2004 "Trafik" yılıdır!

Sayın Abdülkadir Aksu'dan öğreniyoruz ki, 2004 Trafik Yılı ilan edilmiş. Bence çok da iyi yapılmış

Haberin Devamı

Sayın Abdülkadir Aksu'dan öğreniyoruz ki, 2004 Trafik Yılı ilan edilmiş. Bence çok da iyi yapılmış. Bu sorunla yaşamak zorunda olan Türk halkı, alınacak her önlem için müteşekkirdir. Trafik cezaları artırıldı. Bu çok gerekli bir önlem. Biliyoruz. Ancak geçen hafta yaşanan karlı hava şartları bir noktaya benim dikkatimi çekti ve bu düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Biliyorsunuz, kilitlenen trafik noktalarından ilerleyemeyen halkın büyük bir çoğunluğu donma tehlikesiyle karşı karşıya kalarak geceyi otomobilinde geçirdi. Yetkililere bunun nedenini sorduğumuzda, "Sağ şerit dolu olduğu için, yol açıcı ve tuz dökücü araçlarımız kilit noktalara ilerleyemediler" dediler.

İşte tam burada biraz durmak istiyorum. Trafik ceza miktarları belirlenirken acil anlarda kullanılmak üzere yapılmış bu emniyet şeridini işgal eden vasıtalardan, o gün kaç lira ceza kesildi?

Hatta hiç ceza kesildi mi? Yoksa "Ahhh ne yapsın garibanlar, sıcacık yuvalarına kavuşmak için tüm şeritleri dolduruyorlar. Nasıl kızıp ceza keselim biz bunlara?" havalarına mı girildi? Bakınız İstanbul şoförlerinin gelişi güzel, sağ şerit kullanma alışkanlığına son verilmesi gerekiyor.

Bunları kendi idrak ve izanlarına bırakırsanız hiçbir zaman gerçekleşmez. Mecburen ceza kesmek zorundasınız.

Bu tür cezalar daha önce uygulansaydı emin olunuz o akşam sağ şeritlerin hepsi açık kalır, hem ambulanslar hem itfaiye araçları hem de kar açıcı ve tuz dökücü vasıtalar düğüm noktalara varır ve tıkanıklıkları giderirlerdi.

Defansif sürücü
Sayın Aksu demişler ki: "Trafik kazalarında yaşamını yitirenler Kurtuluş Savaşı zaiyatımızdan daha fazla." Doğrudur. Her dikkatsiz, korkusuz, uykusuz, gurur yüklü, beceriksiz ve aceleci şoför, potansiyel bir katildir. Birçok şoförümüzün de bu saydıklarımdan sadece tek hasleti değil, birçoğunu bir arada taşıdığına inanıyorum. Bu münasebetle, oğlum Ahmet Özgün'ün her hafta ekrana gelen SİNYAL programında yarattığı bir slogana değinmek istiyorum.

Ahmet, "defansif sürücü" diye bir kampanya başlattı. Katılıyorum. Bizler vasıtalarımızı çok itinalı ve dikkatli bir biçimde kullansak bile karşımızdakinin ne yapacağı maalesef hiç belli olmuyor.

Örneğin ışık yeşil olunca geçilir mi? Aslında geçmek gerek ancak yan yoldan kırmızı yandığı halde geçmeyi kendine hak gören bir sürücünün size süratle çarpmaya hazırlandığını nereden bileceksiniz?

Ön, arka ve iki yanımızı devamlı kontrol eden elektronik radar gibi olmamız gerekiyor. En ufak dalgınlığı affetmiyor bu kazalar!

Geçenlerde Eceabat'ta araba vapuruna yetişmek için karda hız yapan ailenin başına geleni hâlâ unutamıyorum. Ne kadar boşu boşuna ve ne kadar yazık!

Trafik kazaları sonucu, yakınlarını manasız bir biçimde kaybedenlere buradan tekrar sabır diliyorum ve cezaların artırılarak sağ şeridin açık tutulmasını bir de herkesin defansif sürücü olmasını rica ediyorum.

Yeşil ile lacivert pasaport arasında fark var mı?
■ Hükümet, 1. ve 2. dereceden memurların (hakimler, mühendisler, müdürler vs.) kazanılmış hakları olan yeşil pasaportu ellerinden alacakmış. Lütfen bu konuyu köşenizde yansıtınız. (Yalçın Dinçsay)

* Doğruyu söylemek gerekirse mühendis, hakim ve müdürlerin yeşil pasaport sahibi olduklarını ve bu pasaportların ne gibi bir avantaj sağladığını da bilmiyorum. Kırmızı pasaportlara vize gerekmiyor ama yeşillere gerekiyormuş. Bu durumda, yeşil pasaportla vatandaşlara verilen lacivert pasaport arasında ne fark var? Yetkililerden bu konuda bir açıklama gelirse yayınlayacağız.

DİĞER YENİ YAZILAR