'KCR556' tamamen Türk mühendisleri tarafından tasarlandı! Milli tüfek bu özelliği ile ilk ve tek...
.

Tamamen Türk mühendisleri tarafında tasarlanan ve üretilen piyade tüfekleri Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına sunuldu.

Tamamen yerli olan KaleKalıp ürünü KCR556 Piyade Tüfeği, modüler yapıda ve her iki elle kullanıma uygun olarak tasarlandı.

Yaklaşık 10 bin atıma kadar bakım ihtiyacı duymadan, kömür birikmesini ve ısı transferini azaltan yapısıyla görev yapan piyade tüfeğinin şarjör hariç ağırlığı 2 kilo 630 gram seviyesinde bulunuyor.

Tüfekler, Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.

KCR556, "Türkiye'nin 15 bin atım namlu ömrü garantisi verebilen ilk ve tek piyade tüfeği" olarak diğer kullanıcılarına da teslim edilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen KaleKalıp Genel Müdürü Selim Erol, "Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir'in de açıkladığı üzere KCR piyade tüfeklerinin kullanımı başladı.

Yerli ve milli üretimle ülkemiz savunma sanayisi sektörünün gelişimine katkı sunmaktan dolayı gururluyuz.

Ar-Ge ve üretim süreçlerinde ülkemiz mühendislerinin emekleriyle tasarlanan ve yüzde 100 yerli bir ürün olan KCR556 Piyade Tüfeği'nin gerek teknolojisi gerek kullanım kolaylığı gerekse yüksek güvenilirliği açılarından güvenlik güçlerimize fayda sağlayacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.

Türk savunma sanayisi, düşman füzelerini lazer teknolojisiyle etkisiz hale getirecek Nazar Sistemi'ni geliştirdi. Meteksan Savunma tarafından geliştirilen ve 15'inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF 2021) da tanıtılan Nazar Sistemi'ni ilk kez Anadolu Ajansı görüntüledi.

Sistem, yönlendirilmiş lazer kamaştırma ve fonksiyonel imha teknikleriyle elektro-optik ve kızılötesi arayıcı başlıklara sahip füzeleri etkisiz hale getiriyor. Meteksan Savunma Genel Müdür Yardımcısı Özgür Cankara, AA muhabirine, elektro-optik ve kızılötesi arayıcı başlıklara sahip üçüncü ve dördüncü nesil füzelerin son yıllarda özellikle askeri üsler ve stratejik sivil hedefler için önemli bir tehdit haline gelmeye başladığını söyledi.

Füze sistemlerindeki gelişmeye paralel olarak tüm dünyada bu tür füzelere karşı nasıl önlemler alınacağına ilişkin ciddi çalışmalar yapıldığını belirten Cankara, Türkiye'de yürütülen çalışmaların en önemlilerinden birinin Nazar Projesi olduğunu ifade etti. Cankara, Meteksan Savunma olarak Nazar Projesi'ne 2016 yılında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) ile imzalanan sözleşme kapsamında başladıklarını hatırlatarak, projenin aşamalar halinde devam ettiğini bildirdi.

"Süper güçlerde var"
Nazar Projesi'nin hedefinin, askeri üs ve tesisler ile Deniz Kuvvetlerinin önemli platformlarının elektro-optik ve kızılötesi arayıcı başlığa sahip füzelere karşı korunması olduğunu vurgulayan Cankara, şöyle konuştu: "Bunu yaparken de aslında diğer konvansiyonel sistemlerden farklı olarak bu kez lazer teknolojilerini kullanıyoruz. Lazer teknolojileri şu anda elektronik karşı tedbir amacıyla kullanabilen dünyada çok az sayıda ülke var, bunlar da daha çok 'süper güç' dediğimiz ülkeler. Sahaya inen ürünler ise bir elin parmaklarından çok daha az. O yüzden Nazar Projesi ile elde ettiğimiz yetenek gerçekten ülke savunması açısından önümüzdeki 10 yıl içinde çok büyük bir değer yaratacak ve ortaya çıkacak ürünler dünya pazarında önemli bir ihracat kapısı olacak."

