ABD'de bir Osmanlı tanıtım hikâyesi

1987'de ABD'de üniversiteye devam ederken müzecilik dersi almıştım

Haberin Devamı

1987'de ABD'de üniversiteye devam ederken müzecilik dersi almıştım. İlk derste profesör, okul müzesinde o sömestr hangi ülke eserlerinin sergileneceği konusunda öğrencilerle konuştu. Sonunda Pacific Rim dedikleri Asya'nın Pasifik Okyanusu'na kıyısı olan ülke eserlerini sergilemek üzere karar verildi.

Ben elimi kaldırdım ve müzenin küçük bir köşesinin Osmanlı eserlerine ayrılıp ayrılamayacağını sordum.

Kabul edildi. Profesör Foster, Hitit uzmanıymış. Ülkemize 5 kez gelmiş, beni destekledi. Güney Kaliforniya'da yaşayan Türk dostlarımızın ne kadar değerli eserleri olduğunu o zaman öğrendim. Hepsi sergiye katkıda bulundular. Ben elime aldığım her konuyu büyütmekte usta olduğumdan şöyle bir plan yaptım ve kabul ettirdim:

Serginin açılışında profesörüm, Hititler üzerine okulun en büyük salonunda slaytlı bir konferans verecekti. USC'de okuyan (ve okutan) Türklerden oluşmuş bir folklor ekibi gösteri yapacaktı. Başkonsolos ve eşinin bir kurdeleyi keserek açacaklan müzede eserler incelenirken Türk mutfağından börek ve köfte ikram edilecek, Türk şarapları ve portakal suyunun verileceği bir kokteyl gerçekleşecekti.

Gece gündüz çalıştık. Müzenin yarısından fazlası Osmanlı eserleriyle doldu. Okulun Grafik Sanatları Bölümü'ne muhteşem bir Osmanlı haritası hazırlattım. Başkonsolos'un eşi, aşçılarına börek ve köfteleri yaptıracaktı. Türk şaraplan ithal eden bir arkadaşımız teberruda bulundu. Olay tarihinden bir hafta önce, Güney Kaliforniya Türk-Amerikan Derneği Kültür Başkanı, akşam beni telefonla aradı: "Ayşe Hanım. Heyecanınızı anlıyorum ancak biz Türkler'den başka kimseler gelmeyecek. Haberiniz olsun da moraliniz bozulmasın. Biz burada yıllardır neler yaptık. Hiçbirisi Amerikalılar'ın dikatini çekmedi. Şaşırmayın diye sizi uyarmak istiyorum." Teşekkür ettim.

Ertesi sabah okulumun Halkla İlişkiler Müdürü'nü ziyaret ettim. Müzemizde çok önemli bir olay gerçekleşeceğini, basın bildirisiyle bu etkinliği Los Angeles Times başta olmak üzere tüm önemli yayın organlarına göndermelerini rica ettim. Bildiriyi de kendim hazırladım. Duyurma işini kendilerine bıraktım. Etkinlikten bir gece önce Başkonsolos geç bir saatte beni evden aradı. "Ayşe Hanım, rektörünüz beni aradı. Ermeni asıllı Amerikalılar bu gece evini adeta basmışlar. Ellerinde bir kaset varmış. Osmanlı'nın gerçekleştirdiğini iddia ettikleri soykırımın görüntülerini rektöre zorla izletmişler.

'Bu okulun kuruluş ve işletme giderlerine şu kadar maddi katkıda bulunuyoruz. Nasıl olur da böyle bir uygarlığı bizim ayakta tuttuğumuz üniversitenizde sergilersiniz? Etkinliğin iptal edilmesini istiyoruz' demişler. Rektörünüz işin tehlikeli boyutlara vardığını bildirmek için beni uyardı. Biz eşimle yarın akşam gelmiyoruz. Etkinliği iptal etseniz isabetli olur" dedi.

Donup kalmıştım. Şöyle bir soru sordum: "Bu saatte hiçbir iptal olamaz ancak bana şoförünüzle börek ve köfteleri yollayabilir misiniz?" Söz verdi. Uykusuz bir gece geçirdim.

Yarın: Ermeni lobisi harekete geçiyor

Okuyucu mektubu
Bu nasıl bir dikkatsizlik ve ehliyetsizliktir"
■ İzmir'de oturan bir emekliyim. Ankara'daki kızımı ziyarete gittiğimde gözümden rahatsızlandım ve 9. 01. 2004 tarihinde Ankara Özel Kudret Göz Hastanesi'nde muayene oldum. Reçete tarihi 2003 olarak yazılmıştı. İzmir'e dönmüştüm. Geri gönderip yenisini yollattım. Reçeteyi yaptırdım ama gözlerim iyice bozulmuştu. Bu kez Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne gittim. Profesörün verdiği reçeteyle daha önceki reçeteden çok farklıydı. Şimdi rahatım ama benim gibi parası olmayıp bu cefayı çeken vatandaşların durumu ne olacak? Bu ne biçim dikkatsizlik ve ehliyetsizliktir? (Güngör Tokcan)

* Şikayetlerinizi köşemize alıyoruz. Kudret Göz Hastanesi yetkililerinden eğer bu konuda bir açıklama gelirse buradan yayınlayacağız.

DİĞER YENİ YAZILAR