Salondaki süpürgeliklerin tozunu almıştım ki kapı çaldı. Gelen Rukiye'ydi.
"İyi ki uğradın Rukiye. Sen salona geç, ben çay getireyim."
"Sana İsmail ile Nermin'in yaşadıklarını anlatacağım. Çabuk ol."
Çaylarımızı yanımıza aldık ve koltuklarımıza yerleştik.
"Hangi İsmail ile Nermin?"
"Bizim üst katta oturan komşularım. Biliyorsun oğlan askere teslim oldu. Geçenlerde Etimesgut'da yemin töreni varmış. Bizimkiler gitti tabii. O kadar özlemişler ki Özdemir'i."
"Tabii, insan oğlunu askere gönderince bir garip oluyor. Hele anneler, hele anneler!"
"Aynen! Ama bak ne olmuş. O gün hava yağmurlu olduğu için her taraf çamurmuş. 'Bir kalabalık, bir kalabalık!' diyor Nermin. Tören yeri yemin törenini izlemeye Anadolu'nun her bir köşesinden kafilelerle gelmiş ailelerle doluymuş."
"Biz de Ali ile Ahmet'in yemin törenine gitmiştik. Aynı durumu yaşadık."
"Ama burada ne zormuş biliyor musun? Kimse oğlunu nasıl bulacağını bilmiyormuş. Etrafta hiçbir talimat yokmuş. Eee, çok insan da yol yordam bilmiyor tabii..."
"Özdemir'i bulamamışlar mı yoksa?"
"Onlar bulmuş bulmasına ama birçok aile çocuğunu bulamamış. Bir subay megafonla bağırarak talimat veriyormuş ama duyup anlayamamışlar bile. İsmail, dört aileye yardım etmiş de çocuklarını bulup izne çıkarabilmişler."
"Nasıl yani?"
"Şekerim, oğlunu bulup çıkarabilmen için kaldığın otelin adı, adresi, telefonu gerekliymiş. Bir de
çocuğunu teslim alacak aile ferdinin nüfus cüzdanının fotokopisi lazımmış Kimsenin haberi yokmuş tabii bu işlemlerden."
"Biliyorum, biz de yapmıştık! Başka türlü izin vermezler ve haklılar tabii."
"Neyse Nermin, 'Özdemir'i tanıyamadım. Bizim yanımızda yaşarken ağzına koymadığı yemekleri şimdi bal gibi yiyor' diyor."
"Vallahi Rukiye, anne babaların veremediği disiplini ordunun verdiği doğru. Bence çok iyi olmuş."
"Bir ordu Ayşe, bir de evlenince 'gelin' veriyor. Ne dersin."
"Haklısın derim. Bizim Ahmet evde yaşarken hiçbir yemeğine karabiber ekmezken evlendiğinden beri bakıyorum her yemeğine karabiberi bal gibi döküyor, bayıla bayıla yiyiyor."
"Bizim oğlan da okulu bitirip askere gidince bakalım kereviz yiyecek mi? Hiç ağzına koymaz, bilirsin."
"Askerde önüne kereviz gelince 'şapur şupur, yarabbi şükür' deyip yemezse ben de Ayşe Özgün değilim derim..."
Kahkahalarla gülmeye başladık.
Askerimizin yemin töreni
Salondaki süpürgeliklerin tozunu almıştım ki kapı çaldı. Gelen Rukiye'ydi. "İyi ki uğradın Rukiye. Sen salona geç, ben çay getireyim."
Haberin Devamı