"Kedi gözü parlamasıyla"
füzeyi yakalıyor Nazar Sistemi'nin çalışmasına ilişkin de bilgi veren Özgür Cankara, şunları kaydetti: "Bir füze sistemi hayal edelim. Bu füze bir tehdit olarak platformumuza doğru geliyor. Nazar, öncelikle doğru dalga boyunda bir lazer kaynağı ile bu füzeyi aydınlatıyor. Aydınlattığı sırada füzenin arayıcı başlığında 'kedi gözü parlaması' dediğimiz bir yansıma oluşuyor. Biz onu çıplak gözle göremiyoruz ama Nazar Sistemi'nin kameraları bu parlamayı fark ediyor ve takip etmeye başlıyor. Takip ederken de doğru modülasyonda yönlendirilmiş bir lazer ışınını arayıcı başlığa doğru yönlendiriyor. Bu sırada arayıcı başlık körleşiyor, hedefini göremez hale geliyor ve artık füze hedefe değil, bambaşka bir yere doğru yönleniyor. Dolayısıyla bulunduğumuz hedef, platform için bir tehdit olmaktan çıkıyor."

Füzelere karşı etkili, düşük maliyetli çözüm
Nazar'ın güvenlik güçlerine sağlayacağı katkılara işaret eden Cankara, öncelikle şu anda envanterde bulunan karşı tedbir sistemleriyle karşılaştırıldığında sistemin çok daha ileri mesafelerden bu füzeleri etkisiz hale getirebileceğini dile getirdi. Cankara, "Ayrıca Nazar Sistemi lazer teknolojilerini kullandığı için söz konusu füzeler şu anda bu tür teknolojilere karşı çok dirençsiz. Bu yüzden de Nazar Sistemi'nin etkisi oldukça yüksek olacak. Diğer yandan çok maliyet etkin bir sistem çünkü sadece lazer ışığı kullanıyor bu tür operasyonlar için." dedi. Cankara, Nazar'ın sadece savaşta değil, aynı zamanda barış zamanında da elektronik karşı tedbir sistemlerini geliştirmek, denemek amacıyla bir test ve eğitim yardımcısı olarak da kullanılabileceğini anlattı.

Kara sistemi tamam, deniz sistemi geliyor
Projenin birinci aşaması olan Nazar Kara Sistemi'ni tamamladıklarını açıklayan Cankara, bundan sonraki sürece ilişkin şu bilgileri verdi: "Bu sistem bir hareketli platform üzerine konuşlandırıldı ve ihtiyaç duyulan mevzilere hemen taşınabiliyor, kendi başına çalışabiliyor. İkinci aşamada bunun deniz versiyonunu yapacağız. Buna da 'Nazar Deniz' diyoruz Bu da Deniz Kuvvetlerimizin değerli platformlarını korumak üzere askeri gemilerin üzerine konuşlandırılacak. Şu anda kabul testleri aşamasındayız. Kabul testlerinin önümüzdeki aylarda tamamlanacağını düşünüyoruz. Bu sene sonu itibarıyla sistemin envantere girmesini bekliyoruz. Sistemin ilk kullanıcısı Deniz Kuvvetleri olacak. Deniz Kuvvetleri bu sistemi kendi belirleyeceği bir askeri üsse yerleştirecek ve o üssün korunmasıyla ilgili Nazar Sistemi görevine başlayacak."

Çok daha etkili koruma kalkanı
Nazar'ın farklı platformlarda kullanımına yönelik çalışmaların da gündemlerinde olduğunu ifade eden Cankara, daha küçük platformlarda yararlanılabilmesi için sistemi küçültmekle ilgili planlı bir çalışmaları bulunduğunu bildirdi. Cankara, "Bu çalışma inşallah sene sonuna doğru başlayacak, yine SSB altında yürütülen bir proje olarak devam edecek." diye konuştu. Nazar Kara Sistemi'nin bilinen tüm kızılötesi ve elektro-optik arayıcı başlıklı sistemlere karşı görev yapabildiğine dikkati çeken Cankara, "Tehditlerin geneline baktığımızda belki de sadece iki dalga boyuyla yüzde 80 tehdidi yönetebilecek bir sistem haline de getirebiliriz. O yüzden bu sistemi küçültmekle ilgili bir çalışmamız başlayacak." ifadelerini kullandı.

