Ateist bir arkadaşım var!

"Sen bir tıp adamısın. Mesleğini başarıyla icra eden, insanlara yardımda bulunan bir kişisin. Acaba ilmini okurken dini inançlarından uzaklaştın mı?"

Haberin Devamı

"Bak Ayşe, ben ateist'im!"

"Neye inanmıyorsun?"

"Dinlerin söylediklerine inanmıyorum."

"Peki bütün bu kâinatın, dünyanın, senin varlığının izahını nasıl yapıyorsun?"

"Böyle bir izahı yapamıyorum. Ama dinlerin de yaptıklarına inanmıyorum."

"Sen bir tıp adamısın. Mesleğini başarıyla icra eden, insanlara yardımda bulunan bir kişisin. Acaba ilmini okurken dini inançlarından uzaklaştın mı?"

"Yok canım. Biliyorsun babam dini bütün bir adamdı. Bize de çocukken dinimizi izah etti. Küçükken her şeyi olduğu gibi kabul ettim. Ama büyüdükçe baktım din uğruna nice kanlar dökülüyor, insanlar öldürülüyor. Hıristiyanlar arasında mezhep çekişmesi yüzünden saldırılar yapılıyor. Küçücük çocuklar ölüyor. Filistin'de toprak kavgası apaçık din kavgasına dönüştürülüyor. Dini inanç yüzünden bazı insanların gözleri dönüyor. Kendisi gibi düşünüp inanmıyor diye başkalarını gözünü kırpmadan öldürebiliyor. Bu mu yani dinin bize sağladığı bilgelik?"

"Bu sıraladıkların doğru. Din şemsiyesi altında çok günahlar işleniyor. Hem de din adına. Ama bunun sebebi din kitapları değil, din öğretileri değil. İnsanların bu öğretileri yanlış yorumlamalarından ileri geliyor."

"Öyle veya böyle. Kan dökülüyor ya! İnsanlar acımasızca öldürülüyorlar ya! Bu, benim din olgusuna inanmamam için yeterli."

"Ölümden korkmuyor musun?"

"Bir çınar yaprağı ne kadar korkuyorsa ben de o kadar korkuyorum."

"Nasıl yani?"

"Bak Ayşe! Bir çınar yaprağını düşün. Baharda tomurcukla yeşeren, yazın gelişip güzelleşen ama sonbaharda kuruyup, kavrulmaya başlayan bir yaprak. Kurumaya başlayınca dalından kopup düşmesi gerek. Bazen düşmüyor ya o zaman da rüzgâr onu her tarafından savurmaya başlıyor. İlle düşecek. Düşecek ve bitecek. Bir şeyi uzatmaya gerek yok!"

"Yani insan hayatı da böyledir diyorsun?"

"Aynen!"

"Yani ölümden sonra ahirette başka boyutta bir yaşam yoktur?"

"Sen ispat edebilir misin olduğunu?"

"Bu benim imanımda var. İspat etmek mümkün değil."

"Hah! Benim imanımda da yok işte! Bakalım hangimiz haklı çıkacağız?"

"Ya inanmayarak günaha giriyorsan?"

"İnandığı için insan öldürenden daha iyiyimdir herhalde!"

Okuyucu mektubu
Çocuğunuzla alışverişe gidiyorsanız...
* Özellikle büyük marketlerde alışveriş sepetlerinin içine çocuklar bindiriliyor ve çamurlu ayakkabıların bastığı yerlere de bizler gıda maddelerini koyuyoruz. Yetkililer yazı ve anonslar yaptıklarını ama bu duruma engel olamadıklarını belirtiyorlar. Lütfen köşenizden bu konuya dikkat çeker misiniz? (M. Ayasbeyoğlu)

* Aslında çocukların alışveriş sepetlerine oturtulması, büyükler için bir yardım gibi düşünülebilir. Çünkü alışveriş sırasında anne ve babanın dikkatleri ikiye bölünmüyor. Çocuk arabada olmazsa, bir yandan da onu takip etmek zorunda kalıyorlar. Ancak siz çok haklısınız. Özellikle kış aylarında çamurlu ayakkabılar, sizin belirttiğiniz kirliliği yaratabilir. Ben, sepetleri kullanırken altına birkaç naylon poşet koymanız sorunu çözer mi diye düşünüyorum?

Dikkat... Dikkat...
O bir kristal prizmaydı!
Geçenlerde Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi rahmetli Sevgi Gönül anısına bir sanat gecesi yapıldı. Bir aksilik sonucu maalesef gidemedim. Semahat Arsel yaptığı konuşmada, Sevgi Gönül'ü bir "kristal prizma"ya benzetmiş. Çok doğru. İçinde hiç lekesi olmayan tertemiz bir prizmaydı Sevgi Gönül. Toplantıya katılamadığım için tekrar herkesten özür diliyorum. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR