Okul filmini görmeniz gerek
Okul filmini, Türk eğitim sistemine girip bitirmiş, bitirmeden yarıda bırakmış veya içinde hâlâ çabalayan herkesin görmesini öneririm. "Okul" filmini bir zamanlar genç olmuş, olmak üzere olan veya şu anda genç kabul edilen kız-erkek her kişinin de görmesini öneririm. Sanırım böylelikle, toplumda hiç kimseyi açıkta bırakmadım. Sinan Çetin'in prodüktörlüğüyle (eminim Sinan bey bu çalışmada gençlerimize prodüktörlüğün ötesinde de yardım eli uzatmıştır) Taylan kardeşler (birisi mühendis, diğeri tıp doktoru), gencecik oyuncu kadrosuyla Türk sinema tarihinde, dünya standartlarına yakın bir kulvar açmanın büyük keyfini yaşıyor olmalılar. 1,5 milyon dolarlık bütçeye sahip filmin montajı Almanya'da, özel efektleri İngiltere'de yapılmış. Özgün müzik kullanmanın rahatlığı içinde hareket edilmiş. Başarılı senaryosunu Doğu Yücel'in yazdığı "Okul" filminin tezgahta dokunması kolay olmamıştır sanırım.
Bilinmeyen alemde, ölümden sonra ruhların tepkisel etkinliklerine karşı duyulan, biraz da yaşayanların vicdan azabından kaynaklanabilecek, korku kumaşının arasına serpiştirilmiş belli başlı desenler, kumaşın albenisini artırmış. Bu desenlerin birincisinde Türk eğitim sisteminin, çocuğun üzerinde kurduğu ezici ve mantık dışı tahakkümün öğrenciler üzerinde ne denli tahripkâr tesirler bıraktığının altı çiziliyor, ikincisinde ise gençlik çağlarında aşk, kıskançlık, uyum zorluğu, iletişim sorunları yaşayan kişilerin, birbirlerini ne kadar acımasızca ve düşüncesizce yaralayabilecekleri vurgulanıyor. "Okul" filminde kıvrak bir senaryo, çabuk değişen hareketli sahneler, doğal oyunculuk yetenekleri bir araya gelmiş ve bir hayli izlenebilir bir film ortaya çıkmış. Özel efektler daha zengin olabilir miydi?
Bence evet! Ama duralım, bakalım. Bu gençlerimizin daha ilk filmi. Ne demiş Frank Sinatra? "The best is yet to come!" Azzzzzz sonraaaaa!
'Yürü ya kulum'u seyretmelisiniz
Gazanfer Özcan ve Gönül Ülkü, bu eserde seyirciyi alıyor, kahkaha ve şaşkınlıkla sarıp sarmalıyor, gıdıklıyor, güldürüyor ve sonra mutlu son ile gecenin ayazına ısıtmış olarak salıveriyor. Mecidiyeköy'deki kiralık salonlarında o kadar hoş bir atmosfer var ki, sanki seyirciler birbirlerini tanıyorlar, sanki biraz üşüyene, üç sıra geriden birisi hırkasını uzatıp, omuzlarına konduracak, bu da çok doğal sayılacak! Çok sempatik bir tiyatro ve antraktta harikulade ada çayını herkese tavsiye ederim.
Belki de karlı bir akşam gittiğimiz için bu kadar lezzetli geldi. Gazanfer Bey ve Gönül Hanım, her zamanki ustalıklarıyla ve rollerini özel yaşamları kadar doğallaştırmış kadroları beraberliğinde haftanın 4 gecesi ve pazar günleri saat 15'te perdelerini hoş vakit geçirmek isteyen, Kıbrıs dertlerini, doların iniş çıkışlarını, AB ve kuyruklu ihtimallerini, bir kilo kıymanın fiyatını unutmak isteyen İstanbullulara açıyorlar. Herkesin gidip görmesini önereceğim bir çalışma "Yürü Ya Kulum!"
"İstanbul" ve Orhan Pamuk'u mutlaka okuyun
Her ne kadar okuyucunun kendisini şefkat ve anlayışla karşılamasını istese de bence Orhan Pamuk, İstanbul tarihine antropolojik belge niteliğinde bir eser hazırlamış. Tabii ki okuyucudan anlayışı, özel yaşamının derinliklerine dokunduğu yerlerde bekliyor. Gösteriyoruz. Bence gerçek bir yazar, kendisini olduğu gibi masanın üstüne boylu boyunca yatırıp, neşterle kesip araştırdığı vakit vazifesini yapmış sayılmalıdır. Bu işlem sonunda yazarın ruhu ve düşünceleri zonklamamışsa o eser ham elma misali, tam olmamıştır. Bence bu çalışmada zonklama var, yani eser olmuş. Okunmalıdır! Herkese tavsiye ediyorum.
Bugün biraz sanat...
Okul filmini, Türk eğitim sistemine girip bitirmiş, bitirmeden yarıda bırakmış veya içinde hâlâ çabalayan herkesin görmesini öneririm.
Haberin Devamı