Cankara, sistemin menziline ilişkin, "Şu anda sahip olduğumuz sistemlerin 2 katı daha uzak mesafelerden bu füzeleri etkisiz hale getirebileceğimizi söyleyebilirim. Böylece değerli platformlar için mevcut koruma kalkanlarının çok daha üstünde yepyeni bir koruma kalkanı sağlamış olacağız." bilgisini verdi.

15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF’21) CANiK markasıyla, dünyanın önde gelen hafif silah üreticilerinden olan Samsun Yurt Savunma (SYS) 2012 yılından bu yana sürdürdüğü Ar- Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiği Türkiye’nin yerli ve milli uçaksavarını ilk kez sergiledi.

Uçaksavara ilişkin bilgi veren Genel Müdür C. Utku Aral, seri üretime geçtiklerini hatta ilk teslimatı Kuveyt’e yaptıklarını söyledi. Aral, 1 dakikada 600 mermi atan uçaksavarın etkili menzili 2 kilometrelik menzil olduğunu dile getirdi.

‘Yerli ve milli uçaksavar’ olarak tanımlanan CANiK M2 QCB 12.7 mm ağır makineli tüfeğiyle dünyada bu silahı üreten 5’inci ülke olan olduklarını aktaran SYS Genel Müdürü C. Utku Aral, ilgiden memnun olduklarını ve fuarın verimli geçeceğini ifade etti. Fuarın zamanlamasının doğru olduğunu belirten Aral, “Türkiye’nin ilk uçaksavar silahını sergiliyoruz. Yurt dışından siparişlerimizi aldık, teslimatlara başladık” diye konuştu.

KULLANIM ALANI GENİŞ, YERLİ ÜRETİM
Uçaksavarın kullanım alanının çok geniş olduğunu aktaran Aral, “O nedenle uçaksavara sahip olmak önemli. Bugüne kadar bu silahı genelde Batı ülkeleri üretiyordu, ulaşım sıkıntısı vardı.

Dünyada bu uçaksavarı üreten 5’inci şirket olarak yerlileştirdik, beklentimiz büyük. Silahımızın ömrü muadillerine göre neredeyse iki kat daha fazla. Sadece silahı satmıyoruz, kara, hava ve denizde nasıl entegre edileceğine dair çözümler de sunuyoruz.

Kullanıcının silahı alıp başka bir firmadan tedarik etmesi gereken parçalarını da bizden almış oluyor. Aksesuar programı, üzerindeki optikler yerli üretimdir ve biz alan kullanıcıya veriyoruz” ifadelerini kullandı.

MENZİLİ 6 KİLOMETREYE KADAR ÇIKIYOR
Uçaksavarın etkili menzili 2 kilometre ama doğru bir optik kullanımıyla 6 kilometreye kadar aktif şekilde çıktığını söyleyen Aral, “Denizde ve havada uçaksavarı rahatlıkla bir hedefi vurmak için kullanabilirsiniz.

Eğer uçakta kullanacaksanız 400 mermi içine alabiliyorsunuz. Karada kullanımında ise bu rakam artıyor. Gemide kullanacaksanız da hiçbir problem yok istediğiniz kadar mühimmat yükleyebilirsiniz” dedi.

YURT DIŞINDAN BİN 200 ADETE YAKIN SİPARİŞ ALINDI
Ürünlerin yüzde 95’ini ihraç ettiklerini anlatan Aral, “Türkiye’nin 750 adet ihtiyacı var, siparişini aldık.

Irak, Kuveyt, Nijerya gibi ülkelerden bin 200’e yakın adet sipariş aldık.

İhracat odaklı bir firmayız, ürünlerimizin yüzde 95’ini ihraç ediyoruz. Ülkemizin ihtiyaçlarını da tabi ki karşılıyoruz ama esas amacımız ihracattır.

