Bir tarafta Tora Bora diğer tarafta Minaudiere

Bazı yabancı kanallarda çıkan moda programlarını izlerken, gülmekten yanlarım çatlayacak diye endişeleniyorum. Sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. İşte daha geçenlerde ekrana gelmiş bir moda programından alıntılarım

Haberin Devamı

Bazı yabancı kanallarda çıkan moda programlarını izlerken, gülmekten yanlarım çatlayacak diye endişeleniyorum. Sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. İşte daha geçenlerde ekrana gelmiş bir moda programından alıntılarım.

Ekranda bir defile izliyorsunuz. Omuzlar, Sokoni Vakum atının havalanmış kuyruğu misali gökyüzüne yönlenmişler. Üstelik deri, üstelik rep-renkli deri, üstelik manken kız size doğru sağa sola çarpıla çurpula öyle bir geliyor ki korkup başka kanala mı kaçarsınız yoksa, "Dur ayol. Dayanıp izleyeyim şunu" mu dersiniz? Bendeniz dayandım! Bakın neler oldu.

Marka Gucci. Yakın plan. İki kadın durumu değerlendiriyorlar. Size tercüme edeyim.

"Eski püskü Gucci'nin değişmesi şarttı."

"Dayanılmaz bir durum vardı. Yeni bir nefes, soluk gerekiyordu ve oldu."

"Hem de nasıl oldu. Tom Ford for Gucci sayesinde oldu."

Helen Hunt ve Charlese Theron konuşuyorlar. "Muhteşem elbiseler!"

'Vay bee' diyorum, Helen'in üzerindeki v yakası pullu beyaz elbiseyi görünce. İnan olsun, aynısının pembesini annem yıllar önce giymişti. Hiç de yeni bir çalışma değil!

Tom Fort Bey'in kendisi konuşuyor şu anda:

"Bir daha ki sefere neler yaratacağımı hiç bir zaman bilemiyorum (gülmekten mahvolmaz mısınız bu söze). Aslında nasıl başardığımı bir türlü bilmiyorum."

Derken ekrana bir kutu geliyor. Adı nedir? Sıkı durunuz! "The Magic Bag!" Yani? Sihirli Çanta! Bir de markası var bu çantanın.

Minaudiere! (Vay beeee! Dehşet değil mi? Ne demek acaba?) Genç bir bayan gülme krizine girmeden anlatıyor.

"Minaudiere, hınzır bir kız demektir. Bunun içine çok şey koyabilirsiniz. Gözlükleriniz, cep telefonunuz, haaa bakın bir de şu rujluğa bakın. Tam ucu açılıyor ve küçük bir saat çıkıyor. Mesela bir partidesiniz. Canınız sıkıldı. Öyle sık sık da saatinize bakıp etrafa bunaldığınızı belli ermek istemiyorsunuz. Ne yapardınız? Derhal Minaudiere'nizi açıp bu ruj kutusunun kapağını kaldırır, saate bakarsınız. Hiç kimse de bir şey anlamış olmaz."

Kulaklarıma inanamıyorum. Hangi seyirci kitlesine hazırlanıyor bu metinler? Devamı daha da korkunç bir gerçeği açıklıyor:

"Minaudiere, o güzel tuvaletinizin yanına çok yakışacaktır. O eski madeni çantalarınızı atın. Elinize bir Minaudiere alın. Kaç para mı? Sadece ve sadece 97.000 Amerikan Doları!"

Bir tarafta Tora Bora, diğer tarafta Minaudiere! Parmağımı tam basamıyorum ama bir yerde bir çarpıklık var gibi! Siz ne dersiniz?

Okuyucu mektubu
Vatandaşa eziyet çektirmeyin artık
* 14 Haziran'da Ümraniye Yeni Çamlıca San Sokak'ın yatırım kapsamına alındığı İGDAŞ tarafından açıklandı. Burası zaten 8 aydır yatırım kapsamında. Geçenlerde İGDAŞ'a başvurduk, "Kasım ayında mümkün olabilir" dediler. "Peki bırakın abone olalım" dedik ama kabul etmediler. Neden abone olamıyoruz? (Adı bende saklı bir okuyucum)

* Başbakanımız, "Vatandaşa eziyet çektirilmeyecek. İşleri derhal yapılacak" demedi mi? Ama yukarıdaki adreste oturanları nasıl şüpheler altında bırakıyorsunuz? 8 aydır aynı sözler söyleniyormuş. "kasım ayı" bana sorarsanız geç bir tarihtir. İGDAŞ, hizmeti en geç eylülde götürmelidir. Vatandaşı abone yapın. Taksitlendirme imkânı tanıyın. Lütfen sorunları halledin. Sorun yaratmayın. Teşekkürler.

DİĞER YENİ YAZILAR