Çoğunuza şaşıyorum. Neden? Çünkü sizin onur haritanız ile benim onur haritam bir türlü örtüşmüyor. Aslında benim onurum devamlı kırılıyor ama her yılın belli bir tarihinde daha çok kırılıyor. Hangi tarih o?
OECD raporlarındaki "gerileme oranlarımızın" ilan edildiği tarih!
Haber şöyle: "İnsani gelişmişlik liginde 11 basamak birden düştük." Bu, "insanı gelişmişlik" ne demektir acaba? Okuyorum: "Sağlık, temiz ve güvenli su."
Daha geçen gün VATAN açıkladı. Papermoon ve Akmerkez'in de sahibi olan Dinçkökler'in tesisinden akan zehirli suları içen vatandaşlar kanser oluyorlarmış. Bu sizin onurunuzu kırmıyor mu? Bu ne yaman çelişkidir, bakar mısınız? Bir kenarda Papermoon adlı lüksün lüksü restoran, diğerinde patlamış borulardan akan, içme suyuna karışan zehirli atıklar. Oysa kaynak aynı! Tek bir kaynakta standart düşüklüğünün bu kadar yerin dibinde ama bir o kadar da gökyüzünde olduğu başka bir çelişkili kurum olabilir mi?
Devam ediyorum: "Kadınların toplumsal yaşamda eşit fırsatlara ulaşabilmesi." Hoppalaaa! Bu cetvel de nereden çıktı şimdi? Bizim hanımlar genelde buna hiç kafayı takmazlar. Oldum olası takmazlar. Yok eşit hakmış, yok erkeklerle eşit hakmış! Ne gerek var ki? Bir de bu sebeple mi dayaklar yensin?
"Toplum sanki kadınlar eşit olmazsa ilerlemez mi?" diye hanımların çoğu değerlendirme yaptıkça benim onurum kırılır.
Mardin'de binlerce köylü elektrikten yoksun ve susuz yaşamaktadır. Bunu duyunca onurum kırılır.
Seddülbahir'de kendimi bildim bileli Yahya Çavuş Amtı'nı ziyaret edenler tuvalet aradıklarında köylüler onlara ağaç altlarını ve top tabyalarını göstermek zorunda kalırlar. Neden? Çünkü "Milli Park" izin vermemektedir. Bu benim onurumu kırar.
Anadolu'nun bilmem hangi köşesindeki bir dağ köyünün 1940'da yaptığı telefon müracaatları 2003'te yerine getirilmiştir. Benim onurum kırılır.
İskoçya'lı bir bebek, bir maganda kurşunuyla öldürülünce benim onurum paramparça olur.
Şiddet ve kavgalı iletişim alışkanlıkları, töre cinayetleri benim onurumu kırar.
Birbirimizi çekemeyip, kıskanıp derhal çelme takmamız benim onurumu kırar.
Ülkede hâlâ milattan önceki şartların hüküm sürdüğü bölgelerin var olması benim onurumu kırar.
GAP'tan bugün tık çıkmaması benim onurumu kırar.
Yol tünellerinin patates deposuna dönmesi benim onurumu kırar.
Denizde kum, bende kırılganlık. Asıl derdim ne bilir misiniz? Kimsenin aldırdığı yok. Asılmışlar ekonomi, gurur, güç, türban, enflasyon, kıskançlık, alınganlık, şiddet, ben sana gösteririm, namaz üç vakit olur mu, IMF gibi iplere habire sallanırlar.
"OECD'de kim oluyor? Patlatırım şimdi haaaaa!"
Dikkat... Dikkat...
Yurdun birçok köşesinden soru geldiği için bildiriyorum. Kayısı reçelimi Dr. Oetker'in Reçelyap'ı ile yaptım. Hem ölçüleri veriyor, hem çabuk oluyor, hem de kıvamlı oluyor. Afiyet olsun!
Acaba 'onur haritalarımız' neden birbiriyle uyuşmuyor?
Çoğunuza şaşıyorum. Neden? Çünkü sizin onur haritanız ile benim onur haritam bir türlü örtüşmüyor. Aslında benim onurum devamlı kırılıyor ama her yılın belli bir tarihinde daha çok kırılıyor
Haberin Devamı

