Bayram günü, Bebek'in kalabalık Koru Kahvesi'nde kimler yoktu ki? "Mümtaz İnsan", Metin Uca ve Ankara'dan hoş bir arkadaşı, güzel Hülya Avşar ve yakınları ve daha birçok güzel insan. Her yer doluydu. Bir tek Uğur Tuzlacı'nın yanı boştu. Kucağında bir laptop, derin bir çalışma içindeydi. Yanına oturdum.
"Ne çalışıyorsun Uğur?"
"Hayret bir şey Ayşe Hanım. Buradan bir uzay aracına binip, bir gezegene gidiyorsunuz. Yetmiş yıl sonra geri geliyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki, uzayda geçirdiğiniz 70 yıla karşılık dünyada kalanlar 200 yıl geçirmiş."
"Aslında bütün hesaplar sanal değil mi?"
"Sanal ama durumları sadece iki boyutla değerlendirmemek gerek. Einstein'ın İzafiyet Teorisi muhteşem bir gerçek. Matematiği de hesaplamak şart."
"Kuantum Teorisi de sanal. Ama, haklısın. Bir ilave matematik boyutunun getirilmesi, durumu halledecekse mesele yok."
"Metafiziğe geçişi şart kılıyor."
"Metafiziğin tekrarlandığı yok."
"Düşünce paradigmalarımızı değiştirmemiz gerek."
Uğur ile sohbet tabii ki keyifli. Yeni hazırladıktan "GEOMETRİ 10. YIL KİTABI'ndan bir kopyayı imzalayıp bana uzattı. Şöyle bir karıştırdığımda, Ulvi Altekin'in, Yunus Emre bölümüne takıldım. "Anadolu kültürünü daha yakından tanıyabilmek ve anlayabilmek için kısa da olsa tasavvuf kaynaklan ve gelişimine bir göz atmanın faydalı olabileceğini düşünüyorum" demiş ve tasavvuf akımının meydana çıkma sebeplerine değinmiş.
İnsan, Tanrı, varlık birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eli açıklık gibi gerçek yaşamdaki konular diye devam eden Altekin, Yunus'tan şu dizelere yer vermiş
Taptuğun tapusunda
Kul olduk kapısında
Yunus miskin çiğ idik
Piştik Elhamdülillah.
Vardığımız illere
Sol safa gönüllere
Baba Taptuk manisin
Saçtık Elhamdülillah.
Yunus bir doğan idi kondu Taptuk koluna,
Avın şikara geldi bu yuva kuşu değil,
Yine esridi Yunus, Taptuk yüzün görelde,
Baktığım yüzde gördüm Taptuğumun nurunu.
"Yunus'a göre ruh tanrısaldır ve ölümsüzdür. Gövdede kaldığı sürece geldiği özgün yüce varlığa tanrısal evrene dönme özlemi içerisindedir. İçinde insanın da bulunduğu varlık evreni, Ateş-Toprak-Hava ve Su'dan kurulmuştur."
Kendini daha yakından tanımak isteyenlerin zaman zaman Yunus'a varmalarının gerekliliğine inananlardanım.
Okuyucu mektubu
Beşiktaş'taki bu rezilliğe artık son verin!
■ Beşiktaş Vişnezade Mahallesi Sporcu Adil Sokağı sakinleri, çöp mafyasına terk edildi. Bu durumu defalarca Beşiktaş Belediyesi'ne bildirmemize rağmen henüz bir çözüm bulunamadı. Çöp toplayıcılar, bu sokakta bulunan ve sahibi bilinmeyen harap bir binayı işgal ettiler. Burayı çöp deposu yaptılar. Beşiktaş'ın tüm çöpleri, çuval şeklindeki el arabalarıyla toplanıp buraya depolanıyor. Kokudan geçilmiyor. İri kıyım adamların küfürleriyle her sabah 5'te ayaktayız. Bu kişilerin, belediye temizlik işleriyle müşterek çalıştığı söyleniyor. Çocuk ve eşlerimiz bu binanın önünden geçmeye korkuyor. Eli bıçaklı çöp toplayıcıları laf da atıyorlar. Yörede hırsızlık olayları da arttı. Acaba belediye, bu çöp mafyasına teslim mi oldu? (Adı bende saklı bir okuyucum)
*Haklı şikâyetinizi köşemizde yansıtıyor ve yetkililerden açıklama bekliyoruz. Beşiktaş gibi tarihi semtin sokağında böyle bir rezillik nasıl yaşanır? Zabıta güçleri, vatandaşın rahatını sağlamakla yükümlü değiller mi? Bu konu Beşiktaş Belediyesi'ni aşıyorsa konu Büyükşehir Belediye yetkilileriyle neden paylaşılmıyor? Eğer bu evlerde belediye başkanları otursaydı durum böyle mi olurdu?
Bugün biraz Yunus Emre
Bayram günü, Bebek'in kalabalık Koru Kahvesi'nde kimler yoktu ki
Haberin Devamı

