Türk kadınları uyanıyor. Türk kadınları silkiniyor. Türk kadınları değişiyor. KA-MER (Kadın Merkezi) kurucusu Sayın Nebahat Akkoç'tan öğreniyoruz ki Doğu ve Güneydoğu'da meydana gelen töre cinayet sebepleri arasında en büyük oranı, "Ailesini dinlemeyen, geleneklere uymayan, beklenen hareketlerin dışına çıkan kızlar" meydana getiriyormuş.
Tabii ki, hayalindeki en güzel yaşamı kurmak isteyecektir her Türk genç kızı. Geleneklerin emrettiği biçimde evlilikler yapmak istemeyebilir yeni nesil. Televizyon sayesinde tüm dünya tabak gibi önüne serilmiş, başka başka olanakların ihtimalini görmüş bir kişiye zorla, "Hayır, sana beşik kertmesi yaptık. Amcanın oğlunla evleneceksin" veya "Kızlar okula gitmez. Otur oturduğun yerde" sözleri sökmeyebilir. Diğer taraftan magazin programlarının gösterdiklerini yaşamak isteyip de tehlikelere atılan maceracı kızlar da vardır başkaldıranlar arasında. Allah onlara akıl ve izan versin derim. Yanlış bir adım attılar mı geriye dönüşleri imkânsız olabilir.
Uyanan, eline tutuşturulandan daha fazlasını istemeye başlayan genç kızlarımızın işinin çok ama çok zor olduğunu da biliyoruz.
Kimbilir nasıl dövmelere, aşağılamalara, ezilmelere maruz kalmaktadırlar. Bu tacizden kaçıp kurtulabilecekleri hiçbir yer de yok. Türkiye'nin her köşesinde genç kızlarımıza saygı duyacak, isteklerini saygıyla dinleyecek, onlara insanca muamele edecek kurumlara dehşetle ihtiyaç var. Türkiye'nin en büyük değişimini kadınlar gerçekleştirecektir.
Geçenlerde TRT GAP kanalında bir belgesel izledim. Harikulade bir çalışma. Emeği geçen herkesi candan kutluyorum. Belgeselin adı Sesimi Duy. Mardin'de 4 çocuklu bir ev hanımı, sakin sakin konuşuyordu:
"Geçinemiyorduk. Eşim çalışıyordu ama yetmiyordu. En nihayet bana 'tak' dedi. Bir hastanede temizlik işi buldum. Girdim. Artık her gün işe gidiyordum. Ama arkamdan söylenenleri bir duysaydınız! Yok ne işim varmış, yok kocam boynuzlarmış, haklı da olurmuş, çocuklarım öksüz kalmış, ahlâksızmışım, terbiyesizmişim. Evime giderken, bağıra bağıra hakaretler etmeye başladılar.
Ben yılmadım. Arka sokaklardan, tenha sokaklardan dolanarak evime dönmeye başladım. Çocuklarım da bunlara inanıyor, bana kızıyorlardı. Arkadaşları da onları iğneliyorlarmış. Bir gün ne oldu biliyor musunuz? Bir başka hanım, benim yanımda çalışmak için müracaat etti. Onu da işe aldılar. Bir hafta sonra bizim yöreden 3 hanım daha iş aramaya çıktı. Onlar da buldular ve çalışıyorlar. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Sesler kesildi. Tam değil ama kesildi. Evde çocuklarım mutlu. Kimse arkamdan bağırmıyor artık. Alıştılar, alıştılar. Hah! Ha! Ha!"
Ekonomik şartlar zorlar bir taraftan, mantık sorgular öte taraftan, duygular coşturur beri taraftan... Türk kadınları uyanıyor! Her ülkenin yükselip gelişmesinde şüphesiz yüzde 50 paya sahip kadınlar ülkemizde de düşünmeye, sorgulamaya, adım atmaya başlıyorlar. Çok mutluyum, çok!
Dikkat... Dikkat...
Açık Radyo'nun sesi kısılmasın
Açık Radyo bir kampanya başlattı. Her dinleyicisinin maddi katkıda bulunması gerektiğini vurgulayan bir kampanya bu. Aranması gereken telefon numarası 0212-343 41 41'dir. Düşüncelerin özgürce ifade edildiği Açık Radyo'nun bu kampanyada başarılı olmasını diliyorum. Müziğin yanısıra tüm dünya gelişmelerini mercek altına alıp onları ülkemiz koşullarıyla harmanlayıp dinleyiciye sunan Açık Radyo'nun ayakta kalmasını ben de istiyorum. 94.9 frekansında yayın yapan bu radyo, yardım istiyorsa muhakkak ihtiyacı vardır. İsteyenler yardım etsin diye bu bilgileri köşeme alıyorum. Sesiniz kısılmasın!
Bugün çok mutluyum çok!
Türk kadınları uyanıyor. Türk kadınları silkiniyor. Türk kadınları değişiyor
Haberin Devamı

