Salı günü George W. Bush, Birleşmiş Milletler'de beklenen konuşmasını yaptı. Bir yıl önce aynı kürsüden meydan okuduğu bu topluluğa, bir yıl sonra adeta süt dökmüş bir kedi edasıyla yaklaştı. Eminim kolay olmamıştır. Irak'ta hastahanelerin iyileştirildiği, eğitim sisteminin düzeltildiği bilgileri, kurunun yanında yanan yaş tahtalara döndü.
Ele aldığı başlıkların arasına "cinsel esaret" konularını, AİDS tehlikesini, fukaralık durumlarını dahil etti. Ama asıl söylediği, "Affedersiniz. Irak'ta BM'siz bir harekâta giriştik. Beceremedik. Ne askeri gücümüz ne de maddi imkânlarımız yeterli. Sizsiz bir sonuca varamayacağız. Lütfen bize yardım elinizi uzatınız"di. Özet olarak ben bunları duydum.
Büyük imtihan!
Gelelim Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'a. Zaten, genelde tiyatro sanatçısı gibi dramatik konuşmalar yapmayı seven; ses tonuyla, el hareketleriyle, söylediklerini pekiştiren bu başkan, bana göre Annan'dan da daha başkan bir edayla, sanki tüm Birleşmiş Milletler üyeleri namına konuştu. Kullandığı ilk cümleden takındığı "ton"u belli etti: "Birleşmiş Milletler en büyük imtihandan geçti."
Yani? "ABD bizi dinlemedi. Saldırdı. Bugün karşımıza, bakınız nasıl ezilmiş bir biçimde çıktı" demeye getirdi.
Doğru mu? Birçok bakımdan doğru. Ama eski günleri de hatırlamıyor değilim. Bosna'da kan gövdeyi götürürken parmağını kaldırmayanlar, bugün muzaffer pozuna nasıl da bürünüyorlar!
Devam etti, "Terörizmi yok etmek için kaba güç kullanmak yeterli mi? Yetersiz" dedi. Bundan sonra konuyu "globalizasyon"a getirdi. Cancun'da fiyaskoyla sona eren toplantıya değindi.
Ve yeni bir program önerdi: "2005 yılında tekrar toplanalım. Bakalım bu zaman zarfında neler olmuş?"
Ben de diyorum ki, bu ne biçim bir öneri? "Neler olmuş olabileceğini" bugünden öngöremiyor mu?
Amerikan ve Avrupa Birliği çiftçilerine bu zaman zarfında sübvansiyondan vazgeçilmeyeceğine göre ne bekleniyor?
2004'te fakir ülke çiftçilerine gene yokluk, gene fukaralık, gene ıstırap! Ne bekleniyor ki? Cancun'da yükselen itirazların işe yaramadığını belli etti Chirac.
Gelelim yeni bir önerisine: "Globalizasyon esnasında kazanılan paralara vergi koyalım. Bu vergiyi fakir ülkelerin gelişmesi için harcayalım."
İşte saçma bir öneri daha!
Bir örnek de ben vereyim, İstanbul'da birçok vatandaşın başına gelen bir duruma benziyor. Evinize her zamankinden daha yüksek bir elektrik veya su faturası geldiği oluyor ya? Elektrik veya Sular idaresi'ne itiraz için gittiğinizde ne diyorlar?
"Efendim. Siz bu faturayı şimdi ödemek zorundasınız. Eğer itirazınız varsa, parayı ödedikten sonra yapabilirsiniz."
İtirazınız kabul görür veya görmez. Ödediğiniz fazla paralar geri ödenir veya ödenmez. Ne tasa? Zaten yandı gülüm keten helva!
Dikkat... Dikkat...
Ülkemizde ne çok Latince bilen varmış!
Aranızda hatırlayanlar olabilir. Geçenlerde çocuğuna "Latince" ders aldırmak isteyen bir okuyucumun mesajını yayınlamıştık. Ülkede bu konuda eğitim verebilecek o kadar çok kişi varmış ki ben de şaşırdım. Telefon numaralarını okuyucuma geçiyorum. İlginize teşekkürler. A. Ö.
Birleşmiş Milletler'de yapılan dramatik konuşmalar!
Salı günü George W. Bush, Birleşmiş Milletler'de beklenen konuşmasını yaptı. Bir yıl önce aynı kürsüden meydan okuduğu bu topluluğa, bir yıl sonra adeta süt dökmüş bir kedi edasıyla yaklaştı
Haberin Devamı