Seri üretime geçtik, 250 adet ürünü teslim etme aşamasına geldik. Kuveyt’e gönderdik, Türkiye’ye vereceğiz. Nijerya ile görüşmeler yapılıyor” diye konuştu.

HEDEF YILDA 3 BİN ADET ÜRETMEK
Yılda 3 bin adet uçaksavar üretmemeyi hedeflediklerini belirten Aral, “Daha sonra ihtiyaca göre bu sayıyı 4 bine çıkarabiliriz. Uçaksavar dakikada 600 mermi atıyor.

Bide daha hızlı bir versiyonunu geliştirdik, o dakikada 850 atıma çıkıyor.

Üzerinde çalıştığımız M3 uçaksavar ise dakikada bin 100 adet mermi atımına çıkacak” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayi fuarında sergilenen yerli mayı temizleme aracı ‘Mematt’a yoğun ilgi gösterildi. Üretici firma yetkilisi şimdiden Azerbaycan ve Burkino Faso ile imzaların atıldığını açıkladı. Söz konusu ülkelere toplamda 24 adet ‘Mematt’ ihraç edilecek.

15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan fuar merkezinde düzenleniyor. Türk savunma sanayisinin son dönemde geliştirdiği ürünlerin tanıtıldığı fuara yerli ve yabancı katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor. Fuara katılan Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Şirketi (ASFAT) yerli ve milli imkanlarla geliştirdikleri yerli mayın temizleme aracı MEMATT’ı ziyaretçilerle buluşturuyor. Araçtan bu zaman kadar 30 adet ürettiklerini ifade eden İş Geliştirme Uzmanı Yasin Arslan, “Aracımıza oldukça talep var. Bu rakamların yukarılara çıkacağını düşünüyoruz. Fuar oldukça olumlu geçiyor” dedi.

“Anlaşmalar sağlandı; Azerbaycan’la 20 adet, Burkino Faso’yla 4 adet”
MEMATT’ın mekanik mayın temizleme teçhizatı olarak da adlandırıldığını ifade eden İş Geliştirme Uzmanı Yasin Arslan, “Şirketimiz Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıdır. Öncelikle Milli Savunma Bakanlığına bağlı MAFAM’ın ihtiyaçları doğrultusunda 6 adet üretmiştik.

Teslimatların yapılacağı zaman Azerbaycan için bir talep söz konusu oldu. Bununla beraber 20 adet için Azerbaycan ile sözleşme imzalandı. Bunun dışında Burkino Faso ile 4 adet ile imzalar atıldı” şeklinde konuştu.

“Anti personel ve anti tank mayınları imha edilebilmektedir”
Aracın teknik özelliklerinden bahseden Arslan, “Aracımız uzaktan kumanda ile kullanılmaktadır. 500 metre mesafeye kadar uzaktan kumandayla müdahale edilerek saatte 5 kilometreye kadar intikal hızı bulunuyor. Temizleme hızı ise bulunana sahanın uzunluğuna göre saatte yarım kilometre alan ile iki kilometre alan aralığında değişmektedir. Motor düzeneği dışında hidrolik sistem ile idare ediliyor. İki farklı ataşman kullanılmaktadır. Bu ataşmanlarda toprağın 21 santimetre derinliğine kadar darbeler ile anti personel ve anti tank mayınları imha edilebilmektedir. Yaptığımız testler de ise yüzde 95’in üzerinde başarı oranı yakalamıştır. Anti tank mayınlarını toplam sekiz kilo TNT’ye denk gelecek şekilde patlatma imkanımız oldu. Aracımızda da hiçbir şekilde zarar gelmedi. Tasarımı ise kendine özgündür” ifadelerini kullandı.
Aracın yerli ve milli imkanlarla üretildiğine de değinen Arslan, “Yurt dışı ve yurt içi olmak üzere 30 adet aracımızdan ürettik. Aracımıza oldukça talep var. Bu rakamların yukarlara çıkacağını düşünüyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Türk savunma sanayisi güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu hafif silahlara yeni yerli çözümler üretiyor.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla son dönemde çok sayıda hafif silah yerli üreticiler tarafından geliştirilerek güvenlik güçlerine teslim edilmeye başlandı.

