"Benimle dans eder misiniz?"

Geçen akşam bir yılbaşı partisinde dostlarla beraber olduk. Yıldırım Mayruk Bey'in manken "Katoucha" için kullandığı tabirle "kılçık gibi" genç bir bayanla genç

Haberin Devamı

Geçen akşam bir yılbaşı partisinde dostlarla beraber olduk. Yıldırım Mayruk Bey'in manken "Katoucha" için kullandığı tabirle "kılçık gibi" genç bir bayanla genç bir bey (Erman Hoca) dans gösterisi yaptılar. Salonda açılan küçük pistin tam kenarında oturduğum için estetik hareketleri çok yakından izleme şansım oldu.

Latin danslarını her zaman zevkle seyrederim. Hele dans edenler usta olurlarsa gösterinin zevkine doyum olmaz. Geçen gece de gözlerimi çiftin ayaklarına diktim ve dikkatle izleyerek bu dansı öğrenmeye çalıştım.

Genç bayanı önce topaç gibi ileri fırlatıp, sonra çok rahat biçimde geri saran kavalye acaba benimle de böylesine dans edebilir miydi?!

Gösteri bittikten sonra bir fırsatını kollayıp benimle bir Latin dansı yapmasını rica ettiğim kavalyem, uygun pozisyona girerek tuttuğu sağ elimi kaldınp sol kolunu da belime doladı. Baktım, biraz evvelki ayak hareketlerini yapmıyor. Başka bir çıprık çıprık hareketlerde bulunuyor. İtiraz edip cha cha ile dans etmemizi önerdim.

"Hay hay!" dedi. Bir de dedim ki: "El ele klasik pozda tutuşmayalım, serbest dans edelim ki ben de bir iki figür yapabileyim." Gülmesine aldırmadım. Cha cha'nın ilk namelerinde bir ahenk tutturduk. O geri giderken bendeniz ilerliyorum, ben geri adımlarımı atarken o geliyor. Anladınız sanırım. Baktım bu iş kolay, hemen dönerek geri gidip, dönerek geri gelmeyi deneyeyim dedim. Aaaa pekâla da oldu. Beni gören kavalyem boş durur mu? Derhal o da dönerek ileri-geri gidip gelmeye başladı. Öyle bir duruma geçtik ki birbirimizin yüzünü görmemiz mümkün değil! Çünkü ya o dönüyor, ya ben! Ya ben dönüyorum, ya o! Ve inanır mısınız, ritm bozulacak diye duramıyorum. Ha babam dönüyorum. O da kibarlıktan olacak, beni bırakmayıp dönüp duruyor. Sanki çok uzaklara gitmekte olan bir bisikletin ters dönen iki tekerleği gibiyiz. En nihayet yere kapaklanmak üzereydim ki mecburen durdum!

Erol'un son albümü "İbadetim" ile playback yapması geceye muhteşem bir hava kattı. Bu albüme bayıldım. Favori parçalarım "İbadetim" ve "Yürekli Kadın." Dr. Selma Çuhacı'nın sözleri ve Erol'un bestesi olan bu parçalar imkânsız aşklara dokunuyor. Murat Evgin'in söz ve müziğini yazdığı Baba-Oğul parçası da bu albümde var. Herkesin alması gereken bir albüm, Erol Evgin'in son çalışması.

Okurlarıma çok teşekkür ediyorum
Yılbaşı münasebetiyle bana ajanda, takvim ve tebrik kartı gönderen herkese çok teşekkür ediyorum. Köşemde bu zarif hareketleri yapanları dile getirmem için göndermediklerini de biliyorum. Ama OPET'ten Fatoş Özkan'ın yolladığı TEMA Vakfı tebrik kartındaki şiiri sizlerle paylaşmak zorundayım.

Yumun gözlerinizi
Uzanıp ulu bir çınarın altına,
Kekik kokusuyla toprak kokusunu
Hissettiniz mi hiç?
Altınızda altın renkli
Köknar yapraklarından bir döşek
Üstünüzde göğe meydan okuyan dallar
Ve sonsuz çarşaf gibi
Bir mavilik sardı mı tüm
benliğinizi?
Kim ve ne olduğunuzu hiç
düşünmeden
"Yaşamak ne güzel" diye
Çılgınlar gibi bağırdınız mı
İçinizden geldiğince?
Eğer "Hayır"sa cevabınız
Yumun gözlerinizi çok geç olmadan
Kaldırın göğe kollarınızı
Uzatın bulutlara, yıldızlara
Yarım kalmadan düşleriniz...

İşte, örnek bir davranış...
Popstar'ın yapımcısı Fatih Aksoy'un başarısız olduğu projeyi itiraf etmesini gerçekten çok takdir ettim. Aksoy'un bu davranışını meslektaşlarının örnek almalarını öneririm. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR