Abidin'in askerlik hatıralarına devam ediyorum

Bu yıl Abidin'in kulakları, eskisi kadar iyi duymuyor. Bastonu elinde, iğdelerin altına oturduk. Sabah saat 07.00. Güneş muhteşem, hafif esen rüzgâr daha da güzel

Haberin Devamı

Bu yıl Abidin'in kulakları, eskisi kadar iyi duymuyor. Bastonu elinde, iğdelerin altına oturduk. Sabah saat 07.00. Güneş muhteşem, hafif esen rüzgâr daha da güzel.

"Askerliğini kaç yılında yapmıştın sen Abidin?"

"47'de başladım, üç yıl sürdü."

"Ne olarak yaptın?"

"Jandarma eri be!"

"Hangi merkezdeydin?"

"Balmumcı'daydık. Ama kere, bi gün benim arkadaş vaa, kaçtık onunla. Baktık sokaktan güzeee bi kadın gidiiiy. Ben didim ki, gel takip edek. Olurdu, olmazdı biz takip ettik. Kadın, ara sıra arkaya dönüp bize bakıyooo. Biz çaktırmıyoz. O gitti biz gittik..."

"Abidin, ne yapmayı planlıyorsunuz?"

"Heeecccc! Takip ediyoz işte! Serserilik. Başka bişeyn değil. Neyse bi de baktık kiii, uleeeee, kadın jandarma karakolundan içeri giriy. Koş Haşmet didim. Koş, geri koşalım bu karı bizi şikâyet idicek! Biz tabanvaya kuvvet koşa koşa koğuşa geldik. Biliyoz ne olacağını. Biraz sonra jandarma başçavuşu geeedi. Biz yataktayız. Uyku numrası yapıyoz güya. Kadın da yanında."

"İnanmıyorum Abidin!"

"İnan inan! Jandama başçavuşu didi bize: 'Kalkın bakiiim!' Biz ne olduğunu anlamamış gibi yaptık. Ne vaaa? Me vaaa? Oturunca yıtakta kadına, 'Bunlaaa mı? İyi bak haaaa!' didi."

"Tamam başçavuş bunlaaa. Hatta bana laf attılaaaa! (İçimden dedim seni o.....k... vay. Hiç de laf
atmadıydıkdı). Neyseee ertesi gün çavuş beni çığırdı. Topla eşyalarını hemen, gidiyon."

"Yahu baş çavuşum nireye gidiyom? Niye gidiyom?"

"Edirne'ye gidiyon. Yarım saat sona hazır ol. Tren kalkacak dimez mi? Yahu bi kadın yüzünden taaa Edirne'ye sürüldüm beeeee!"

"Ahh Abidin, ahh!"

"Niyse. Aldık kaputu maputu. Geedik Sirkeci'ye. Bindik trene. Hava soğuk. Lüleburgaz Müleburgaz, ne karın ağrısı yeeerse, çavuş geedi, didiki: 'Kak, iniyon buuuda!' Mecburi inicin tabii. İndik biz de... Yürü babam yürü. Çavuş önde ben arkada. Gece oldu kimbilsin kaç? 'Hadi yat' didi çavuş. Ertesi sabah bi uyandım ki kemiklerim donmuş. Ayaklanm acıyyyy! 'Çavuşum, ben gidemiycem be yavu' dedim. Baktı ayaklara. 'Hadi bin gene trene' dedi. Allah'tan Edirne'ye yürümeden geeedik!"

"Bir çay daha vereyim mi Abidin? İster misin?"

"Yok sağol. Hadi bana müsaade. Vaydanım bekler beni. Hoşçakal."

Okuyucu mektubu
Bunun adı, "Bugün git yarın gel" taktiğidir
* Güzinn Kundura'dan şikayetçiyim. Okuldan mezun oldum. Kep törenime bir hafta kala, bir ayakkabı siparişi verdim. Altı gün sonra gelip almamı söylediler. Dedikleri gün gittiğimde, "Henüz bitmedi, yarın gelin" dediler. Ertesi gün yine gittim. Bu sefer de, "Şu anda hazır değil, saat 14.30'da gelin. O zaman mutlaka hazır olur" dediler. Dedikleri saatte gittim. Biraz beklememi söylediler. Burada daha fazla oyalanamazdım çünkü kep törenim 17.00'deydi. Aceleyle hiç de güzel olmayan başka bir ayakkabı alarak törene yetiştim. Bu olay beni çok üzdü. (Menemen'den bir okuyucum)

* Ne kadar üzüldüğünüzü tahmin edebiliyorum. Kep giyme törenlerinin önemli olduğunu bilenlerdenim. Ismarlama ayakkabıyı her ayakkabıcı yapamaz. Tabii ki firmanın sizi oyalaması hiç de hoş değil. "Biz bu ayakkabıyı yapamayız" deselerdi siz de kendinize uygun bir ayakkabı seçebilirdiniz.

DİĞER YENİ YAZILAR