Güvenlik güçlerinden gelen geri bildirimlerle daha gelişmiş ürünler ortaya çıkarken, operasyon sahasındaki yeni ihtiyaçlar dolayısıyla da farklı arayışlara gidiliyor. Bu çabaların son örneği 40 milimetre Tamburalı Bombaatar oldu.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Silah sistemlerinin tamamında dışa bağımlılığı sona erdirmekte kararlıyız. Birden fazla çeşit mühimmat atabilen ilk çoklu bombaatarımız TG40-BA, ayarlanabilir kızaklı optik nişangahı ve etkili atışlarıyla güvenlik birimlerimizin gücüne güç katacak. Sektörümüzün başarılı temsilcisini tebrik ediyoruz." dedi.

Çoklu bombaatar TG40-BA, TG Savunma tarafından geliştirildi ve kalifikasyon testleri başarıyla tamamlandı. 40 milimetre Tamburalı Bombaatar ile 40x46 milimetre düşük hızlı ve 40x51 milimetre orta hızlı mühimmatlar kullanılabiliyor. Bombaatar, ayarlanabilir kızaklı optik nişangahıyla çatışma bölgesinde 800 metreye kadar etkili atış yapabiliyor.

Bursa'da motor ve aviyonik sistemler haricinde yerli imkanlarla üretilen iki kişilik eğitim uçağının yıl sonunda semada olması planlanıyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ulutek Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde faaliyet gösteren Uçaksan firması, 2018 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmaların sonucunda "Very-Light Aircraft" (VLA) sınıfında 2 kişilik yerli eğitim uçağını projelendirerek üretimine başladı.

Tasarımı firmaya ait olan çok hafif uçak sınıfındaki hava aracının, motor ve aviyonik sistemleri dışındaki parçalarının üretiminin tamamı Kayapa Organize Sanayi Bölgesindeki tesislerde gerçekleştirildi.

Montaj aşamasında olan uçağın, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğündeki sertifikasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yıl sonunda uçurulması hedefleniyor.

Uçaksan firmasının kurucu ortağı Emre Balcı, AA muhabirine, projeye havacılık alanında gördükleri fırsatları değerlendirmek için 2018'de başladıklarını söyledi.

VLA sınıfında bir eğitim uçağı projelendirdiklerini anlatan Balcı, "Uçak genel olarak eğitim merkezleri ve genel havacılıkta kullanılan bir tip. Bunun Türkiye'de Hürkuş'tan sonra ikinci sertifikalı uçak olmasını istiyoruz.

Hürkuş askeri alanda kullanılırken biz tamamen sivil alanda devam etmeyi planlıyoruz.

Bu uçak sivil alanda yapılmış ilk sertifikalı uçak olacak. Amacımız bundan sonra Türk havacılığına aktif bir şekilde kendi uçaklarımızı kullandırmak." diye konuştu.

"Sınıfına nazaran çok üst düzey bir uçak olması planlandı"
Uçağın tüm tasarımının kendilerine ait olduğunu belirten Balcı, şunları kaydetti:

"Uçağımızın tüm tasarımı ve üretimi bize ait. Uçağın motor ve aviyonik sistemler haricinde tamamını kendi tesislerimizde üretiyoruz. 750 kilogram toplam kalkış ağırlığına sahip.

Tamamen karbon kompozit dediğimiz yüksek malzeme teknolojisine sahip. Bunun haricinde dijital ekranlardan oluşuyor.

Uçağımızın üzerinde oto pilot sistemi de mevcut. Bunun yanında aletli iniş sistemlerine de uygun bir şekilde üretildi.

Yani sınıfına nazaran çok üst düzey bir uçak olması planlandı. Motor dursa bile 62 kilometre hıza kadar uçma yeteneğine sahip bir uçak.

Uçağın üretim aşamalarının bittiğini, montajın sürdüğünü dile getiren Balcı, "Bunu Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde takip ediyoruz.

Hedefimiz yıl sonuna kadar uçağı gökyüzüyle buluşturmak. Şu an eğitim merkezlerinde, tamamen yabancı uçaklarla eğitim alınıyor.

