Bazı konuları merak ediyorum. Fransa, Belçika veya Almanya'da yaşayan Yunan, Hırvat veya Türk asıllı Alman / Fransız vatandaşları için AB televizyonlarında Yunanca veya Türkçe yayın yapılmakta mıdır? Bu konuda bilgi sahibi kişilerin beni aydınlatmalarını rica ediyorum. TRT'nin benzer çalışması muhakkak ki zorluk içerisinde yürütülen bütçelere bazı masraflar eklemiştir. Sadece lisan bilir spiker ve sunucuların işe alınmasıyla kalınmamış, eminim çeviri uzmanları ve yazıcılar da devreye girmişlerdir.
ABD'de yaşarken karşılaştığım uygulamadan bahsetmek istiyorum. Güney Kaliforniya'da her cumartesi sabahı saat 10 ile 12 arasında yabancı yayınlara ayrılmış özel bir kanal vardır. Bu kanal, normal program akışından çıkıp yabancı lisanda Amerika'da yaşamakta olan farklı etnik kökenli kişiler tarafından hazırlanmış, yarımşar saatlik Farsça, Ermenice gibi yabancı dillerde yayınlar yapmaktadır. Özellikle İran ve Ermeni asıllı Amerikalıların hazırladığı programları hemen hemen her cumartesi sabahı takip ederdim. Ermeni çalışması, çoğu kez Türkiye aleyhine propagandalar içeren, biraz haber, biraz
da etnik müzik ihtiva eden bir çalışmadır. O tarihlerde Türk-Amerikan Derneği Kaliforniya Eyalet Şubesi Başkanı olan Bülent Başol Bey'e bu konuda bazı sorular sormuştum. Türkiye aleyhine bu kadar bariz mesajlar verilirken bizler neden bu yayın akışından yarım saat talep ederek Türkiye'nin görüş ve mesajını verdirmeyi denemiyorduk? Bülent Bey'in cevabını iletiyorum:
"Ayşe Hanım, bu hizmet karşılığı kanallar, sesini duyurmak istediği etnik gruplardan büyük paralar talep etmekte ve kazanmaktadırlar.
Bu yayınlar son derece pahalı çalışmalardır. Sesini duyurmak isteyen gruplar kanala giderler ve isteklerini belirtirler. Bu yayının çok pahalı bir bedeli vardır ve Türk asıllı Amerikalılar böyle bir masrafı karşılayabilecek katkıda bulunamamaktadırlar."
Buyrunuz! O zaman anladım ki Güney Kaliforniya'da yaşayan örneğin Ermeni asıllı Amerikan vatandaşları bu masrafı kendi ceplerinden ödemek suretiyle böyle bir yayını gerçekleştirebilmekteydiler. Kanal sahibi de bu çalışmanın yayınlanmasından ötürü yüklü para kazanmaktaydı. Belki de kültür faaliyeti adı altında başlamış olan bu tür programlar, ticari bir çalışma olup çıkmıştı.
Takdir edersiniz ki bu yayınlar arasında ABD aleyhine konuşan Kızılderililer yer almamaktadır. ABD karşıtı bir yayın, eşyanın tabiatına aykırı gelir.
Türkiye'deki duruma bakınca, resmi TRT kanalında her hafta değişik etnik yapıların sesinin duyulmasını isteyenler bu hizmetten faydalanmak için hiçbir bedel ödememekte ve hatta daha da ileri giderek bu çalışmaları güdük bulduklarını ifade edip bir de eleştirmektedirler.
Oysa ABD'deki çalışmalarla karşılaştırırsak TRT kendi bütçesinden paralar ayırarak yeterli elemanları bulup, hizmete alıp, uğraş sonlarında meydana gelmiş Kürtçe ve diğer dillerdeki yayınları evlerimize getirmektedir. Teşekkür edileceği yerde TRT'nin bu konuda eleştirildiğini görmek üzüntü verici oluyor.
Dikkat... Dikkat...
Turizm Bakanlığı yetkililerine duyurulur
Testi kırıldıktan sonra tekrar dizimizi dövmeyelim diye bir konuya şimdiden dikkat çekmek istiyorum. Bilen bilir, şu anda Leonardo Di Caprio bir film çevirmeye başladı. Aynı "Truva" gibi, tüm dünyada ilgi uyandıracak olan bu film, Büyük İskender'in hayatını konu ediniyor. Turizm Bakanlığı yetkililerimiz, lütfen ilgililerle iletişim kursunlar ve yurdumuzda yani gerçek yerinde filmin çekilmesini sağlasınlar. Kısa bir bölümü bile ülkemizde çekilse çok büyük faydası olur kanısındayım. A. Ö.
Ana dilde yayının bir bedeli olmalı mı?
Bazı konuları merak ediyorum. Fransa, Belçika veya Almanya'da yaşayan Yunan, Hırvat veya Türk asıllı Alman / Fransız vatandaşları için AB televizyonlarında Yunanca veya Türkçe yayın yapılmakta mıdır?
Haberin Devamı

