23 yaşında bir öğretmenim

Selam! Ben 23 yaşında genç bir öğretmenim. Bitlis'te görev yapıyorum. Türkiye'nin en mahrum ikinci ilçesinin köyündeyim. Gerçekten çok zor şartlarda çalışıyoruz

Haberin Devamı

Selam! Ben 23 yaşında genç bir öğretmenim. Bitlis'te görev yapıyorum. Türkiye'nin en mahrum ikinci ilçesinin köyündeyim. Gerçekten çok zor şartlarda çalışıyoruz. Elektrik, su, yol, kısacası her şey problem. Başlangıçta hiç alışamamıştım. Ancak öğrencilerin sevgiye hasret gözlerini gördükçe düşüncelerim değişmeye başladı. Bu şartlarda yaşamaya devamlı mahkûmlar. İnanın hemen hemen bütün öğrencilerin kalem defter ihtiyacını kendimiz karşılıyoruz. Ancak bu yeterli olmuyor. Sizden bir isteğim var. Belki küçük çaplı bir kampanya düzenlenebilir ama benim için anlamı çok büyük olacaktır. Sizin gibi duyarlı bir kişiye ulaşmaya çalıştım. Çevrenizin de geniş olduğunu düşünerek size yazdım. Cevap bekliyorum. Lütfen bu genç öğretmene kulak verin...

***

Canım öğretmenime sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Bir kampanyayla Bitlis'teki küçük öğrencilere yardım elimizi hep beraber uzatalım istiyorum. Gelgelelim ne okul adı var, ne e-posta adresi var, ne de telefon numarası. İletişim kurabilmemiz için okulun telefon numarasını ve adresini derhal gönderiniz! Şimdi, yukarıdaki mesajın bir cümlesi çoğumuzun içinde, kapanmak bilmeyen büyük bir yarayı tekrar kanattı. Hangi cümle o? "(Öğrenciler) Bu şartlarda yaşamaya devamlı mahkûmlar." Asıl önemli mesel budur işte! Hükümetin gündeme getirdiği "hayati" kabul etmediğim gündem maddeleri, bu öğretmenin sorunları yanında bence solda sıfırdır! Benzer cümleyi, ülkemizin birçok ücra köşesinden duyuyorum. Sizler duymuyorsanız, kulaklarınızı bile bile tıkamışsınızdır demektir.

Oysa hükümet olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, medya olarak bu sesler kulağımızda "çın çın" ötmeli. Bizleri harekete geçirmeli. Bakın ne diyor genç öğretmenim: "Zor şartlarda görev yapıyoruz. Elektrik, su, yol, kısacası her şey problem!" Bunun tercümesi şudur: "Ayşe Hanım, buralarda su yok, yol yok, elektrik yok (varsa da kesintiler çok)!" Efendim bunu deşifre edemiyorsak, nefes almadan yöreye yardım eli uzatamıyorsak bunun yerine, "Yok kamu alanı nerede başlar? Başladıysa nerede biter? Başlamadıysa, başlamalı mı? Evde mi başlamalı? Yolda mı başlamalı? Şeyde mi başlamalı!!!" gibi bence hiç de hayati olmayan konularla devamlı gündem işgal ediliyorsa, değerli Milli Eğitim Bakanımız bu öğretmenlerimizin sesini duymuyorsa, o zaman nerede kaldı AKP'nin "Halkın yanında olacağız" sözleri? Gelmiş geçmişlerden ne farkı kaldı AKP'nin? Geçmişte de böyleydi. Bu öğretmen arkadaşımın yaşadığı zorluklar, milattan önceden beri bu yörede (ve güzel ve çetin Anadolu'nun birçok yerinde) devam edegelmekte, ama gündem nedir? "AB bize tarih verecek mi?"

Yatıyoruz, kalkıyoruz konu bu! Verirlerse ne olur? Vermezlerse ne olur? Aslında gündemin, öğretmenimizin yukarıda belirttiği konular olması gerektiğini kimse bilmiyor mu Türkiye'de? Bu öğretmenin ve onun gibi haykıran binlerce öğretmenin sesleri ne zaman duyulacak? Değerli öğretmenimden iletişim numaralarını tekrar rica ediyorum. Gelince hep beraber yardım elimizi uzatacağımızı ümit ediyorum!

Dikkat... Dikkat...
Kâmuran Gürün'ün ardından..
Kâmuran Bey bilgili, donanımlı, kendinden emin, esprili, olağanüstü beyefendiydi. Eşi değerli Gencay Gürün'ün yeteneklerini, yaratıcılığını her zaman takdir etmiş, teşvik etmiş ve daha da basardı olması için elinden gelen desteği göstermişti, Los Angeles'ta yaşarken Ermeni asıllı Amerikalıların, Türkiye aleyhine yaptıkları onlarca etkinliğe karşı koyabilmek için
köyümüzdeki Torrance Kütüphanesi'nde araştırma yaptığımızda, Türkiye'nin görüş açısını belirten objektif gerçeklere dayalı bir tek kitap bulabilmiştik. Bu kitap, Kâmuran Gürün'ün hazırladığı, Ermeni ve Osmanlı gerçeklerini şeffaf biçimde ortaya koyan, detaylı tek çalışmaydı. Ülkeye döndükten sonra Ruhat ve Güngör Mengi'nin bir davetinde tanıştığımız muhterem Gürün'e Haluk ile teşekkürlerimizi arz ettiğimizde gösterdiği mütevazı yaklaşımından dolayı kendisine bir kez daha hayran kalmıştık. Memleket çok deneyimli ve bilgili bir evladını kaybetti. Başta değerli ahbabımız Gencay Gürün olmak üzere Leyla ve Ayşe Alemdar ile tüm aile bireylerine başsağlığı diliyor, Sayın Kâmuran Gürün'e Allah rahmet eylesin diyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR