Anne baba olmak zor iştir!

Aman, aman!!! Oğlumuz Ahmet ve gelinimiz Ayşe sayesinde bir torun sahibi olduk. Darısı hepinizin başına! Ahmet ve Ayşe, bebeklerini evlerine getirdikten iki gün sonra bizi ziyarete geldiler. Minik kızımız bizim evimize ilk olarak geldi

Haberin Devamı

Aman, aman!!! Oğlumuz Ahmet ve gelinimiz Ayşe sayesinde bir torun sahibi olduk. Darısı hepinizin başına! Ahmet ve Ayşe, bebeklerini evlerine getirdikten iki gün sonra bizi ziyarete geldiler. Minik kızımız bizim evimize ilk olarak geldi.

Haluk ile bir telaşlandık ki, sormayınız. Pembeler giymiş, uyku halinde, tertemiz çarşaflar serdiğim bordo koltuğumuza yatırılan, mobil yemeği ile seyahat eden prensesimiz, hiç istifini bozmadan uyumaya devam etti. Bebeğimiz uyurken biz büyükler de yemek yeriz diye düşünüp sofrayı hazırlamıştım. Pek kolay olmadı. Anlatayım.

İlk bebekleri olduğu için oğlum ve gelinim çok dikkatli hareket ediyorlar. Tam ellerine portakal sularını vermiştim ki, bebeğimiz başını biraz sağdan sola doğru oynattı. Hemen ikisi de birbirlerine baktılar ve Ahmet dedi ki: "Hadi bakalım annesi, kızımız acıktı." Hooop, Ayşe bebeği kucağına alarak emzirmeye başladı. Kısa bir süre sonra bebek tekrar uyumaya başladı. Gene koltuğa yatırıldı. Ayşe portakal suyunu tekrar eline almıştı ki, bebeğimiz "eee" gibi kısa bir ses çıkardı.

"Tam doymamış, tekrar emzireyim" diyen gelinim, tekrar yavrusunu kucaklayarak malum işleme başladı. Tabii ki prensesimiz gene uykuya daldığı için koltuğa geri yatırıldı. Derhal sofraya geçtik ve yemek yedik. Ben sofrayı toplarken Ahmet'i duydum:

"Hani benim kızım, gözlerini açmış da etrafa bakınıyormuş. Bak annesi, bak babaannesi,
bak dedesi."

Hakikaten çok güzel bakıyordu kızımız. Hiç sesi çıkmıyor, etrafını inceliyordu. Bir, iki dakika sonra "aaa" diyecek oldu. Ahmet bu defa, "Ayşe, gene acıktı galiba. Bir bakıversen" diyordu.

Gelinim tekrar yavrusunu kucakladı ve köşeye çekildi. Biraz sonra güzel minik yavru tekrar uykusuna dalmıştı.

Konuya girmem gerektiğini anladım ve söze başladım: "Bakın çocuklar, bu kadar sıklıkla süt verirseniz sizler bitap düşersiniz. Bir süre sonra bebeğe bakacak haliniz kalmaz."

"Aynen öyle anne" diye başladı Ahmet. "Ben bebek oluncaya kadar anne baba olmanın bu kadar zor bir iş olduğunu bilmiyordum. Ayşe gece gündüz ayakta. Uykusu delik deşik. Ben de farklı değilim. Bu iş zormuş be anacığım!"

"Zor tabii çocuklar. Biraz kendi haline bıraksanız, belki daha iyi olur. Bebeğin hiç sesini bile duyamadık."

"Ama Ayşe Hanım, doktor öyle dedi. İki saatte bir emzirmem gerekliymiş."

Ahmet hemen söze karıştı: "Evet anne, bebekler en çok bu ilk haftalarda büyürlermiş. Biz de ilk fırsatta karnı doysun istiyoruz."

"Ama çocuklar, kendi enerjinizi tüketirsiniz. Faydadan fazla zarar oluşur. Şimdi verin bakayım prensesimizi benim kucağıma. Haaahh şöyle! Ayşeciğim sen şimdi git içerideki yatakta uzan, battaniyeyi de örtün. Ahmet, sen de git bizim yatağa uzan oğlum. Merak etmeyin, bebeğiniz emin ellerde. Biraz uyuyun bakalım."

Ayşe gitti ve yarım saat sonra döndü. "Uyku tutmadı Ayşe Hanım, teşekkür ederim. Biz müsaade isteyelim artık."

"Hay hay! Yalnız şunu biliniz ki, burada kale gibi ben ve Haluk varız. İstediğiniz vakit gelip bebeği bize teslim ediniz ve içeride biraz uyuyup, enerjinizi toplayınız."

"Çok teşekkürler anne. Anne babalık zor işmiş doğrusu. Sen üçümüzle birlikte nasıl yaptın? Tebrikler vallahi!"

Prensesimize hoşgeldin diyor ve bu usluluğundan dolayı da kendisini tebrik ediyoruz!

Okuyucu mektubu
Elimdeki kitapları vermek istiyorum
* Elimde 100 adet ÖSS kitabı var. Çöpe atmak istemiyorum. İhtiyacı olan bir okul varsa lütfen cihan390@yahoo.com adresine yazarak benimle irtibat kursunlar. Hemen kendilerine göndereyim. (C. S)

* Düşüncenize teşekkür ederim. Mesajınızı yayınlıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR