"Yalının altında ayazmalar varmış. Uğursuzluk oradan gelirmiş."
"İmam hatiplere veto şart..."
"Truvalılar Türk müydü?"
"150 bin doları peşin verdim, elimde makbuzlar var..."
"Daha kolay kilo vermenin yolları var..."
"KKTC'de Talat'ı tanıyoruz..."
"Beni reddetti, ben de kendimi iyice kaybettim..."
"Zeytinyağı ve limona bir çorba kaşığı..."
"Hummer'a bindim, sanki lunapark gibiydi..."
"Nedir bu televizyonların hali?"
"Seviyorum onu, anlamıyor musun, seviyorum?"
"Ay sonunu getiremiyoruz..."
"Bir arabamız olsa, hiç durmadan gezeriz..."
"Seçme domatesleri hanım, seçmeee."
"Swatch'in yeni modeli pembe, mavi..."
"Abi ne olur siliiiiim camını, n'oluuurrrr be abi?"
"Futbola artık mafya karıştı kardeşim, mafya..."
"Dini gruplaşmalar olmamalı..."
"Petrol fiyatı düştü, euro ise çok sağlam..."
Durun hepiniz, lütfen durunuz!
Her gün beyninizi meşgul eden haber bombardımanına, düşünce fırtınalarınıza dur deyiniz. Biraz düşünelim. Yaşlarımız kaç olursa olsun, sağlık durumumuz ne olursa olsun her birimiz bir salise içinde, bu yaşama veda edebilir, yukarıda sıraladığım konuların, kahkaha veya sorunların, hepsinin ama hepsinin o saniyede, boş hem de bomboş olduğu gerçeğiyle karşı karşıya gelebiliriz! Doğru mu?
Zengin veya yoksul, günümüz insanının gözünü hırsların bürüdüğünü görmez misiniz? Bu hırsların, bizleri içinden çıkılmaz durumlara sürüklediklerini fark etmez misiniz?
Bu hırsımız bizleri çok dolambaçlı yollara sevketmiyor mu? Benim dediğim olacak, hayır benim dediğim olacak. Benim ki daha doğru, deli misin benim ki daha doğru...
Düşünüyorum da hepimiz nereden geldik, nereye gidiyoruz? En varlıklı benim, en güzel benim, en başarılısı benim, en fakir benim, en mutsuz benim diye kendini yeren veya pohpohlayan tüm kişileri biraz kaşısak altından çok basit, çok yalın, çok benzer, çok ortak paydalı bir insanoğlu şablonu çıkmaz mı?
Hırslarımızdan arınsak, azla yetinmeye razı olsak, devamlı kendimizin haklı olduğunu kabul ettirmeye çalışmasak, eksik, defolu, hatalı, zaman zaman çok düşüncesiz, egoizmine devamlı yenilen, bildiğini iddia edip de hiçbir şey bilmeyenler olduğumuzu kabul etsek, kendimize iyilik yapmış olmaz mıyız acaba?
Geçen akşam Prof. Dr. Doğu Ergil'i dinledim Ceviz Kabuğu programında. Çok ama çok önemli bir araştırma sonuçlarına değinirken son yirmi yıl boyunca Türkiye'deki resmi din dersi öğretilerinin altında gayriresmi, çarpık, yıkıcı, yok edici, çok tehlikeli, gizli bir din ağının örüldüğünü vurguladı. Bu gayriresmi dini gruplara giren kişilerin, sosyolojik ve psikolojik profillerini çizdi. Hedeflerinin ulus devletleri yıkmak olduğunu ve bir dünya İslam Birliği yolunda ve bu çabalar uğrunda şehit olmayı kabul ettiklerini açıkladı.
Canlı bombaların, teröre kutsal bir vazife olarak baktığının altını çizdi. Şu anda Filistin'de ellerinde taş ve sopalarla milyon dolarlık silahlara karşılık vermeye çalışan gencecik insanların düşünceleri sizlerinkine benzeyebilir mi? Aynı biçimde, Teksas'ın bilmem ne ilçesinde eğitim görmüş, bahçesinin çimenini kesmiş Amerikan askeri, savaş karmaşası arasında, "İstemem, Anneeeeeeee! Ben eve dönüyorum. Annnnnneeeee beni kurtar!" diye bağırıp, durumdan kurtulma yolunu bulabilir mi?
Ağaçlara bakmaktan ormanı göremediğimizin farkında mısınız? Bütün o Hummerlarımız, yerli yabancı bankalardaki paracıklarımız, uğurlu uğursuz evlerimiz, arsalarımız, kolumuzdaki iki altın bilezik, başımızdaki türban, yanağımızdaki sakal, tavadaki balığımız, cep telefonumuz, gümüş şamdanlarımız, aşk ve cinsellik duygularımız, imam nikahlı kumalarımız, televizyonun beynimize bocaladığı programların ne kadar boş oyuncaklarla oynadığımızı, ne kadar miyop ve aklını kullanmayan bireyler olduğumuzu göstermiyor mu? Prof. Dr. Doğu Ergil'i çok dikkatle dinlememiz ve anlamamız gerekiyor...
Okuyucu mektubu
"Sayın Akdağ'a soruyorum"
* Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a soruyorum, senelerdir piyasalarda mevcut olan ve hemen hemen bütün analjezik, soğuk algınlığı, nezle ve gribal gibi hastalıklara karşı kullanılan ve hiçbir şeye de yaramadığı anlaşılmakla birlikte yan tesirleriyle vücutta onanlması zor tahribatlara yol açan PARACETAMOL denilen ilaç hangi ham maddeden elde edilmekte, hangi ülkeden ithal edilmektedir? (Mustafa Cemal Bayındır)
* Mesajınızı yayınlıyoruz ve Sayın Akdağ'dan cevap bekliyoruz. Gelir gelmez köşemizde yayınlayacağımızdan emin olabilirsiniz.
"Çarşı Mağazası'na çok teşekkürler"
* Çarşı Mağazası'ndan aldığım değişik derili botlarım hakkındaki şikâyetimi sizin köşenizden okuyan yetkililer, Yeşil Kundura'nın müdahalesi yüzünden hiçbir hata tespit edemeyeceklerini söylememe rağmen ürünün iadesini kabul ettiler. Teşekkürlerimi köşenizden yayınlamanızı rica ediyorum. (Nuray Vurgun)
* İsteğinizi yerine getiriyoruz.
Ağaçlara bakmaktan ormanı göremiyoruz!
"Yalının altında ayazmalar varmış. Uğursuzluk oradan gelirmiş."
Haberin Devamı

