Bugün 23 Nisan! Sizin bayramınız. Atatürk bu bayramı sizlere armağan etti. Sınıflarınızı süslediniz. Evlerinizin pencerelerine bile bayraklar asmış olanlannız vardır. Herkeste bir neşe. Okul tatil... Siz çocuklar biraz durun ve düşünün istiyorum. Bu neşe, tatil ve bayramı hak etmek için ne yaptınız? Her Türk çocuğu bunu düşünmeden bayram havasına girer. Ama ben, bugün biraz düşünmenizi istiyorum. Ben de küçükken sizler gibi hemen havaya girer, kırmızı beyaz krepon kâğıdından zincir örerken çok heyecanlanırdım. Büyüdükçe düşünmeye başladım.
"Çocuklar ne yapmışlardı ki koskoca bir bayram, Mustafa Kemal Atatürk tarafından onlara armağan edilmişti?" Biraz büyüdüğümde bunu tam anlayamamıştım. Ama iyice büyüdükten, etrafta olan biteni kavradıktan sonra sanırım anlamaya başladım. Şimdilerde ise tam anladım zannediyorum. Ama sizin yaştakilere anlatabilmek o kadar zor ki! Gene de deneyeceğim. Şöyle bir örnek vereyim. Siz ve mahalle arkadaşlarınız bir araya geliyorsunuz ve yaratıcı gücünüzle, hayaller ve ümitlerinizle tüm çocukların bayılacağı, hayran kalacağı bir oyuncak yaratıyorsunuz. Bu oyuncağın, dünyanın en iyisi olması için bütün kalbinizle ve ellerinizle çalışıyorsunuz. Sizi görenler, özellikle büyükler diyorlar ki: "Hiç boşuna uğraşma yapamazsın!" Neden öyle diyorlar? Çünkü onlar hiç böyle modern ve güzel bir oyuncak yapamamışlar da ondan! Yapabileceklerini bile düşünememişler de bundan! Ellerinde ne eski püskü oyuncaklar varsa, hep onlarla oynamışlar.
Durum böyle olunca bunlar sizin başarınızı kıskanmazlar mı? İşte kıskanmışlar. Onların hep söyleyedurdukları sizleri hiç durduramamış.
Muhteşem oyuncak!
Hak ettiklerinden dolayı tarihin içine gömülmüşler. Ortada kalan, sizin ürettiğiniz muhteşem oyuncak olmuş. Sadece sizin mahalleliler mi? Hayır tüm kent sizin oyuncağınıza hayran kalmış. Yetmez, tüm Türkiye sizin yarattığınız oyuncağı kutlar olmuş. Gene yetmez! Tüm dünyada yaşayanlar sizin haberinizi almışlar, yaptığınıza bayılmışlar ve sizleri kutlamış, kutlamış, kutlamışlar! Bu kutlamaları kabul etmek için siz dünyayı dolaşmış mısınız? Hayır! O yabancılar, sizin mahallenize gelip oyuncağınıza yakından bakarak, "Bravo! Çok güzel üretmişsiniz" diye sizi kutlamışlar. Kim bilir ne güzel duygular uyandırır bu gibi başarılar sizde! Gel zaman, git zaman oyuncağınızı parlatmışsınız, daha geliştirmişsiniz, boyamışsınız. Ama er geç bu oyuncağınızı birilerine bırakmanız gerektiğini anlamışsınız. Siz olsanız kimlere bırakırdınız? Mahallede oturan büyüklere mi? Yoksa muhitinizdeki yeni doğmuş, büyüyen diğer çocuklara mı?
Mustafa Kemal Atatürk, büyükleri çok iyi tanıdığından, tutku ve zaaflarını çok iyi bildiğinden, bir yakaladılar mı bırakmama alışkanlıklarına bir türlü vazgeçemediklerinin, tüm tapuları kendi malları addettiklerinin farkında olduğundan, bu uğurda utanmadan sıkılmadan kavga etmeye, geçimsiz olmaya, itişip kakışmaya, çarpışmaya yatkın, kan dökmeye hazır sonra da kan döktük diye asla ödün vermeyen bireyler olduklarını bildiği için ülkemizdeki her şeyi sizlere bırakmıştır!
Atatürk bilmez mi? Bildiği, taa o gerilerden, görebildiği içindir ki, hem bu tapuları sizlere bıraktı, hem de "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" dedi. Bu yazımı, bu küçük yaşlarınızda anlayamazsınız ama kesip bir köşenizde saklayın. Saçlarınıza ak düşünce bir kez daha okuyun! Atatürk, 23 Nisan'ı neden çocuklara armağan etmiş hemen anlarsınız.
Düzeltme: 20 Nisan Salı günü "Dikkat" köşemizde yayınlanan, "Kitap yardımı için bir çağrı" başlıklı yazımızda verdiğimiz telefon numarası şöyle olacaktır: (0416) 31810 53
Bu yazı sevgili çocuklarımız için...
Bugün 23 Nisan! Sizin bayramınız. Atatürk bu bayramı sizlere armağan etti
Haberin Devamı

