TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün söylediklerini okuyorum: "Banka hortumcularının elinde rehin gibiyiz. Tipik borçlu davranışıyla karşılaşıyoruz. Örneğin 100 bin dolar borcunuz varsa, ödeme gücüne de sahipseniz, bir ödeme gayreti gösterirsiniz. Ama elinizde karşılığı olmayan durumda 100 milyon dolar borcunuz varsa ödemenizde düşüklük olur..."
Hey yarabbim Allah! Şu kepazeliğe bakar mısınız lütfen? "Ödemenizde düşüklük" olurmuş. Onun adı düşüklük değildir Ahmet Bey!
Şimdi her bir okuyucuya soruyorum. Çoğunuzun bir aylık bütçesi vardır. Farzedelim bu paranızdan, faizle borç isteyen birisi çıktı karşınıza. Allah ve Peygamber aşkına soruyorum. Borcu isteyen karşınızdaki kişiye sormaz mısınız?
"Kar yapmalıyım"
"Kardeşim bu parayla ne yapmaya niyetlisin? Şöyle bakalım."
"Abi bir kahvehane kuracağım. Çay ocağı almam gerek. Kira parasını peşin istiyorlar. Üç kişiyi asgari ücretten işe alacağım. Tabii onların sigortaları olacak. İskemle, masa lazım. Elektrik, su parası var. Digiturk bağlatırsam daha çok müşteri çekerim diye düşünüyorum. Bunun kirası olacak. Fincan, tepsi, şeker, çay, kahve gerek. Bir iki deste iskambille okey takımları almam lazım. Herhalde ikisinden de 10 takım yeter. Sonra gelir vergim olacak. Hem de 4 çocuklu ailemi doğru düzgün yaşatmam için kâr yapmalıyım. Hem sana olan borcumu da faiziyle ödeyeceğim. Kiradan kurtulmak için her ay kenara para biriktirmeliyim. İşte hepsi bu kadar abi!"
"Kahvehanene kaç iskemle koymayı düşünüyorsun?"
"40-50 adet kadar gerekli abi."
"Bir bardak çayı kaça satacan?"
"Hesapladım abi. Tanesi 250 bin liradan gitse, günde 60 iskemle doldursam, arada kahve de sipariş etseler ben bu işi yırtarım."
"Civarında senden başka başka kahvehane var mı?"
"Var abi! Hem de üç tane. Hepsi de müşterili. Ben de zaten onun için borç alıp açmak istiyorum."
"Onlar bir bardak çayı kaça satıyorlar? Bilgin var mı?"
"Valla bakmadım abi, bana ne onlardan. Hepsinin de dolu olmalarını görmem yetmez mi?"
'Yetmez kardeşim. Onlar sana müşteri kaptırmamak için fiyat kırarlar. Müşteri oraya gitmeye devam eder. O zaman da sen yeterli olan parayı kazanamaz, bana da borcunu ödeyemezsin. Hayır arkadaş, ben sana bu borç parayı kesinlikle
vermem!!!" demez misiniz?
Şimdi bu kredileri veren banka yetkililerine soruyorum! Sizlerin yukarıdaki şu adamdan daha akıllı olmanız gerekmez mi? Siz kime, hangi cüretle, hangi hesap kitapla, bile bile, afedersiniz ama insandışılıkla milyonlarca dolarları verip durdunuz? Şimdi de hepiniz susuyorsunuz! Suçlu olduğunuzu bile bile, paranın hortumlanmasını bile bekleye bu paraları verdiniz. Sanki bu paralar kendi malınız, alnınızın teriymiş gibi! Aranızda hepiniz, tekrar ediyorum hepiniz bu paraların hangi uluslararası vergi cennetine gittiğini de bal gibi biliyorsunuz. Neden? Çünkü yetim hakkı yiyen o transferleri de sizler yaptınız.
Alay etmeyin!
Çıkın ortaya da konuşun! Kaç dolarları, hangi gizli özel hesaplara yolladınız? Bavulla gitmedi çünkü bunlar. Bavullara sığmaz beyler! Bizim zekâmızla alay etmeyin! Konuşmazsanız Ahmet Ertürk'ün sözleri doğru olur. Ne diyor? "Ödeyeceğim diyene, 'kaynağın ne?' diyemeyiz." Bu kaynak sizlerde baylar, bayanlar. Biliyorsunuz. Haydi söyleyin! Bunları yazıyorum çünkü benzer bir banka yetkilisinin bugün de benzer işleri yapmalarını istemiyorum! TMSF rehin alınmışmış! Çivisini çıkardınız bu ülkenin, çivisini!..
Bu ülkenin çivisini çıkardınız, çivisini!
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün söylediklerini okuyorum: "Banka hortumcularının elinde rehin gibiyiz. Tipik borçlu davranışıyla karşılaşıyoruz
Haberin Devamı

