Bizim köyde badem ağacı çok olduğu için bugünlerde her taraf pembe duvaklarla süslüdür. Köyümüz gelin gibi, gelin! Önce baharlar, dökülünce yapraklar. Önce solucanlar, sonra karıncalar, daha sonra uçuç böcekleri!

Deniz başka bir alem. Bugünlerde daha bir turkuaz. Çünkü deniz çimenleri, daha tam büyüyüp bembeyaz kumları esrarlı karartılarla süslemediler.

Seddülbahir küçük bir balıkçı köyü olduğu için İstanbul'da olduğu gibi kışın sandallar, tekneler kıyıya çekilmez. Rüzgârın heybetli esmediği her gün balıkçı arkadaşlar o fenerin yanına büzüşüp, ekmek paralarını çıkarmakla uğraşırlar. Onlar sayesindedir ki büyük kentliler balık yiyebilirler.

Bizim Veysel'e gelince bence kendisi bir sihirbaz. Veysel hiç sandal kullanmaz. Balıkçılığını 'kıyıdan' yapar. Uzmanlık sahası 'levrek'tir.

Daha yeni telefonla konuştum, ne dedi biliyor musunuz?

"Ayşe hanım, öyle çok levrek tuttum ki inanamazsınız. Bir keresinde 5 milyar girdi cebime ve sığmadı. Paralar cebime sığmadı Ayşe hanım!"

Ama herkes Veysel gibi başarılı olamaz. Beş yaşından beri bu işi yapıyor. Bir de 'yetenek' var. Oltayı nereye kadar fırlatacağını, ne zaman fırlatacağını, nasıl fırlatacağını, sizin, benim 'su içmem' kadar rahat yapıyor.

İğde ağaçlarım, kokulu baharlarını dünyaya yaymak için hazırlanıyorlar. Göbekleşmiş gül fidelerim, goncalarını soymaya hazırlanıyorlar. Bunlar 'durmadan', yaz boyunca itirazsız, keyifle cömertçe açıp dururlar. Yaşar Nuri Hoca, bir keresinde bizi ziyaretinde, gül fidanının nasıl budanması gerektiğini öğretmişti. Artık kasım sonuna kadar gülleri durdurmak mümkün değil! Herkese teşekkür!

Şimdi köyden kasabaya gidiyorum tamam mı? Gözüm yolun hem sağında hem solunda gezinir. Çünkü bugün kara yapraklı çalı gibi duran şu dal demeti, iki hafta sonra inanamayacağınız güzellikte nar kırmızısı bir çiçekler doğurur ki işte bu sihirdir! "Her kadın bir çiçektir" söylemi de işte bunun için doğrudur.

Bir de hayran olduğum katırtırnakları döşenmeye başlayınca görmeyin keyfimi! Bir iki tane bahçemde de var. Tüm bu güzel bitkilere bakınca, "ohhh beeee, dünya varmış!" derim içimden. Ne Irak, ne üzüntü, ne İnsan Haklan Mahkemesi doğayla arama giremez. İşte o noktaya çok yaklaştım. İçim içime sığmıyor!


Dikkat... Dikkat...
Öğrenciler ve öğretmenler çok memnun

Öğretmenlerin öğrenciler tarafından değerlendirilmesi konusunda pek çok okuyucu mesajı aldıra. Bazılarını veriyorum. Öğrenciler ve öğretim görevlileri bu uygulamadan çok memnun olduklarını belirtiyorlar. Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi, Anadolu İletişim Meslek Lisesi, Uludağ Üniversitesi, ODTÜ, Anadolu Üniversitesi'ndeki başarılı uygulamaların devamını diliyorum. A. Ö.






DİĞER YENİ YAZILAR