Barbara Bush'la telefon fantezisi

Bağdat'taki pazar yeri yangınını televizyonda görünce artık dayanamadım ve Barbara Bush'u aradım. Meğer o da Camp David'de geliniyle mutfaktaymış ve Tony Blair geliyor diye elmalı pasta yapıyorlarmış

Haberin Devamı

Bağdat'taki pazar yeri yangınını televizyonda görünce artık dayanamadım ve Barbara Bush'u aradım. Meğer o da Camp David'de geliniyle mutfaktaymış ve Tony Blair geliyor diye elmalı pasta yapıyorlarmış.

"Ahhh, bu ne sürpriz? Hello Aysha! Nasılsın?"

"Valla Barbra biraz şaşkın, biraz da üzgünüm. Bu savaş görüntüleri beni çok etkiliyor."

"Zaten onun için adına 'Şok ve Dehşet' hareketi dediler."

"Ama Barbra, farkında mısın, kocana yaptıramadıkları hareketi oğluna yaptırıyorlar?"

"Ama Aysha, işin başında ben yokum ki... Biliyorsun Donald ve Dick var. Onlar yönetiyorlar. Bilsen o kadar üzgünüm ki!"

"Biliyorum Barbra. Bildiğim için seni arıyorum. Eminim geceleri de uyuyamıyorsundur."

"İlaç veriyorlar, inan bana. Neden biliyor musun?"

"Tahmin edebiliyorum."

"Aysha, Baba George Körfez'den sonra Bağdat'a girmedi diye sevinmiştim. Şimdi sanki oğlumu zorladılar. Bana televizyon ve gazeteleri yasakladılar. Ama biliyorum, oğlumun yüzünden anlıyorum. Öyle üzgün, öyle üzgün ki..."

"Seni anlıyorum. Valla Barbra, ABD'nin başında sen olsaydın işler böyle gelişmezdi. Neden Bağdat'a girmek istediklerini biliyor musun?"

"Tam emin değilim ama Irak halkını 'kurtarmak' için
sanıyorum, sen ne dersin?"

O sırada araya kalın bir erkek sesi girdi.

"Hello! This is CD Security. Please get off the line Mrs. Bush? Ma'am? Please proceed to the Family Room. The British PM has arrived Ma'am!"

(Alo! Camp David Güvenlik arıyor. Hattan çekilin lütfen. Bayan Bush lütfen Aile Odası'na geçin. İngiltere Başbakanı geldi.)

"Beni sonra ara" dedi Barbra ve hat kesildi.

Barbra'nın ne kadar üzgün olduğunu bildiğim için sonra arayacağım tabii. Biz kadın kadına şu anda birbirimizi desteklemezsek ne zaman destekleyeceğiz ki?

CNN'e döndüm ve Fredrica Whitfield'in Diyarbakır raporunu dinlemeye başladım.

Güzel toparlıyordu. Ne varsa bu dünyada, hanımlarda var kardeşim. Ben bunu bilir bunu söylerim!


Okuyucu mektubu
Söndürücü için başka yer yok muydu?

* Biz iki kişi, 23 Mart 2003 tarihinde gece saat 24.00'te İstanbul'daki Esenler Otogarı'ndan İzmir'e gitmek üzere Truva firmasına ait bir otobüsle yola çıktık, Tekirdağ yakınlarına geldiğimizde aniden bir patlama oldu. Otobüsün içi bembeyaz bir tozla kaplandı. Genizlerimiz yanmaya başladı. Bunun kimyasal bir madde olduğu belliydi. O soğukta otobüsten dışarı çıkmak zorunda kaldık. Patlayan, bizim koltuğun altındaki yangın söndürme tüpüymüş. Ertesi gün de grip olduk Bu nasıl iş?
(Hüsnü Şen)

* Truva otobüs firmasıyla ben de seyahat ederim, önce ikinize de geçmiş olsun diyorum. Çok korkmuşsunuzdur! Böyle bir olayı AB ülkesinde bîr yolcu yaşasa firma önce özür diler. Sonra kazanın teknik yönünü araştırır, bir daha tekrar etmemesini sağlar, o tüplerin yeri değiştirilmelidir. Yangın tüpü, durup dururken neden patlar? Truva'dan açıklama bekliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR