Ayıklayın şimdi pirincin taşını!

Vallahi de tallahi de Başkan Bush'un yerinde ben olsaydım, Irak harekâtına girişmeden evvel bir konudan emin olmak isterdim. Duyumlara göre Saddam'ın idaresinden memnun olmayan muhalif gruplar varmış. Şiiler, Türkmenler, Kürtler, Sünniler gibi...

Haberin Devamı

Vallahi de tallahi de Başkan Bush'un yerinde ben olsaydım, Irak harekâtına girişmeden evvel bir konudan emin olmak isterdim. Duyumlara göre Saddam'ın idaresinden memnun olmayan muhalif gruplar varmış. Şiiler, Türkmenler, Kürtler, Sünniler gibi... Bunlar birleşmişler ve demişler ki: "Bu ülkeyi Saddam yerine biz birleşip idare etsek, her şey daha iyi olur." Bu sebeple Amerika'nın ve AB'nin desteğini almışlar. Londra'da toplanmışlar, tüm hazırlıkları tamamlamışlar ve Başkan Bush'a demişler ki: "Siz Saddam rejimini kökünden sökerseniz, bizler gayet demokratik biçimde, anayasasıyla, seçim sandığıyla, demokratik idaremizi Irak'a getiririz. Durum böyle gelişince de bütün dünya daha ucuza ve verimli biçimde Irak'ın petrollerini satın alabilir." Güzel bir tez değil mi? Kala kala Saddam rejiminin yerinden sökülmesi kalıyor. O da bu muhalif grupların yardımıyla! Yani bebek işi. Amerikalıların değimiyle "Piece of cake!" Yani 4-5 günde, bilemediniz bir haftada ya da 10 günde bitebilecek bir işlem. Ama gelişmeler bunu göstermiyor. Neden?

Şimdi ben Bush'un yerinde olsaydım şöyle bir soru sorup, istediğim cevabı almadan katiyyen Irak'a harekât başlatmazdım.

Soru: "Sayın muhalif grup başkanları. Sizin bizlere verdiğiniz bu güvence, temsil ettiğiniz gruplar tarafından ne kadar destekleniyor? Sakın ola ki bizim ordular Irak'a girdiğinde temsil ettiğiniz gruplar direnişe geçmesin? Hepsi, içerden isyan çıkartıp bizim hakekâtımıza yardımcı olabilirler mi? Çünkü şayet böyle olmazsa, Irak tümüyle bir kan banyosuna dönebilir. Amerikan ve İngiliz askerleri de çok zayiat verebilirler. Siz içerden çökertirseniz biz de dışardan çökertebiliriz." Bana öyle geliyor ki sayın Bush bu soruyu sormadı. Sorduysa da, "Merak etme sen" cevabını aldı. Irak Muhafız Orduları, söylenene göre 30 bin kişiden meydana geliyormuş. Bir de milis kuvvetleri varmış. Bu da bilemediniz 40 bin olsun. Müttefikler ise 240 bin. Bir o kadan daha yolda. Hava ve kara gücü ve en mükemmel teçhizat. Neden olmuyor? Bence muhalif birlikleri liderleri, doğruyu söylemediler. Halk bu liderlerinin etrafında toplanıp, onların direktiflerini takip edeceklerine Saddam ve oğlunun etrafında toplandılar. Gerçek bir lider, grubuna durumu izah eder ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini bildirir. Mevcut yönetime karşı halk ayaklanmasını Basra'da yaşar gibi olduk ama yaşanıp yaşanmadığı da belli olmadı. Grubumuzda gerçek lideriz diyenler acaba değiller mi? Ayıklayın şimdi pirincin taşını!


Okuyucu mektubu
Bağkur'dan bir cevap bekliyorum...

* Mersin Üniversitesi'nde okuyan oğlum, okulun sağlık hizmetlerinden yararlanmak için başvuruda bulundu. Emekli Sandığı, Bağkur ve SSK ile ilişkisi olmadığını belirten yazılar İstediler. Bağkur hariç, hepsini aldık fakat Mersin Bağkur bu evrakı vermiyor. Bu nasıl iştir anlamadım. Lütfen bize yardım eder misiniz? (Edremit Akçay'dan Hüseyin Seti)

* Şayet oğlunuzun Bağkur ile ilişkisi yoksa, Mersin Bağkur'un tutumunu anlamak mümkün değil. Durumun Bağkur Mersin şubesinde açığa kavuşmasını rica ediyorum. Bağkur'un böyle bir evrakı kasıtlı olarak vermemesinde nasıl bir menfaati olabilir ki? Ben ortada iletişim kopukluğu olduğuna inanıyorum. Bağkur'un çok faydalı işler yaptığını da bilen bir kişiyim. Bekliyorum,

DİĞER YENİ YAZILAR