Geri Dön

Ozon tedavisi ile hafızayı güçlendirmek mümkün

'Ozon terapisi' olarak da bilinen ozon tedavisinin çeşitli hastalıkların tedavisine tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak uygulandığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Tuba Kurt, “Ozon tedavisindeki amaç; vücudun fonksiyonlarının olması gerektiği hale getirilmesidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ozon terapisi depresyon ve stresin azalmasını sağlıyor ayrıca beyin fonksiyonlarını düzenleyerek, hafızayı güçlendiriyor” dedi.

Ozon tedavisi ile hafızayı güçlendirmek mümkün

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Tuba Kurt, ozon tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Ozon terapisi bilimsel bir tedavidir

Ozon tedavisinin bir alternatif tıp tedavisi değil, bütün etki mekanizmaları açıklanmış, klinik araştırmalarla etkileri kanıtlanmış, modern tıbbın içerisinde bilimsel bir tedavi olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ayşe Tuba Kurt, “Oksijenin kararsız bir formu olan ozon (O3), atmosferde bulunan renksiz ve kokulu bir gazdır. Oksitleme özelliğinin yüksek olması sayesinde mikroorganizmaları ve toksinleri yok ederek günümüzde sterilizasyon ve filtreleme işlemlerinde kullanılan ozon gazından tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak da faydalanılmaktadır. Ozon tedavisindeki amaç vücudun fonksiyonlarının olması gerektiği hale getirilmesidir. Tamamlayıcı bir tedavi olarak kabul edilir. Bu yüzden kişinin mevcut hastalığı için kullandığı medikal tedavi varsa asla bırakılmamalıdır. Mevcut medikal tedaviye yardımcı olarak ozon tedavisi düşünülebilir” diye konuştu.

Bağışıklık sistemini güçlendirebilir

Uzm. Dr. Ayşe Tuba Kurt, ozon tedavisinin etki mekanizması ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Ozon, kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıma kapasitesini ve kanın akışkanlığını artırarak doku ve organların oksijen eksikliğini giderir. Damarlarda genişleme yapma etkisi sayesinde kalp damar hastalıklarında yardımcı tedavi olarak kullanılır. Yaşlanmadan ve vücuttaki birçok fonksiyonun düzgün işlememesinden sorumlu olan serbest radikalleri, vücudun antioksidan kapasitesini artırarak etkisizleştirmektedir. Anti-aging etkisi vardır. Hücre sağlığını koruyarak yaşlanmayı geciktirir, hasarlı hücreleri onarır, hücresel düzeyde de gençleştirici etkisi mevcuttur. Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyon hastalıklarına karşı direnci arttırır. Bakteri virüs ve mantarlar üzerine öldürücü etkisi vardır. Yara iyileşme mekanizmalarının birçoğunu destekler, kronik yara tedavisinde etkilidir. Vücudun şekeri kullanma kapasitesini artırır ve kan şekeri dengeli hale gelir. Kan yağlarının (kolesterol, trigliserit, LDL) seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir. İltihaplı romatizmal hastalıklarda iltihabı azaltıp kas, eklem ve tendonlar üzerine yenilenmeyi hızlandırıcı etkisi mevcuttur. Kireçlenmelerde kıkırdak kaybını azaltarak, eklem içi sıvılarının ve kıkırdak yapımını uyararak eklem ağrılarında azalma ve hareket kabiliyetinde artma sağlar. Vücudun enerji kullanma kapasitesi artar, kişi kendini daha dinç hisseder. Zihinsel ve bedensel yorgunluk azalır. Uyku bozukluğunu düzenler. Depresyon ve stresin azalmasını sağlar. Beyin fonksiyonlarını düzenler, hafızayı güçlendirir.”

