Bir atölye kuramadık gitti!

Koridordaki kilimlerimin saçaklarını yıkayıp kuruttuktan sonra tam yerlerine sererken kapı çaldı. Gelen arkadaşım Rukiye'ydi. "Hoşgeldin Rukiye, pardösüyle üşümedin mi?"

Haberin Devamı

Koridordaki kilimlerimin saçaklarını yıkayıp kuruttuktan sonra tam yerlerine sererken kapı çaldı. Gelen arkadaşım Rukiye'ydi.

"Hoşgeldin Rukiye, pardösüyle üşümedin mi?"

"Buz gibi dondurucu soğuk yok Ayşe. içimdeki kazak yetti valla. Çay var mı, cay? (Muhtar'ın, "acı var mı?"sı gibi sordu.)

Çaylarımız elimizde, salonda yerlerimizi aldık.

"Ay sonunu getirmekte çok zorlanıyoruz be Ayşe. Bu durum ne zaman sona erecek bilmiyorum."

"Haklısın. Ne var biliyor musun? Bir türlü memur olmaktan veya hizmet sektöründe çalışmaktan kurtulamadık da ondan!"

"Nasıl yani?"

Sağ ayağımı altıma alıp devam ettim.

"Bak Rukiye. Bir an evvel üç beş kuruş kazanalım diye işlere girdik. Haluk da öyle, Rüstem de öyle. Ben de gençken öyle yaptım. Böyle olunca da patron maaşını artarsa diye bekleyip duruyor insan. Oysa, küçük bir şey imal edebilsek? Mesela, cezve veya dolap askısı falan. Hayat pahalılaştıkca satış fiyatına ilave edersin, olur biter."

"Ne askısı be Ayşe?"

"Benim hayalim o askı imalatı Rukiye. Küçük bir atölyem olsa, telleri büküp büküp, kancalayıp, askı imal edebilsem. Tel fiyatı yükselse, işçime zam yapsam, hemen askı fiyatlarını artırırım, olur biter. Sonra neye bakar biliyor musun?"

"Neye bakar?"

"Yeni kurulan bir otelin askı ihtiyacını karşılamama bakar. Beceremedim işte. Yapanlara hayranım."

"Dur bir düşünelim Ayşe. Belki seninle ben bir şeyler yapabiliriz. Belki TÜSİAD'a da gireriz! Mesela haşlanmış yumurta satsak?"

"Yapma be Rukiyeciğim! Kime satacağız?"

"Yumurta haşlamasını bilmeyenlere veya vakti olmayanlara! Olmaz mı yani?"

"Dur bir düşüneyim. Akşama ne pişiriyorsun? "


Hadi Çaman ve arkadaşlarını izlerken...
İstanbul'un en rahat ve erişilebilir tiyatrolarından birisi, Hadi Çaman'ın Nişantaşı Teşvikiye Çaddesi'nin tam ortasındaki Yedi Tepe Oyuncuları Tiyatrosu olmalı. İ. R. Ahmet Nuri Sekizinci'nin eseri "Hisse-i Şayia" da Hadi'nin yanalda Suna Keskin (bir zamanlar benim TRT'de taklidimi başarıyla yapardı sağolsun) Füsun Erbulak, Birol Engeler gibi usta oyuncular tarafından ele alınmış ve çok başarılı olmuş. Bu hareketli eser, Osmanlı dönemindeki hatin sayılır İstanbul ailelerinin yaşadıkları kaprisli ve çekişmeli yaklaşımları titizlikle ele alıyor, kişilerarası anlaşmazlıkların pekala halledilebilir sorunlar olduğunu İspat ediyor. Geçtiğimiz akşam izlerken babaennern ve dedem arasında da benzer çekişmeleri yaşadığımı hatırlattı Hadi Çaman ve arkadaşları bana... Hadi, yakında Avusturya turnesine çıkacak. Ama İstanbul'a döndüğünde bu eseri izlemenizi tavsiye ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR