Sizlere bir şey söyleyeyim mi? Aldığım yüzlerce okuyucu mektubunun tek ortak noktası nedir bilir misiniz? Vatandaş parasını yatırdığı bankaların işlem masraflarından "İllallah!" diyor!
Hortumlanmış veya batık bankalardan bahsetmiyorum!
Şimdi bir güçlü bankamızda, "ek karta otomatik ödeme talimatlarına bonus veriyoruz" adı altında işlemler yapıldığında, müşterilerin haklarının yenildiği iddia ediliyor.
Bakın, uzun zamandır bu köşeden yazıyorum. Ek kart der demez hemen frene basarım! Ne lüzumu var? Bunların birer kapan olduğunu ben size neden anlatamıyorum? Bana gelen şikâyet mesaj ve faksları (ki çok!) yazanların hiç de öyle eğitim görmemiş kişiler olmadığını görüyorum. Eeeee?
Cüzdanı yırttılar
Türkiye'de banka yolsuzluklarını ortaya çıkarmada önayak olmuş sayılabilecek Sayın Fatih Altaylı'ya buradan tüm vatandaşlar namına teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak işlerin orada bitmediğine dikkat çekmek istiyorum.
Bana gelen mesajların arasında banka çalışanları da var! Bunu iyi anlamanızı istiyorum. Banka çalışanları! Anlıyorsunuz değil mi?
Bu arkadaşlarıma üst kademelerden, şubenin devamlı kâr etmesinin sağlanması için baskı uygulanıyormuş. Banka işlem hacmi bellidir. Bir şubeden başkasına veya başka bir banka şubesine para transferleri yapılır. Paranızı o bankada tutmanızın meydana getirdiği bir ücret söz konusudur. Sade vatandaşın karşılaştığı durumları gözden geçiriyoruz. Vatandaşın kredi kartı ödemeleri vardır. Bunlar (tercihan) bir çırpıda ödenemezse taksitlendirilir. Ödeme uzadıkça faiz yükselir vs.
Şimdi bana gelen şikâyetlerden birini köşeme alıyorum:
"5 Ağustos'ta Ziraat/Kordon'dan maaşımı çektim. HSBC'ye gittim. Sıram gelince memure hanıma 3 hesap cüzdanımı birden uzattım.
'Şunları iptal edelim. Hepsini sizdeki 30 milyarıma ilave edelim. Ayrıca şu kadar da ben ilave edeceğim' dedim. İlk önce döviz hesabıma baktılar (85 cent vardı). Bir şey yok dediler. Hop mop deyinceye kadar cüzdanı yırttılar.
2.615.381'lik cüzdana bakıldı, bunda da bir şey yok dendi. Nasıl olur deyince makineye sokup çıkardı. Buyrun deyip bana verdi. Bu iki küçük hesaptan iki ayrı tarihte 'Hesap İşlem Ücreti Tahsilatı' adı altında 2 milyon TL UÇMUŞ! Hatta ondan da geriye kalan 615 bin TL'nin adını bile anmıyorlar (Çanakkale'de şehir içi minibüs fıyatı 600.000 TL'dir)."
Türk halkı, yıllık 20.000 euro gelirli bir durumda olmadığı için her bir kuruşunu santim santim saymak zorundadır. Her bankada işlem ücretleri ve para havale ücretleri de belli bir skalaya bağlanmalıdır. Bunlar ilan edilmelidir. Bunun altında işlem yapabilen bankalar rekabet yaratmalıdırlar.
Çifte soyulma
Örnek olarak veriyorum, Uzanlar'ın Curacao'daki hesaplarında 1 milyar 333 milyon dolarları yatıyormuş ya? İnanın bana Çanakkale'deki okuyucum İsmail Çakar'in HSBC'deki 2.615.381 TL'si de o derecede büyük ve önemlidir. İKİ DURUM MİLYARLARCA IŞIK YILI KADAR FARKLIDIR.
Ama, olay görecelidir. Dürüst olmayan işadamlarına hükümet bu bankaları kurdurttu. Halk güvendi, gitti parasını yatırdı.
Parasının hortumlandığı yetmiyormuş gibi şimdi de devlete para verecek ki, açıklar kapansın! Uganda'da olmaz bu ÇİFTE SOYULMA, Uganda'da!
Bankalarımız doğru çalışıyor mu?
Sizlere bir şey söyleyeyim mi? Aldığım yüzlerce okuyucu mektubunun tek ortak noktası nedir bilir misiniz? Vatandaş parasını yatırdığı bankaların işlem masraflarından "İllallah!" diyor!
Haberin Devamı