Hamilelere uygulanamıyor

Uzm. Dr. Ayşe Tuba Kurt, ozon tedavisinin glukoz-6-fosfat-dehidrogenaz enzim eksikliği olan ‘favizm’ hastalarına ve hamilelere uygulanmadığını söyledi. Ayrıca kontrolsüz hipertiroidi hastalarında, ağır kanama ve pıhtılaşma bozukluğu olan hastalara uygulamada dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.

Uygun dozda yapılmazsa fayda sağlamaz

Ozon tedavisinin bilinen bir yan etkisi olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Kurt “Uygun doz olmadığı durumlarda tedaviden fayda sağlanamaz. Ozon tedavisine başlandıktan 3-5 seans sonra kişide ‘iyileşme krizi’ olarak adlandırılan yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi şikâyetler görülebilir. Tedaviye devam edildiğinde bu şikâyetler yok olur. Bir seansı ortalama 20-30 dakika süren ozon tedavisinde çoğu hastada 10 seans tedavi yeterli olmaktadır. Bazı durumlarda 5 seans yeterli olurken, hastalığa ve hastanın durumuna göre seans sayısı artırılabilmektedir. Tedavinin başında seanslar haftada 2-3 seans ile başlar ve ilerledikçe seans aralıkları açılarak ayda 1’e düşürülür. Medikal tedavilerde de olduğu gibi vücuda alınan her şeyin bir yarılanma ömrü vardır. Bu yüzden uygulayıcı hekimin önerdiği takip aralıklarına uyulmalıdır“ şeklinde konuştu.

Ozon tedavisinin uygulandığı hastalıklar
Uzm. Dr. Ayşe Tuba Kurt, ozon terapisinin birçok hastalığın tedavisinde önemli rol oynadığını söyleyerek ozon terapisinin uygulandığı hastalıkları şöyle sıraladı: Kalp damar sistemi hastalıkları: Hipertansiyon, iskemik kalp hastalıkları, venöz yetmezlikler. Şeker hastalıkları: Diyabetes mellitus, diyabetik ayak ve yaralarının tedavisinde. Otoimmün hastalıklar: Multipl Skleroz, romatoid artrit, psöriazis, Haşimato Tiroiditi.
Nörolojik-nörodejeneratif hastalıklar: Migren, baş ağrıları, Alzheimer, Parkinson hastalığı. Gastrointestinal sistem hastalıkları: Peptik ülser, gastrit, gastro özefageal reflü, ülseratif kolit, Chron irritabl bağırsak sendromu, disbiyozis, konstipasyon, hemoroid. Karaciğer hastalıkları: Hepatitler, hepatosteatoz (karaciğer yağlanması). Solunum sistemi hastalıkları: Astım, KOAH, interstisyel AC Hastalıkları.
Dermatolojik hastalıklar: Herpes-HPV, mantar enfeksiyonları, keloid-skar, akne, selülit, psöriazis, egzema, dermatitler, alerji, ürtiker. Bakteriyel- Viral- Fungal enfeksiyonlar. Göz hastalıkları: Kuru tip makuler dejenarasyon ve diyabetik retinopatiler, iskemik optik nöropatiler. Kas iskelet sistemi hastalıkları: Ankilozan spondilit, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, dejeneratif eklem ve omurga hastalıkları (kireçlemeler), bel-boyun fıtıkları, kas ve eklem tutulmaları, kas krampları. Nöropatiler: Karpal tünel sendromu, huzursuz bacak sendromu ve diğer nöropatik durumlar. Kanser hastalarında: Kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini azaltılmasında, bağışıklığı güçlendirerek enfeksiyonlara yatkınlığın azaltılması. Genital sistem hastalıkları: Tedaviye dirençli enfeksiyonlarda ve hormonal durumu düzenleyici olarak. Üriner sistem hastalıkları: Yeni başlamış böbrek yetmezliğinde ve enfektif glomerülonefritlerde, akut ve kronik böbrek iltihabi durumlarında, tedaviye dirençli alt üriner sistem enfeksiyonlarında (sistit, üretrit )."