Bizim buradaki hedefimiz yabancı bağımlılığını tamamen kaldırıp kendi ürettiğimiz yerli uçaklarımızı okullarımıza vermek.

Uçak üretimi konusunda personellerimizi yetiştirmek. Bu sayede Türkiye'nin kendine has bir uçak üretim tesisinin olacağını düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Türk savunma sanayisi şirketleri tarafından geliştirilip güvenlik güçlerinin kullanımına sunulan silah sistemlerinde yerli servo motor ve hareket kontrol çözümleri kullanılıyor.

Türkiye'de elektrikli motor üretiminde 60 yıllık bir deneyime sahip olan WAT Motor Sanayi ve Ticaret AŞ, endüstriyel motorlarla geliştirdiği yetenekleri son dönemde savunma, otomotiv ve enerji gibi farklı sektörlerin kullanımına sunmaya başladı.

Savunma ve havacılık sanayisi için özel maksat motorlar ve sistem çözümleri geliştiren WAT??????? Motor, servo motor ve sürücüler, hareket kontrol çözümleri ve sistem tasarımlarıyla Türk savunma sanayisine hizmet veriyor.

Özellikle askeri servo motorlar ve bunların sürücülerine odaklanan şirket, askeri ihtiyaçlar için "kuyumcu titizliğinde" atölye ölçeğinde üretim yapıyor. Askeri araçların silah kulelerinin tahrikinde hassas konumlamaya imkan veren bir ürün ailesi oluşturulurken, geliştirilen motorlarla farklı kalibreli kulelerin ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Bu sayede silah sistemleri hassas konumlama yapıyor ve yüksek performansla görevlerini yerine getiriyor.

WAT Motor Ürün ve Projeler Lideri Barış Tuğrul Ertuğrul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, elektrik motorlarında uzun yıllar içinde oluşan birikimi 2019 yılından bu yana savunma sanayisindeki hareket kontrol sistemlerine yönelttiklerini söyledi.

Ülke için çok önem taşıyan, son yıllardaki gelişimiyle gurur vesilesi olan savunma sanayisini teknoloji ve altyapılarıyla desteklemek istediklerini ifade eden Ertuğrul, şöyle konuştu:

"Savunma sanayisine hizmet etmek hem ülkemiz için bir görev hem de yüksek teknolojili, katma değerli ürünlerin ortaya çıkması için bir fırsat. 2019 yılından itibaren Türkiye'nin önde gelen savunma sanayisi kuruluşlarının çözüm ortağı, partneri olarak görev yapıyoruz. Bu anlamda gerek tasarımı savunma sanayisi kuruluşlarına ait ürünlerin seri imalatı gerekse kendi Ar-Ge gücümüzü kullanarak ihtiyaç duyulan ürünleri üretiyoruz. Sistemlerin beyaz bir kağıttan başlayarak ürünlerde kullanımına kadar geçen tüm süreçleri tasarlıyoruz.

Bu anlamda silah sistemlerindeki hassas pozisyonlama sistemlerini çalıştık. Sadece motor tarafında kalmadık, kendi sistemlerimizde elektronik de çalıştık. Elektrik motorunun performansının ortaya çıkması için içinde gömülü yazılımların çalıştığı hareket kontrol sistemlerinin yüksek performansla sonuç verdiği sistemlerin geliştirilmesi gerekiyordu. Elektronik ekibimizi oluşturduk. Ulaştığımız nokta itibarıyla özgün elektronik motor sürücülerimizde bilinen Avrupalı üreticinin performansının üstünde performans alıyoruz. Bunu sistem üstü, çevre koşulu ve saha testlerinde kanıtlamış durumdayız."

SİLAH SİSTEMLERİNİN KALBİ
Barış Tuğrul Ertuğrul, geliştirdikleri ürünlerin ASELSAN'ın Sarp Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemi, Korkut Kundağı Motorlu Namlulu Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sistemi, Gökdeniz Yakın Hava Savunma Sistemi, Volkan-II Tank Atış Kontrol Sistemi'nde kullanıldığını söyledi.


