Siz bu satırları okurken ben Fransa'nın Alsas-Loren dağlık bölgesinde, Embarasse Moi şaraplarının sahipleri, mösyö ve madam Merlot Rouge'un konuğu olarak deniz seviyesinden 300 metre yüksekte kurulmuş, 783 yıllık şatolarında kahvaltı ediyor olacağım. Çok hoş bir davetti ve reddedemedim. "Hahh, işte Kurban Bayramı da bir fırsattır. Bir buçuk yıldır hergün yazmaktan yoruldum. Hem zihnimi sıfırlayayım hem de yeni yerler ve insanlar görüp, size yepyeni ufuk açıcı yazılar yazayım" diye geldim.
Dün akşam üstü tilki avına çıktık. Kırmızı ceketim ve siyah kepim, ayağımda çizmelerimle, 43 kişilik bir at sürüsü, kırmızı kuyruklu bir tilkinin peşine düştük. Tabii önden koşturan av köpeklerimiz, bizlerin hangi patikaları takip etmemiz gerektiğini, havlaya havlaya belirlediler. Bir ara olmayacak bir uçurumun kenarında atları dört nala öyle koşturduk ki, arkamdan nefes nefese gelen Danimarka Prensi Rasmussenossen'in kapaklanacağını sandım. Bir felaketi önlemek babından, çitlenbiklerin en yoğun olduğu bir yamaçta, atımı dikenli bitkinin içine sürüp prense yol verdim. İyi de ettim sanırım çünkü Danimarka, bizlerin AB'ye girmelerinde önemli rol oynayabilir sanırım. Çorbada tuzumuz olsun!
Bizim şato, 4 dönüm kapalı alanı olan, içinde orman ve ırmaklar bulunan 8000 dönümlük araziye kurulmuş ve 6 katlı. Rococo tarzı bir binanın 4 katında ev sahipleri ve biz konuklar kalıyoruz. En alt kat mutfak ve şarap mahsenleri, çatı katında da tüm şato işlerine bakan hizmetkârlar kalıyor. Üç vardiya çalışıyorlar.
Kurdelayı çektim
Şatoda giysilerimiz hep 18'inci asır dönemi biçiminde. Gelirken kullandığım "Petrol Ofis" markalı çantama koyduğum kadife elbisem buruşmuş.
Gecenin 03.00'ü. Tam yatmak üzereyiz aklıma geldi ve hemen çardaklı yatağımın yanındaki kadife kurdelayı çektim. Üç dakika sonra kapım tıklatıldı. "Giriniz" dedim. Baktım benim iyiliğim ve bakımımdan sorumlu Violet adlı hizmetçi, "Vi Madam Özgün?" diye kapıda dikiliyor. "Haydi Violet, al şu benim kadife elbiseme bir ütü sür, yarın akşam darda kalmayayım" dedim. Gene, "Vi Madam Özgün" deyip sessizce yüksek ve karanlık koridorda, bir elinde şamdan, diğerinde bizim kadife elbise, kaybolup gitti. İşte o zaman anladım hizmetkârların 3 vardiya çalıştıklarını.
Hava çok nemli. Arada bir bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Haluk öksürmeye başladı.
"Nereden çıkardın bu seyahati? Hiç kimseyle anlaşamadım. Av merakım yok. Çoraplarım da tam kurumuyor" diye şikayet ediyor. Hemen göğsünü vicks ile ovup havluladım. Bordo smokin ceketini giydirdim ve purosunu içmek için şatonun smokin odasına yolladım. Ben de Berlusconi'nin annesiyle buluşup harpischord nameleri arasında, aynalı salonda çayımı "almaya" başladım.
Yukarıda söylediklerimin hepsinin uydurma olduğunu anladınız sanırım. Ben buradayım. Ailemizle bir bayram yemeği yiyip neşelenmeye çalışacağız.
Mübarek Kurban Bayramımızın; dargınlıkların sona erdiği, ayrılanların kavuştuğu, sofraların bereketle dolduğu, gönüllerin güldüğü bir devre olmasını diliyor, hepinizi kucaklıyorum!
Okuyucu mektubu
TPAO, çağdaş bir kurumdur
■ Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), bir ilan yayınladı. Bunu okur okumaz, gene bir "erkek egemen iş tercihi ve ayrımcılık" konusuyla karşı karşıya kaldığımızı anladım. Muhtelif branşlarda 27 kişiye yurtdışında yüksek lisans bursu vereceğini duyuran TPAO'nun ilanında, "jeo-kimya, makine, deniz sondajları, yönlü sondaj, düşük basınçlı sondaj teknikleri ve sondaj akış / kuyu stabilitesi branşlarında eleman alınacaktır" deniyor ancak KIZ ADAY İSTENMİYOR ibaresi de yer alıyor. Aynı eğitimi bizler pekâlâ görür, üstelik çok güzel uygularız da! Bize gene, "Siz bu işi beceremezsiniz" mi demeye çalışıyorlar? Birçok arkadaşım ve ben çok üzgünüz ve isyan içindeyiz. Bu ülke eşitlikler ülkesiydi, şimdi neler oluyor? Lütfen bu durumu köşenizde yansıtınız, yapılan hatalı hareketlerden vazgeçilsin. (Ayşen Narlı)
* Bu, "kız aday istenmiyor" ibaresini gördükçe Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes rahatsız oluyor kanaatindeyim. Bence bir yanlış anlama var. TPAO gibi uluslararası çapta bir kurumun böyle hata yapacağını sanmıyorum. Ben bu ilanı görmedim. En kısa zamanda yetkililerin beni arayacaklarına ve duruma açıklık getireceklerine inanıyorum.
Dikkat... Dikkat...
UNICEF'ten teşekkür geldi
UNICEF ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlattığı "Haydi Kızlar Okula" kampanyasını kutlayan yazıma cevap olarak UNICEF Türkiye Temsilciliği Eğitim Program Sorumlusu Sayın Fatma Özdemiş Uluç'tan bir teşekkür geldi. UNICEF bu yıl 130.000 dolar katkıda bulunmuş ve hedefleri 300.000 kızımızın okula devam etmesini sağlamakmış. Biz de medya olarak bu çabaları destekliyor, başarılar diliyoruz. A. Ö.
Bir bayram fantezisi...
Siz bu satırları okurken ben Fransa'nın Alsas-Loren dağlık bölgesinde, Embarasse Moi şaraplarının sahipleri, mösyö ve madam Merlot Rouge'un konuğu olarak deniz seviyesinden 300 metre yüksekte kurulmuş, 783 yıllık şatolarında kahvaltı ediyor olacağım.
Haberin Devamı

