Bravo Sayın Mehmet Aydın!

Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın'ı son söylemleri için tebrik ediyorum. Evet, "Hanımlarımız cuma namazını camide cemaatle kılabilirler, bunda hiçbir sakınca yok" demişler

Haberin Devamı

Devlet Bakanı Sayın Mehmet Aydın'ı son söylemleri için tebrik ediyorum. Evet, "Hanımlarımız cuma namazını camide cemaatle kılabilirler, bunda hiçbir sakınca yok" demişler.

Değerli Kezban Hatemi'nin yıllar önce benim televizyon programımda bir hayli sesini yükselterek, "Evet, ben camide namaz kılmak istiyorum, hem de en önde. İmamın yanıbaşında çömelerek, caminin en iyi, en gözde yerinde namazımı kılmak istiyorum. Bunu durduracak hiçbir güç de yoktur!" diye haykırdığını da hatırlıyorum.

Benim araştırdığım kadarıyla ibadette bu erkek-hanım ayrımcılığı, Museviler zamanında başlamış. Sanırım bu gelenekleri hâlâ da devam etmektedir. Sinagoglarda eskiden beyler ayrı, hanımlar ayrı otururlarmış. Başörtüsü de o devirlerden kalma. Hanımlar Sinagoga başörtüsüz girmezmiş. Bilmem acaba hâlâ öyle mi?

Tevrat'ta, "Hanımlar başlarını örtsünler" diye bir ayete rastladığımı hatırlamıyorum. Keza İncil'de de. Yalnız Musevi veya Hıristiyan hadislerinde, ibadet yerlerinde hanımların çok heyecanlanıp kendilerinden geçerek, baygınlıkla uyanıklık haline girdikleri ve 'speaking in tongues' yani değişik dillerde konuşmaya başladıkları anlar olduğu belirtilir.

"Bu durumlarda hanımın ibadet mekânından yavaşça dışarı çıkartılması gelenek haline gelmiştir" denir. "Değişik dillerde konuşmaya" başlama konusu ise hâlâ tartışılır. Gerçekten bu "dil" midir, yoksa "garip sesler" midir, anlaması güçtür diyenler de vardır.

Böyle sahnelere İslami ibadetler esnasında rastlanmamıştır ki Kur'an'da yer verilmemiştir.

Toplumlar erkek-hanım el ele, omuz omuza verince gelişip yükselmektedirler. Birisi geride diğeri üç adım ileride olan toplumların gelişmediği ortadadır.

Kur'an'ı Kerim'de Allah hanımı eksik, nakıs, az yarattığını belirtmemiştir. Hanımlar en az erkekler kadar akıllı, zeki, çalışkan, üretken, beyni donanımlı, duygu dünyaları yüksek varlıklardır. Yıllardır Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ile yaptığımız programlarda Hoca, Hazreti Ayşe'nin örneklerini dile getirmiş, "Kolları dirseklerine kadar sıvalı, erkeklerin yanında nasıl savaştığını" anlatmıştır.

Ben Sayın Mehmet Aydın'a teşekkür ediyor, benzer adımları atmaya devam etmesini beklediğimizi belirtmek istiyorum.


Okuyucu mektubu
"Maaş günü kara kara düşünüyorum"

* Ben dar gelirli biriyim. Geçinmek için adeta bir kuş gibi çırpmıyorum. Ama görüyorum ki değişen hiçbir şey yok! Yük yine dar gelirimin, fakirin, memurun, işçinin omuzlarına bindirilmeye çalışılıyor. Kodamanlar, iş adamları, zenginler hep zengin; milleti, devleti dolandırmaya devam ediyorlar. Allah aşkına buna "dur" diyecek bir Allah'ın kulu yok mu? Maaş zamanı kara kara düşünüyorum. Neyi nereye versem diye! Hele kiradakilerin hiç yaşama hakkı yok. İşçilerin kıdem tazminatlarına el konuluyor, yaş 61'e indirilmeye çalışılıyor. Nefes alıp insan gibi yaşamayı hayal ederken bakın şu başımıza gelenlere! Lütfen yazıma köşenizde yer verin. (İstanbul Güngören'den adı bende saklı bir okuyucum)

* Bu köşe zaten siz değerli okurlarım için efendim. Uzun mektubunuzun ancak bu kadarını alabildim ama sanırım her şey çok açık ve yalın. Teşekkürler.

DİĞER YENİ YAZILAR