ATO Başkanı'ndan cevap geldi

Geçen gün Türkiye 'Oda'larının ne gibi işler yaptığını sorduğum yazıma ilk cevap, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'den geldi. Yerim el verdiğince sizlerle paylaşıyorum

Haberin Devamı

Geçen gün Türkiye 'Oda'larının ne gibi işler yaptığını sorduğum yazıma ilk cevap, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'den geldi. Yerim el verdiğince sizlerle paylaşıyorum.

"5590 sayılı kanunla kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleri olarak kurulmuşlardır. Oda yönetmenleri ve başkanları 10 yıldan sonra muhakkak değişirler. Çok komplike bir seçim sistemiyle başa gelirler. Oda kayıt mecburiyetleri gibi rutin görevlere ilaveten, her yıl yaklaşık 2500 öğrenciye eğitim bursu dağıtırlar, 35.000 kişiye gıda yardımı yaparlar, 40.000 öğrenciye giyim ve kırtasiye yardımı sağlarlar.

Ayrıca "Ekonomik Denge" adında bir dergi ve "Atohaber" isimli gazete çıkarırlar. Pazar araştırmaları yaparlar, resmi prosedürlerin tamamlanması, devlet teşviklerinden yararlanma, fuar organizasyonları, dış fuarlara katılım konularında üyelere rehberlik ederler. Birçok ülkenin benzer odalarıyla ilişkiler sürdürür ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için özel programlar uygularlar.

ATO olarak son zamanlarda Bor Enstitüsü kurulması, Mania Planı, kan ve serum KDV oranlarının indirilmesi, emlak vergisi oranlarının düşürülmesi, kredi kartları, ek vergiler v.s. Odaların görevlerini yapıp yapmadıkları bir tartışma konusu olabilir ancak örgütsüz bir toplum olmanın acısını da Türkiye yeterince çekmektedir."

Sayın Sinan Aygün'e gönderdiği bu cevap için teşekkür ediyorum. Ancak benim sorularıma cevap bulamadım.

Bu kadar etkili kuruluşlar bunca yıldır, geri kalmış bölgelere yatırım yapılmasının şart ve elzem olduğunu çeşitli hükümetlerimize neden bildirmemişlerdir. Örneğin köylülerimiz ne ekeceğini bilmemekte, kendilerini de herhangi bir işyeri açacak beceriden yoksun hissetmekteler. Gıda sanayi ve ticaretini teşvik için odalarımız ne yapmaktadır? Hangi yörede neyin ne kadar yetiştiğini tespit için internet aracılığıyla ÜME'yi çıkarttırdınız mı? Açılımı, Ülke Mahsul Envanteri'ni oluşturur! Talep ederseniz her ilçedeki ziraat yetkilileri sayesinde en fazla iki günde bu bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu bilgiye uygun olarak o mahsulün sanayi tesisinin kurulması için hükümete baskı yapabilirsiniz. İşlenmiş mamulün pazarlaması daha kolay olduğundan hem de bu yeni iş sahaları yaratacağından ben şahsen sizin odaların serum ve kan KDV oranlarından ziyade böyle çalışmalarla meşgul olmanızı isterim.

Son olarak mesajınızın şu bölümüne değineyim. Diyorsunuz ki: "Bir oda başkanı koltuğuna oturmak, bir milletvekili ya da bakan olmaktan daha zor iştir." Ben de diyorum ki: "Aman yapmayınız. Aklınıza bile getirmeyiniz. Çünkü bizim aklımıza gelirse, sorarız ki bu kadar etkili bir pozisyonda yıllardır oda başkanlığı ve yöneticiliği yapan ve yapmakta olanlar ülkenin geri kalmışlığını neden önleyemedi? Neden doğru yatırımları teşvik edemedi? Hükümetin eşine dostuna yar olmalarına göz yumdu? 3-4 büyük kent gelişirken diğerlerine bakılmadı."

O yüzden bu söylemlere gerek yok. Bu konuşmalar sadece Sinan Bey'e mahsus değil, diğer oda başkan ve yöneticilerini, hatta üyelerini kapsamaktadır. Ekranı kullanırken sadece yukarı-aşağı formatını kullanırsanız sevinirim.


Dikkat... Dikkat...
'Odalar adeta darphane gibi para basıyor'

Yerim, sadece bir tek okuyucumun kısaltılmış mesajına müsait.

"Ayşe Hanım, gerçekten ne iş yaptıkları belli olmayan, aldıkları paraları ne yaptıkları bilinmeyen bu odaları gündeme getirmeniz takdir edilecek bir çalışmadır. Devlet parasızlık çekerken bunlar adeta darphane gibi para basıyorlar. Kriz zamanı devletten fedakârlık beklerken odalar üyelerinin aidat boçlarını affetmeyi hiç akıllarına getirmiyorlar. Lütfen konunun üzerinde durmaya devam ediniz. Teşekkürler."
(Adı bende saklı bir oda mensubu)

DİĞER YENİ YAZILAR