Ayşe Hanım, Baklavacı Güllüoğlu patentinin sahibi Halit Güllü'nün kızıyım. Babamla ortak olarak 2000 yılından beri baklavacılık yapmaktayım. Babam 6 ay önce vefat etti. Şimdi diğer Güllüoğulları bana, 'Sen kadınsın. Baklavacılık yapamazsın. Sen yaparsan diğer kızlar da yapar. Güllüoğlu tabelalarını indir. Dükkânlarını kapat' diyorlar. Benim 3 dükkânım ve imalathanem var. 25 işçi çalıştırıyorum.
Erkek kardeşlerim ve amca çocuklarım bu ismi kullanırken benim kullanmamamı istemelerinin tek nedeni kadın olmam. Bu ülkede kadınların yapacağı işler sınırlı mı? Babamdan miras kalmış bu hakkı ben kullanmak istiyorum."
Sayın Neşe Hanım, önce babanızın vefatı dolayısıyla başınız sağolsun diyorum. Markanızın haklı gururunu tüm aile bireylerinin, babanızın ve bir ihtimal amcalarınızın büyük emekleri sayesinde yaşadığını sanıyorum. Ben üç dükkân ve imalathanenizi kapatıp, gurur tablosu levhanızı indirmek yerine, yeni şubeler açmayı denemenizi rica ediyorum. Hatta ailede mevcut bu işe yatkın kadın arkabalarla el ele vererek maddi gücünüzü iyice artırabilirseniz, erkek kardeş ve amcaoğullarının ellerindeki dükkân ve imalathanelerini de satın alma planlarınızı şimdiden yapmaya başlamanızı öneririm.
Aslında her türlü ayrımcılığa karşıyım ama size böyle bir baskı yapılıyorsa tedbirini de almak zorundasınız. Kadınların üretim tesisi kurmada, dükkân açıp işletmede erkeklerden hiç geri kalır tarafları olmadığı gibi üstelik daha da başarılı olabileceklerine inananlardan birisiyim. Serbest piyasa kurallarının hakim olduğu ticaret hayatında, rekabetin sıhhatli bir olgu olduğunu düşününlerdenim.
Bir kere konu baklava olduğunda bu iş özellikle kadınların iş, uğraş, beceri ve yetenek alanına girer diye değerlendirenler olabilir. Rahmetli babanız da eminim ilk önceleri annesinin, teyze veya yengesinin ve özellikle annenizin evde baklava hamuru açıp, pişirip, şerbetleme işleminden esinlenerek bu imalat koluna girmiştir. Peder bey gibi eski toprak iş adamlarının kurdukları firmalar yeni nesiller tarafından gün geçtikçe büyüyecek, modern zaman insanının ihtiyacını karşılayacaktır.
Barbaros Bulvarı'ndan her geçtiğimde "Tatlıcılar Kuleleri "ne bakıp bakıp kendi kendime "Bu, baklava satılarak elde edilmiş nasıl bir başarıdır?" diye merak etmiş ve inanılmaz mucizeyi yaratanlara içimden bravo demişimdir. Bilmem sizler ileride, aynı Tatlıcı ailesi gibi sattığınız baklavalardan kazandığınız gelirleri biriktirerek böyle iş kuleleri inşa ettirebilecek misiniz?
İnşallah ettirirsiniz. Güllüoğlu mamullerini de çok beğenerek alır tüketiriz. Bence hiçbir surette dükkânlarınızı kapatmayı aklınıza bile getirmeyiniz. Kaliteli ve standart üretiminizle çok kısa zamanda işlerinizi daha da büyüteceğinizden hiç şüphem yoktur. En kısa zamanda size ait dükkânlardan alışveriş yapmayı ümit ediyor, sizin muhakkak başarılarınızı şimdiden kutluyorum.
DUYGU ASENA'nın VATAN ekibine katılmasına sevindim. Kendisine "HOŞGELDİN" diyorum.
Dikkat...
Müzisyenlerimizle gurur duyuyorum
Geçenlerde AKM'de, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın "Strugala'nın İDSO ile 20'nci Yılını Kutlama" konserini dinledim. Beethoven'den üç eser sundukları için akan sular durdu tabii. Polonyalı şef Tadeusz Strugala'yı (Toscanini'nin imzalı batonuna sahipmiş) izlemek başlı başına bir olay zaten. Dünyanın en önemli şefleri arasında bulunan bir müzisyen. Kendisini bestecinin rüzgârına öylesine kaptırıyor ki, rüzgârın ta kendisi oluyor. Guarneri Üçlüsü'nün de katıldığı bu konserde salonun hıncahınç dolu olduğunu görmek büyük bir keyifti. Kültür Bakanlığı'nın İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve Antalya'da kurdurduğu devlet orkestralarında yer alan müzisyenlerimizle gurur duyuyorum.
Baklava deyip geçmeyin
Ayşe Hanım, Baklavacı Güllüoğlu patentinin sahibi Halit Güllü'nün kızıyım. Babamla ortak olarak 2000 yılından beri baklavacılık yapmaktayım. Babam 6 ay önce vefat etti
Haberin Devamı

