Ata'nın Çanakkale'de yaptıklarını unutmayın sakın!

Pazar günü birçok gazete, Çanakkale Şehitleri Abidesi'nin bulunduğu yerlerin gün geçtikçe "İbadethane"ye çevrildiğini, bilgisiz ve vurdumduymaz rehberlerin anlattığı hurafe tarzı bilgilerle halkın aldatıldığı haberleriyle doldu taştı

Haberin Devamı

Pazar günü birçok gazete, Çanakkale Şehitleri Abidesi'nin bulunduğu yerlerin gün geçtikçe "İbadethane"ye çevrildiğini, bilgisiz ve vurdumduymaz rehberlerin anlattığı hurafe tarzı bilgilerle halkın aldatıldığı haberleriyle doldu taştı.

Yanlış hatırlamıyorsam bu geleneği iki yıl önce (veya geçen yıl) İstanbul Zeytinburnu Belediyesi başlattı. Buraya her hafta otobüsler dolusu vatandaşları hiçbir ücret almaksızın cuma günleri getirip götürdü. Köylülerimizle konuştuğumda, "Ayşe Hanım aynı kişiler, aynı aileler kaçıncı defa geliyorlar, şaşırıyoruz" dediler. Cuma namazını Seddülbahir ve Alçıtepe'nin mütevazı camilerinde kılan İstanbullu vatandaşlar, sabahın çok erken saatlerinde yola çıkıp aynı akşam geç saatlerde evlerine döndüler. Özellikle nisan, mayıs ve haziran aylarında yurdun her bir köşesinden otobüsler buraya akın edince günde 700-800 otobüs inanılmaz bir trafik sıkışıklığı yaratmaya başladı. Okullar kapanınca bu yoğunluk azaldı. Halen pazar günleri, 15-20 otobüs gelmeye devam etmektedir. Buna özel otomobilleri de eklersek ziyaretçi akınının son yıllarda yoğunlaştığını anlarız (Bu arada hatırlatayım, yollarımız bu trafiğe müsait değildir).

Bilgisiz rehberlerin uydurup uydurup anlattıkları hikâyeleri gazeteci arkadaşlarım tespit etmişler. Örnek olarak birini vereyim: "Sarıklı ve cüppeliler, top mermilerini elleriyle tutup düşmana geri attılar." Bu tür yalanlarla halkımızı etkileri altına alarak doğruluk dışı uydurukluklara inandırmaları hiç şaşılacak bir durum değil bence. Çünkü neticede halkımız bu konularda araştırmalar yapmış, yanlı olmayan objektif çalışmaları okuyup gerçekleri öğrendikten sonra yöreyi ziyaret eden kişiler değil. Çanakkale üzerine yazılmış bazı kitaplar var ki, içinde Mustafa Kemal'in adı bir kez bile geçmemektedir. Günahları yazarlarının boynuna diyorum.

Geçen gün bir hanım, Mustafa Kemal'in büstü yanında çayını içerken yüksek sesle, "Kim dikti bu........heykelini buraya?" diye uluorta sormuştur. İşte beni üzen bir tek bu husustur. Yani son zamanlarda yöreye ilgi artmıştır. Buna kimsenin itirazı olamaz ama yalan yanlış bilgilerle vatandaşın hafızası doldurulurken bu başarının altında Atatürk'ün katkısı bulunduğunu saklamak, gerçekleri belirtmemek hem zararlı, hem de günahtır. Kaldı ki bırakın Mustafa Kemal'in bu harp sahnelerinden silinmesini, saçma sapan masallar sonucu olumsuz etkiler altında kalan vatandaşlarımız, bu seyahatleri esnasında Atatürk'e karşı duygulara bürünmektedirler.

Tabii ki Çanakkale savaşlarında yurdun her köşesinden gelmiş silahlı kuvvetler mensuplarının direnci, dayanıklılığı, cesareti, dünyada eşi kolay görülmeyen bir gayretin simgesidir. Hepsini rahmetle, şükranla, minnetle anarız. Ancak unutmamamız gereken önemli nokta Atatürk'ün bu savaşın en kritik anında silahlı kuvvetlerimizin başına geçerek askere verdiği moral, planladığı taktikler ve düşmana tattırdığı yenilgi duygularıyla bu zaferin elde edilmesinde en büyük payı olan kişi olarak yadedilmesi de bir millet borcudur.

Şaşarım bu haksızlığı yapıp, yalan dolandan medet umanlara! Başta Çanakkale Valimiz Sayın Süleyman Kamçı olmak üzere yetkililerin gerekli tedbirleri alarak bu tür başıbozuk söylemlerin halkımıza yutturulmasına mani olacaklarından eminim.

Dikkat... Dikkat...
"Telekom, rant kapısı değil"
Türk Telekom'a geçmiş borçlarının ana paralarını ödeyebilmiş ama faizlerini ödeyememiş olanlar için bir af yasası çıkacağı, medyada haber olmasına rağmen Telekom avukatları, icra memurlarını mağdurların evlerine göndermeye devam ediyorlarmış. Memurlar, "Ne yapalım bizim yetkimiz yok" diyerek az da olsa para alıp, icra için geldikleri kapılardan geri dönüyorlarmış. Vatandaşlar soruyorlar: "Hem af çıkaracağız diyorlar bizi heveslendiriyorlar hem de Telekom'u bir rant kapısı yapıyorlar. Olacak iş mi?" Yetkililerin dikkatine. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR